Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Tefecilik

HÜKÜMLER : Sanıklardan ... hakkında mahkumiyet, ... hakkında beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Başvurularının kapsamına göre katılan vekilinin temyizinin beraat, sanık ... müdafilerinin temyizinin ise mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;

Sanık ... hakkında tefecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 14.04.2021 tarihli ve 2020/511 Esas, 2021/2241 Karar sayılı bozma ilamında işaret edilen hususların gereği yerine getirilmesi neticesinde sanığın tefecilik yapıp yapmadığı hususunda yapılan ayrıntılı kolluk araştırmasında tefecilik yaptığına dair herhangi bir bilgi elde edilemediği, suç tarihinde sanığın alacaklı olduğu icra dosyasında borçlu görünen kişinin tanık sıfatıyla alınan beyanında faiz karşılığı sanıktan ödünç para almadığını belirttiği, düzenlenen vergi tekniği raporunun bozma öncesi dosyada bulunan delillere dayandığı ve objektif tespitler içermediği nazara alındığında, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Kabule göre de;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin 1. fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar ve aynı Kanun'un 3/1. maddesinde yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki düzenleme ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması zorunluluğuna uyulmayarak yasadaki ifadelerin soyut olarak tekrarından ibaret yetersiz gerekçelerle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***