"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2987 Esas, 2020/378 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
EK KARAR : Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 14.02.2020 tarihli ve 2019/2987 Esas, 2020/378 sayılı Kararı ile 04.09.2020 tarihli ek Kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesine eklenen 5. fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2. maddesinin uygulanmayacağı hükmünün getirildiği ayrıca 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile de anılan Kanun'un 59/5. maddesinin, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, bu itibarla sanığın Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik incelemeye konu temyiz isteminin 1136 sayılı Kanun'un geçici 24. maddesindeki 15 günlük süre içinde yapılmış talep olduğunun Anayasa'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak kabulü gerektiği ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin 04.09.2020 tarihli ek Karara yönelik temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki temyiz isteminin reddi gerektiği yönündeki görüşe iştirak edilmemiş, esasın incelenmesine karar verilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2018 tarihli ve 2016/257 Esas, 2018/250 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1 ve 62/1 maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51/1 maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine hükmolunmuştur.
B. İstinaf
1.Sanığın istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 14.02.2020 tarihli ve 2019/2987 Esas, 2020/378 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2.Sanığın temyiz istemi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 04.09.2020 tarihli ve 2019/2987 Esas, 2020/378 sayılı ek Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın kesin olduğundan bahisle 5271 sayılı Kanun'un 296/1. maddesi uyarınca sanığın temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Katılan tarafından borçlusu ... olan senetlerin kendisine icra takibi başlatmak üzere verilmediğine, senetler hususunda avukat sıfatı ile taraflar arasında ödeme konusunda anlaşma sağlamakla görevlendirildiğine, senetler üzerinde tahrifat yapıldığı şüphesine ilişkin katılanın bilgilendirildiğine, icra takibi yapılması halinde doğacak hukuki sorunların katılana anlatıldığına ve katılanın bilgisi dahilinde senetler hakkında işlem yapılmadığına, katılandan alınan ücretin hapis hakkı kapsamında iade edilmediğine, hakkında verilen kararın bozularak beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanık hakkında usulsüz ceza fişi düzenlendiğine dair temyiz nedenine ilişkin işlemin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Suç tarihinde Samsun Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, borçlusu ... olan 10.000 Türk lirası meblağlı iki adet senet için ihtiyati haciz kararı almak ve icra takibi başlatmak üzere katılan ile anlaştığı, masraf ve vekâlet ücreti olarak katılandan toplam 3.300 TL aldığı hâlde bahsi geçen senetlere ilişkin hiçbir işlem yapmadığı ve bu eylemleriyle katılana yönelik görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de; sanığın aşamalardaki savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek takip konusu senetler üzerinde tahrifat yapıldığından şüphe duyduğunu, ilamlı icra takibi yapılması durumunda senetler üzerinde tahrifat tespit edilirse hukuki olarak katılanın zor durumda kalacağını, katılanı bu hususta bilgilendirdiğini buna rağmen ilamlı icra takibi yapılmasını talep eden katılandan yazılı talimat istenildiğini, yazılı talimat verilmemesi üzerine işlem tesis edilmediğini ayrıca senetlerin sahteliği ile ilgili katılan aleyhine yürütülen bir soruşturmanın var olduğunu, bu hususa dair bilgi sahibi sıfatı ile ifadeye çağrıldığını beyan ederek buna ilişkin tebliğ evrakını dosyaya delil olarak sunması karşısında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından sanık tarafından sunulan ifadeye çağrılma belgesi de dikkate alınarak katılan aleyhine senetlerin sahteliği ile ilgili bir soruşturma olup olmadığı ve kamu davası açılıp açılmadığı, araştırılarak ilgili dosya örneklerinin temin edilmesi sonrasında sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın sübutu kabul edilen eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-c maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın dava konusu edilen eylemin, katılanın mağduriyetine yol açtığı, giderilmesi gereken somut ve maddi bir zararın belirlenmediği gözetilerek, aynı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, "Sanığın katılanın zararını gidermemesi nedeniyle" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 04.09.2020 tarihli ve 2019/2987 Esas, 2020/378 sayılı ek Kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle KALDIRILMASINA,
2.Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 14.02.2020 tarihli hükmünün, 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 307/5. maddesi hükmü gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2025 tarihinde karar verildi.