"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/516 Değişik iş
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2021/516 Değişik iş sayılı Kararı ile sanık ... hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.07.2021 tarihli ve 2019/840 Esas, 2021/712 sayılı Karara vaki itirazın reddine dair karar verilmiş, anılan kararın kesin olduğu anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.03.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2024 tarihli ve KYB-2024/28906 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2024 tarihli ve KYB-2024/28906 sayılı kanun yararına bozma isteminin "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, müteveffa Şerafettin Yaldız'ın Samsun Bafra Devlet Hastanesinde 15.12.2017 tarihinde yatışının yapılarak 18.12.2017 tarihinde bel fıtığı ameliyatının yapıldığı, serviste takip ve tedavisi sürerken 22.12.2017 tarihinde sabah 08:10’da fenalaşması üzerine serviste olan Dr. ...’a danışıldığı ve servis doktoru tarafından kardiyolojiye haber verilmesinin istenildiği, kardiyoloji doktoru olan sanık Dr. ...’un cep ve hastane telefonundan arandığı ancak ulaşılamadığı, resmi konsültasyon isteği yapılmadığı, akabinde ameliyatını yapan Dr. ... tarafından hasta değerlendirilerek el yazısı ile kardiyoloji konsültasyonu istendiği ve EKG görüntülerinin mesaj yoluyla gönderildiği, 08:44‘te "Hastanın tarafınızca değerlendirilmesi rica olunur" şeklinde sistem üzerinden konsültasyon istendiği, el yazısı ile doldurulan cevap kısmında cevap saati not edilmediği belirtilerek "TA:100/60, EKG: Sinüs ritmi, V2-V6 T(-), troponin kontrol şeklinde konsültasyon" cevabının kayıtlı olduğu, müteveffanın ağırlaşması üzerine MAVİ KOD verilerek genel yoğun bakıma sevk edildiği, yoğun bakımda devam edilen yeniden canlandırma işlemine yanıt alınamayarak müteveffanın 10:40’da öldüğünün bildirildiği olay nedeniyle yapılan yargılama sonunda, Mahkemesince "...Soruşturma izni öncesi düzenlenen ön inceleme raporu, beyanlar ve Şerafettin YALDIZ'ın ölümünün akut koroner sendrom sonucu meydana geldiğine ve sanığın tıbbın gereklerini yapmaması sebebiyle kusurlu olduğuna ve eylemi ile ölüm olayının meydana gelmesi arasında nedensellik bağı bulunduğuna ancak tıbbi gereklerin yerine getirilmiş olması halinde dahi ....'ın kurtulmasının kesin olmadığına dair Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun raporu birlikte değerlendirildiğinde; sanığın davranışları ile meydana gelen ölüm neticesi arasında nedensellik bağının kesin olarak belirlenemediği, bu nedenle sanığın meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulamayacağı, bununla birlikte Akut Koroner Sendrom teşhisi ile acilen Koroner Yoğun Bakım Ünitesine alınarak medikal tedaviye başlanıp invaziv girişim yapılması gerektiği, yapılmayıp sadece troponin takibi yapılmasının istenilmesi suretiyle sanığın görevinin gereklerini yerine getirmekte ihmal gösterdiği..." şeklinde gerekçe ile mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de;
Dosya içerisinde yer alan Samsun Bafra Devlet Hastanesi Konsültasyon Uygulama Prosedüründe, sorumlu ve konsültan hekimliğin tanımlanarak sorumluluklarının belirlendiği, konsültasyon istemlerinin hastane otomasyon sistemi üzerinden yapılabileceği gibi manuel olarak da kullanılan form üzerinden yürütülebileceğinin, sözlü olarak istemin yapılamayacağı, konsültasyon istemleri bu şekilde bildirilen konsültan hekimin istemi en kısa zamanda yanıt vermekle yükümlü olduğu, acil konsültasyonlarda ise 30 dakika içinde istemi yanıtlaması gerektiği, somut incelemeye konu dosyada, müteveffanın fenalaşması üzerine servis doktoru tarafından yapılan ilk muayene üzerine kardiyolojiye haber verilmesinin istenildiği ancak resmi konsültasyon isteği yapılmadığı, akabinde sorumlu doktor tarafından yapılan muayene sonrasında el yazısı ile kardiyoloji konsültasyonu istemi yapılmış ise de bu istemin acil olup olmadığına ilişkin bir uyarının yapılmadığı, yine servis doktoru tarafından 08:44‘te "Hastanın tarafınızca değerlendirilmesi rica olunur" şeklinde yapılan sistem üzerindeki istemde de