"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/271 Esas, 2023/3027 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2022 tarihli ve 2022/308 Esas, 2022/410 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1, 50/1-a ve 52/2. madde ve fıkraları uyarınca 75 tam gün karşılığı 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.11.2023 tarihli ve 2023/271 Esas, 2023/3027 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın, şikayetçi ... ile katılan ...'ın yargılandığı davanın temyiz aşaması için anlaştığına, eksik inceleme nedeniyle kararın bozulduğuna, eksiklikler giderildikten sonra aynı şekilde hüküm kurulduğuna, müvekkilinin katılmadığı duruşmalarda Adli Tıp Kurumundan rapor beklendiğine, bu durumun yargılamayı olumlu ya da olumsuz etkilemediğine, sanığın müdafilik görevi ile ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğine, katılanın veya kamunun herhangi bir zararı veya mağduriyetinin söz konusu olmadığına, usul ve kanuna aykırı olarak verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Ankara Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın sanık olarak yargılandığı Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/326 Esasına kayden görülen davada sanığın müdafiiliğini üstlendiği, yargılamanın 14 ve 17. celselerine mazeret bildirmeksizin; 20, 24, 29 ve 31. celselerine ise mazeret bildirerek katılmadığı, bu suretle görevini kötüye kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın mazeret bildirmeyerek katılmadığı 14. celsede Adli Tıp Kurumundan (ATK) rapor istendiği, 17. celsede ise tanık dinlendiği, mazeret bildirerek katılmadığı 4 celsede sanık aleyhine herhangi bir işlem yapılmadığı, ATK'dan rapor beklenildiği ve Cumhuriyet savcısı tarafından esas hakkında mütalaa verildiği, sanık avukatın 32. celsede mütalaaya karşı beyanda bulunduğu ve yazılı savunma dilekçesi sunduğu, katılanın yargılama devam ederken 17.05.2019 tarihinde sanık avukatı şikayet etmesine rağmen sanığın 04.12.2019 tarihli süre tutum dilekçesi ile ilk derece mahkemesi kararını istinaf ettiği nazara alındığında, sanığın katılmadığı duruşmalarda katılanın herhangi bir hak kaybı yaşamadığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen suçun oluşması için görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme yanında objektif cezalandırma şartı olan failin fiili ile “kişilerin mağduriyetine" veya "kamunun zararına" neden olma ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlama" şartlarından birinin de gerçekleşmesi gerektiği, somut olayda objektif cezalandırma koşulları gerçekleşmediğinden sanığın atılı suçtan beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçelerle mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın adli sicil kaydında yer alan Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/42 Esas sayılı dosyası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince ele alınması için ilgili Mahkemeye ihbarda bulunulmaması,
5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinde yer alan "... cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hâk ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir" şeklindeki düzenlemeye göre; cezanın bir katından anlaşılması gerekenin, cezanın kendisi olup sanık hakkında hükümde belirtilen 75 günü geçemeyeceği gözetilmeden 90 gün süreyle hâk yoksunluğuna karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi gereği Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.05.2025 tarihinde karar verildi.