Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/163 Esas, 2024/18 Karar

SUÇ : Rüşvet alma (sanıklar ..., ...,..., ... hakkında), rüşvet verme (sanıklar ... ve ... hakkında 2'şer kez, ..., ... hakkında, ... ve ... hakkında 1 kez), özel belgede sahtecilik (sanıklar ... (...), ..., ..., ... ve ... hakkında), resmi belgede sahtecilik (sanıklar ... ve ... hakkında)

HÜKÜM : Rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından beraat, resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından zamanaşımı nedeniyle düşme

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararına karşı sanık müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığı; diğer taraftan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından Hazinenin, rüşvet verme suçundan ...nın, rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından ise Ticaret Bakanlığının doğrudan zarar görmediklerinden anılan suçlardan açılan kamu davalarına katılma haklarının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, sanık ... müdafii ile ..., Hazine ile Ticaret Bakanlığı vekillerinin anılan suçlardan kurulan hükümlere yönelik vaki temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında rüşvet verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik vekalet ücretine hasren, katılan ... vekilinin sanıklardan ..., ..., ... ve ...hakkında rüşvet alma suçundan kurulan beraat, katılan ... vekilinin sanıklardan ..., ..., ..., ...hakkında rüşvet alma, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçlarından kurulan beraat, katılan Ticaret Bakanlığı vekilinin sanıklardan ... (...), ..., ..., ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik, ... ve ... hakkında ise resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan düşme hükümlerine yönelik vaki temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Suç tarihi itibarıyla suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 135. maddesi uyarınca yapılan iletişimin tespiti, dinlenilmesi ve kayda alınması sırasında elde edilen telefon görüşme kayıtlarını içeren iletişim tespit tutanaklarının, keza aynı suçtan aynı Kanun'un 139. maddesi uyarınca gizli soruşturmacı tarafından toplanan delillerin, hakeza aynı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 140. maddesi gereğince teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen bilgi ve belgelerin, 5271 sayılı Kanun'un 220/1. maddesi kapsamındaki suçtan sanıklar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararların verilmesi karşısında yasak delil niteliğinde oldukları nazara alınıp, bu deliller dışlanmak suretiyle sanıkların üzerine atılı rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından mahkumiyetlerine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığından mevcut şüphenin sanıklar lehine değerlendirilerek ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekmekteyse de, sanıklar hakkında anılan suçlardan farklı gerekçeyle beraat hükümleri kurulması nedeniyle bu husus sonuca etkili görülmemiştir.

Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri ile gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davasının düşmesine dair hükümler eleştiri dışında usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen sanık ... müdafii ile ..., Hazine ile Ticaret Bakanlığı vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***