durumun aciliyeti ile ilgili bir bildirim bulunmadığı, devam eden süreçte ise müteveffanın ağırlaşması üzerine mavi kod uygulamasına geçildiği ve sanığın iç hattan poliklinik sekreteri aracılığı ile acil bir hasta olduğuna ilişkin aranması üzerine eş zamanlı olarak müteveffanın bulunduğu servise çıkarak, mavi kod ekibiyle müteveffaya müdahalede bulunduklarının anlaşılması karşısında, Samsun Bafra Devlet Hastanesi Konsültasyon Uygulama Prosedürüne göre, konsültan hekim olan sanığa mavi kod uyguluması başlatılana kadar müteveffanın "acil hasta" olduğu bilgisinin verilmediği, mavi kod uygulaması akabinde sanığın hastaya süresi içinde müdahalede bulunduğu, müteveffanın zamanında kardiyoloji konsültasyonu yapılarak doğru tanı konularak gerekli tedavisinin yapılması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığının hükme esas alınan adli tıp kurulu raporunda da belirtildiği, bu haliyle, kendisine acil hasta olduğu bilgisi Konsültasyon Uygulama Prosedürüne uygun olarak bildirilmeyen ve müteveffanın tedavi ve takibinden ameliyatı yapan (sorumlu hekim) ile birlikte sorumlu olan konsültan hekimin, olay nedeniyle atfi bir kusurunun bulunmadığı cihetle, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi karşısında itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2021 tarihli ve 2019/840 Esas, 2021/712 sayılı Kararı ile sanık hakkında, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257. maddesinin ikinci fıkrası ve 62. maddesi uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2.Bahse konu karara sanık müdafiinin itirazı üzerine Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2021/516 Değişik iş sayılı Kararı ile itirazın reddine hükmedilmiştir.
3.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 29.06.2010 tarihli ve 2010/70 Esas, 2010/159 sayılı Kararında da belirtildiği üzere; ...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz yasa yoluna tabi bulunması nedeniyle, gerek itiraz edilerek gerekse itiraz edilmeksizin kesinleşmesi halinde, olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak kanun yararına bozma yasa yolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 5-14. fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun İnkılap Yasasında belirtilen suçlardan bulunup bulunmadığı, Askeri Ceza Yasası ile 15 yaşından büyükler açısından 3713 sayılı Yasa kapsamındaki suçlardan olup olmadığı ve denetim süresinin doğru tayin edilip edilmediği gibi hususlara ilişkin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozulabilecektir. Burada unutulmaması gereken husus, bu yasa yolunda denetlenenin hüküm olmayıp hükmün üzerine inşa edilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğudur.
4.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının dayanağını oluşturan mahkumiyet hükmü ise; hükmün açıklanması, düşme kararının verilmesi veya yeni bir mahkumiyet hükmünün tesisinden sonra temyiz incelemesine konu olabilecek ve ancak bu aşamadan sonra temyiz yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde, koşulları bulunduğu takdirde kanun yararına bozma yasa yolu ile denetlenebilecektir.
5.Görüldüğü gibi hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü yasa yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Yasa koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkumiyet hükmünün olağan yasa yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz doğmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir yol olan kanun yararına bozmayla denetlenebileceğini kabul etmek, yasa yollarında hakim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi temyiz ve kanun yararına bozma yasa yollarının gerek başvuru koşulları gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile kanun yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabileceği aşikar olup, bu itibarla, açıklanması geri bırakılan hükmün içeriğine ilişkin olan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yasa yoluyla denetlenme olanağının bulunmadığının anlaşılması karşısında kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.05.2024 tarihinde karar verildi.