Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/642 Esas, 2023/624 Karar

SUÇ : Tefecilik

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

Afyonkarahisar 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2019/363 Esas, 2022/810 sayılı Kararı ile sanığın zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241/1, 43/1, 43/2 ve 52. maddeleri gereğince 3 yıl 29 ay 18 gün hapis ve 3.125 tam gün karşılığı 156.250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/6-7-9. madde ve fıkraları gereği cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına ayrıca aynı Kanun'un 60. maddesi uyarınca sanığa ilgili kurumca verilen iznin iptaline hükmolunmuştur.

B. İstinaf

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 27.02.2023 tarihli ve 2023/642 Esas, 2023/624 sayılı Kararı ile sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık Müdafiilerinin Temyiz İstemi

Hükmün gerekçesinin 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesinde aranan şartlara uygun olmadığına, sanığın lehine olan delillerin toplanmadığına, hükmün gerekçesinin somut delil durumu ile çelişkili olduğuna, delillerin takdirinde ve yasa maddelerinin olaya uygulanmasında hataya düşüldüğüne, usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ve re'sen dikkate alınacak sair hususlara ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı, bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanması gerekeceği, buna bağlı olarak somut olayda İlk Derece Mahkemesince zincirleme suç hükümleri uyarınca, verilen cezadan suçun mağdurunun kamu olduğu gözetilerek suç sayısı nazara alınıp alt sınırdan uzaklaşılarak bir kez arttırım yapılması gerekirken, faiz karşılığı sanıktan borç alan suçtan zarar gören kişilerin de mağdur olarak kabulüyle yanılgılı değerlendirme sonucu sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin iki kere uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edildiği dikkate alınmadan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi,

İddianamede yer verilmediği halde sanığa ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Kanun'un 60. maddesi uygulanmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,

5237 sayılı Kanun'un 6/1-h maddesi uyarınca bir kişinin itiyadi suçlu sayılabilmesi için kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla kez işlenmesi gerekmekte olup Anayasanın 38/4. maddesi dikkate alındığında, kesinleşmiş yargı kararı olmadıkça işlenmiş bir suçtan söz edilemeyeceğinden, itiyadi suçtan hüküm kurulabilmesi için ilk iki suçtan verilen mahkumiyet hükümlerinin kesinleşmesi gerektiği, sanığın adli sicil kaydında tefecilik suçundan kesinleşen mahkumiyet kararı bulunmadığı, bu itibarla koşulları gerçekleşmediği halde sanığın itiyadi suçlu olduğundan bahisle cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesi uyarınca infazına karar verilmesi,

Hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde adli para cezasına esas birim gün sayısının hatalı olarak "3.125 gün" yerine "7.031 gün" olarak gösterilmesi

Kabule göre de;

5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla birinci fıkrası uyarınca artırım yapıldıktan sonra, yine temel ceza üzerinden anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılarak bulunacak miktarın, önceki cezaya ilavesiyle sonuç cezanın saptanması yerine, artırılmış ceza üzerinden artırım yapılarak fazla ceza tayini,

Hukuka aykırı görülmüştür.

III. KARAR

Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için kararı veren Afyonkarahisar 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.05.2025 tarihinde karar verildi.

***