Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2018/736 E., 2020/385 K.

SUÇ : Tefecilik, 5464 sayılı Kanun'a aykırılık

İNCELEME KONUSU KARAR :Mahkumiyet

İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2020 tarihli ve 2018/736 Esas, 2020/385 sayılı Kararı ile hükümlü hakkında tefecilik ve 5464 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmiş, verilen kararların istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.

... Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.07.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90210 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90210 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.01.2019 tarihli ve 2017/15583 esas, 2019/756 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Sanığın, Pos cihazlarını kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması veya kredi kartları borcunun ödenmesi amacıyla kullanmaktan ibaret eylemlerinin, hem 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu hem de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 36. maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, her iki suç için öngörülen cezaların aynı olması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi ve özel norm ilkesi önceliği gereğince sanık hakkında 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 36. maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden..." şeklindeki açıklama karşısında, somut olayda, her ne kadar anılan Mahkemesince 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’na muhalefet ve tefecilik yapmak suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın yargılamaya konu eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 44. maddesi ve özel norm ilkesi önceliği gereğince tefecilik suçundan hüküm kurulamayacağı, sanık hakkında 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde tefecilik suçunun "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, ..." biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, kanunda serbest hareketli bir suç tipi olarak düzenlenen tefecilik suçunun Point Of Sale (POS) cihazının kullanım amacı ve sözleşme koşulları dışında kullanılarak, faiz, komisyon vb. adlar altında alınan bir bedel karşılığında kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması (POS tefeciliği) biçiminde de işlenmesinin mümkün bulunduğu, hukuki konusu "para" olan tefecilik suçunun ancak "kazanç elde etme" özel kastı ile işlenebileceği, 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde ise "Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar" hükmünün yer aldığı, sanığın somut olayda olduğu gibi iş yerinde herhangi bir alışveriş yapılmadığı halde, alışveriş yapılmış gibi kendisine para ihtiyacı nedeniyle başvuran şahısların hamili oldukları kredi kartları ile POS cihazı aracılığıyla işlem yapıp, gerçek olmayan bu alışveriş tutarlarından belli bir komisyon kesintisi yaparak geriye kalan kısmı nakit olarak ödeme biçiminde gerçekleştirdiği eylemlerinin, bankaya ödediği komisyonun kredi kartı sahiplerinden aldığı komisyon miktarından az olması sebebiyle kazanç elde etmek maksadıyla başkasına ödünç para verme niteliğinde olduğunda kuşku bulunmadığı, öte yandan tefecilik suçunun ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümünde topluma karşı suçlar kısmı içinde yer aldığı, anılan Kanun'un 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen "Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün ... getirildiği, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, dolayısıyla suçun zincirleme olarak işlenmesinin olanaklı olduğu, bu itibarla İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesince, sanığın 2015-2016 yılları arasında farklı mağdurlara yönelik eylemleri nedeniyle zincirleme biçimde tefecilik suçundan hüküm kurulması gerekirken hem tefecilik hem de 5464 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçlarından hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

2.İnceleme konusu karar hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin ... Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde tespit edilen husus bakımından kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, ... Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

Oy birliğiyle, 11.07.2024 tarihinde karar verildi.

***