"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/11300 Değişik iş
ŞÜPHELİ : ...
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.08.2022 tarihli ve 2022/164896 Soruşturma, 2022/104590 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair Kararına vaki itirazın reddine ilişkin merci Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.11.2022 tarihli ve 2022/11300 Değişik iş sayılı Kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.11.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 05.06.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/65821 sayılı yazısı ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/65821 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin, şüpheli öz kızının kendisinin vasisi olduğunu, eski eşinin kendisine karşı açmış olduğu katkı payı davasına yasal süresi içerisinde kasten cevap vermeyerek savunma hakkını engellediğini, oysa açılan davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, kendisinin tuttuğu avukatın bu yönde savunma yapmak istediğini, ancak Mahkemenin vekaletnamenin vasi tarafından verilmemesi nedeniyle savunmayı kabul etmediğini ve vasi tarafından vekaletname verilmesi için taraflarına süre verdiğini, kızının buna rağmen vekaletname vermeyi kabul etmediğini belirterek, kızının vasilik görevini kötüye kullandığı iddiasıyla şikayetçi olması üzerine, başlatılan soruşturma evresi sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olup, çözümü hususunda müştekinin hukuk mahkemelerine müracaat hakkı bulunduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de; şikayetçinin dosyaya sunduğu evraklardan Ankara 10. Aile Mahkemesinin 26/05/2022 tarihli ve 2021/716 esas sayılı duruşma zaptından şüphelinin, babasının vekiline muvafakat vermediğinin ve anılan Mahkemenin 06/12/2022 tarihli ara kararıyla vasi ile davacı arasında miras ilişkisi bulunması sebebiyle kısıtlı davalının haklarının korunması ve menfaat çatışmasının önlenmesi amacıyla davalıya kayyum atanması için süre ve yetki verildiğinin anlaşılması karşısında, Ankara 10. Aile Mahkemesinin 2021/716 esas sayılı dosyasının celbi ile dava dilekçesinin şüpheli vasiye usule uygun tebliğ edilmesine rağmen, kasıtlı olarak cevap dilekçesi vermeyerek müştekinin zarara uğramasına neden olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Şikayetçinin şüpheli öz kızının kendisinin vasisi olduğu, eski eşinin kendisine karşı açmış olduğu katkı payı davasına yasal süresi içerisinde kasten cevap vermeyerek savunma hakkını engellediği, davanın zamanaşımına uğradığını bilmesine rağmen zamanaşımı itirazında bulunmadığı, kendisinin tayin ettiği avukatın yaptığı işlemlere muvafakat vermediği, mahkemece vasi tarafından vekaletname verilmesi için süre verildiği ancak şüphelinin vekaletname vermeyi kabul etmediği, vasilik görevini kötüye kullandığı iddiaları üzerine şüpheli hakkında başlatılan soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.08.2022 tarihli ve 2022/164896 Soruşturma, 2022/104590 sayılı Kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, çözümü hususunda şikayetçinin hukuk mahkemelerine müracaat hakkı bulunduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Şikayetçinin itirazı üzerine merci Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.11.2022 tarihli ve 2022/11300 Değişik iş sayılı Kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
2.5271 sayılı Kanun'un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 172. maddesi "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...", 173. maddesi “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir..." hükümlerini içermektedir.
3.Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelerde de belirtildiği üzere Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. Karara itiraz edilmesi halinde itirazı inceleyecek olan Sulh Ceza Hakimliğince, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
4.Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; şikayetçinin dosyaya sunduğu Ankara 10. Aile Mahkemesinin 2021/716 Esas sayılı dosyasının 26.05.2022 tarihli duruşma zaptından şüphelinin, şikayetçinin tayin ettiği vekile muvafakat vermediğinin ve 06.12.2022 tarihli ara kararıyla vasi ile davacı arasında miras ilişkisi bulunması sebebiyle kısıtlı davalının haklarının korunması ve menfaat çatışmasının önlenmesi amacıyla davalıya kayyım atanması için süre ve yetki verildiğinin anlaşılması karşısında, Ankara 10. Aile Mahkemesinin 2021/716 Esas sayılı dosyasının celbi ile dava dilekçesinin şüpheli vasiye usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, kasıtlı olarak cevap dilekçesi vermeyerek şikayetçinin zarara uğramasına neden olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.11.2022 tarihli ve 2022/11300 Değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için soruşturma dosyasının Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.10.2024 tarihinde karar verildi.