"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2024/324 Esas, 2024/652 Karar
SUÇLAR: Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜM: Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanıklar müdafiileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz istemlerinin reddi
Bölge Adliye Mahkemesinin sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin reddine dair Dairemizin 24.02.2025 tarihli ve 2024/6394 Esas, 2025/2175 sayılı Kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanuni süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1.Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2021 tarihli ve 2016/185 Esas, 2021/12 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında rüşvet alma, sanık ... hakkında rüşvet verme suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 30.03.2022 tarihli ve 2021/1503 Esas, 2022/1137 sayılı Kararı ile sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken beraatlerine karar verildiği gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli ve 2022/160 Esas, 2023/282 sayılı Kararı ile sanık ...'un rüşvet alma, sanık ...'nın rüşvet verme suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53/1-2-3-5. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
4.Sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin istinaf başvuruları üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 27.02.2024 tarihli ve 2024/324 Esas, 2024/652 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-d maddesi uyarınca hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. İTİRAZ VE TEMYİZ
A. İtiraz Sebepleri
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 15.01.2021 tarihli hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesine aykırı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozulmasına karar verildiği, bozma kararına direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesi tarafından yeniden kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının hükümlerin düzeltilerek esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin temyize konu 27.02.2024 tarihli Kararının 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca kesin olduğunun kabulünün kanun yolu başvuru hakkının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracağı, Bölge Adliye Mahkemesince karar verilmesi halinde temyizi kabil olacak bir hükmün usule aykırı bozma nedeniyle kesin hüküm niteliğini almasının hukuka aykırı olduğundan bahisle temyiz istemlerinin reddine dair, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 24.02.2025 tarihli ve2024/6394 Esas, 2025/2175 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve dosyanın esası incelenerek katılan vekili ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
B. Temyiz Sebepleri
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Zamanaşımı süresinin dolduğuna, rüşvet suçunun oluşmadığına, icbar suretiyle irtikap suçunun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğine, müvekkilinin ticareti zarar görmesin diye mecburen ödeme yaptığını açıkça kabul ettiğine, çıkar sağlama amacının olmadığına, zira müvekkillinin yasadışı bir malzeme taşımadığına, bu hususa ilişkin dosya içerisinde herhangi bir bilgi mevcut olmadığı gibi müvekkilinin çıkar sağladığına dair herhangi bir somut delilin de bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Hakkındaki kamu davası tefrik edilen ... isimli inceleme dışı sanığın yapacağı savunmalar kapsamında müvekkilinin hukuki durumunda lehe değişiklik olabileceğine, tefrik kararının müvekkilinin savunma hakkını kısıtlama sonucunu doğurduğuna, müvekkilinin ... Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü personeli olduğuna ve bu personellerin ihbar üzerine veya ... cihazında şüpheli yoğunluk tespit edilmesi halinde devreye girdiklerine, araçların gümrük mühürlerine müdahale (fek) etme yetkilerinin ise bulunmadığına, suçun sübutuna dayanak gösterilen iletişim tespitlerinin delil vasfının bulunmadığına, tedbirlerin sürekli başka telefon numaraları ile değiştirildiğine, başka suretle delil elde etme imkanı bulunmaması şartının gerçekleşmediğine, sanık hakkında yapılan iletişimin tespiti ve teknik araçlarla izleme tedbirleri neticesinde herhangi bir maddi menfaat temin ettiğine dair hiçbir delile ulaşılamadığından tesadüfen elde edilen delillerin rüşvet suçuna ilişkin olarak kabul edilemeyeceğine, müvekkiline ait olduğu ileri sürülen tape kayıtları ile yine ...’den alınan mukayese ses kayıtları arasında benzerlik tespit edilemediğine, rüşvet vermek için hazırlanan tertibe dahil olarak seri numaraları önceden alınmış paraları, müvekkiline iletme kastı ile hareket eden ...’ın söz konusu paraları verememiş olmasının müvekkilinin atılı suçu işlemediğinin en temel göstergesi olduğuna ve sair hususlara yöneliktir.
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Sanıkların üst sınırdan cezalandırılması gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğine, somut olayda suçtan elde edilen yasadışı kazanç, para ile eşyaların müsaderesine karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanıklar ... ve ...'un üzerlerine atılı rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından beraatlerine dair Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2021 tarihli, 2016/185 Esas, 2021/12 sayılı Kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince bozularak ilk derece mahkemesine gönderilmesinden sonra anılan karara direnme yetkisi olmayıp kanunen uyma zorunluluğu bulunan mahkemece bozma kararı doğrultusunda sanıkların anılan suçlardan, 5237 sayılı Kanun'un 252/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli ve 2022/160 Esas, 2023/282 sayılı Kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi tarafından istinafen incelenerek 27.02.2024 tarihli ve 2024/324 Esas, 2024/652 sayılı Kararı ile hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine dair hüküm kurulduğu, somut olayda hükmün gerekçe içermemesi ve hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinden birinin bulunmamasına ve Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e ve f) bentlerinde düzenlenen durumların söz konusu olmamasına rağmen kararın hukuka aykırı olarak bozulup İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, bozma sonrası mahkemece verilen 04.07.2023 tarihli kararın anılan Kanun ve maddenin 1. fıkrasına göre Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, bu şekilde verilen hükümlerin İlk Derece Mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağı, İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında 15.01.2021 tarihli beraat kararları verildiği gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusu üzerine bozma kararı yerine duruşma açılarak yeniden bir hüküm kurulması halinde temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi kapsamında kalmayacağı keza bozmaya uyularak verilen hükümlerin sanıklar aleyhine değiştiği, bu itibarla mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda kurulan yeni hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyizen incelenmesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başşavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir:
''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur.
Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 15.01.2021 tarihli hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 30.03.2022 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 04.07.2023 tarihli hüküm ve bu hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 27.02.2024 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
III. KARAR
1)Değerlendirme ve gerekçe bölümünün birinci paragrafında belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi gereği Dairemizin 24.02.2025 tarihli ve 2024/6394 Esas, 2025/2175 Karar sayılı, sanıklar müdafiileri ile katılan vekilinin temyiz istemlerinin kararın temyizi mümkün olmadığından bahisle reddine ilişkin ilamının KALDIRILMASINA,
2)Değerlendirme ve gerekçe bölümünün ikinci ve devamı paragraflarında açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiileri ile katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 15.01.2021 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.10.2025 tarihinde karar verildi.