"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/79 Esas, 2023/368 Karar (Birleştirilen İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/862 Esas, İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/283 Esas, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/353 Esas, İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/21 Esas)
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı bir kısım davacı ile davalı idare vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin ... Mahallesi 132 ada 13 parselde kayıtlı taşınmazın hissedarı ...ın mirasçıları olduklarını bu taşınmazın 1979 yılında toplu konut yapılması amacıyla Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığını, kamulaştırma evrakının mirasçılara tebliğ edilmediği gibi kamulaştırma bedelinin de ödenmediğini, kamulaştırma bedelinin ödenmesi için davalı idareye 03.06.2011 tarihli dilekçe ile yazılı olarak başvurulduğunu, 11.07.2011 tarihinde tebellüğ ettikleri cevabi yazı ile taleplerinin reddedildiğini, bu sebeplerle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak müvekkillerinin hissesine ilişkin 10.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atma iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın usulüne uygun olarak alınan kamulaştırma kararı gereği kamulaştırma işlemine tabi tutulduğunu, kamulaştırma evrakının noter marifetiyle davacılar miras bırakanına tebliğ edildiğini, davacıların miras bırakanı adına kayıtlı hissesi için 239.248 TL olarak takdir edilen kamulaştırma bedelinin Türkiye Emlak Kredi Bankası İzmir Şubesine kayıtsız şartsız bloke edildiğini, taşınmaz kamulaştırıldığı için iş bu davanın kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talepli olarak görülemeyeceğini, bedel artırım davası olarak kabulü halinde ise davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, talebin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.04.2013 tarihli ve 2011/393 Esas, 2013/182 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 26.04.2013 tarihli ve 2011/393 Esas, 2013/182 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 18.02.2014 tarihli ve 2013/15852 Esas, 2014/2694 Karar sayılı kararı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
4. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, dava konusu taşınmazın konut sahası içinde kalması nedeniyle kamulaştırma yapıldığı ancak kamulaştırma evrakının 20.09.1979 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiş ise de tapu malikleri ve davacıların murisi ...ın 1962 yılında öldüğü nüfus kayıtlarından anlaşılmakta olup, ölü kişi adına yapılan bu tebligat işlemlerinin geçersiz olduğu ve ayrıca kamulaştırma bedelinin bloke edildiği ve ödendiğine dair bir banka makbuzu veya belgeye rastlanmadığı anlaşılmaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) mülga 17 nci maddesi uyarınca kamulaştırma işleminin tamamlanması ve idare adına tescil şartlarının oluşması için kamulaştırma evrakının usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi yanında çekişmesiz kamulaştırma bedelinin hak sahipleri adına bankaya bloke edilmesi gerekmektedir. Buna göre dava konusu taşınmaz açısından 2942 Sayılı Kanun'un 17 nci maddesinin koşulları oluşmadığı ve kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmadığı dikkate alındığında taşınmaza fiilen el atılması durumunda maliklerinin kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı olarak dava açma hakkı bulunduğunun kabul edilmesi ve işin esasına girilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 07.11.2017 tarihli ve 2015/565 Esas, 2017/452 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 07.11.2017 tarihli ve 2015/565 Esas, 2017/452 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde bir kısım davacı ile davalı idare vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; dava konusu taşınmazın mülga Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından toplu konut yapılması amacıyla 1979 yılında kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, 7201 sayılı Kanun'un 5 inci ve 7 nci maddeleri uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yasal hasım olduğundan, davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği gibi, dosya içindeki Gaziemir Belediye Başkanlığı yazısına göre, dava konusu taşınmazdan, geçerli olan 10 nolu parselasyon planı ile %25 oranında Düzenleme Ortaklık Payı kesileceği anlaşıldığından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsaldeki eksik ve üstün yönlerinin kıyaslaması sonucu bulunan bedelden %25 düzenleme ortaklık payı düşülerek bulunan metrekare birim fiyatına hükmedilmesi gerekirken daha fazla oranda düzenleme ortaklık payı kesilmek suretiyle metrekare birim fiyatının eksik tespiti doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 25.03.2022 tarihli ve 2020/201 Esas, 2022/117 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 25.03.2022 tarihli ve 2020/201 Esas, 2022/117 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde bir kısım davacı ile davalı idare vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli, 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci ve 27 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3, Geçici 15 inci ve 17 nci maddeleri ile; "Mülga 31.08.1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun 16. ve 17. maddeleri ile bu Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir. (Ek cümle: 09.06.2021- 7327/20 md.) Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır. Geçici 15 inci maddesi ile “Mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile bu Kanun'un mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, Ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” Geçici 17 nci maddesi ile “Bu maddeyi ihdas eden Kanun'la bu Kanun'un Ek 3. maddesine eklenen cümle, bu cümleyi ihdas eden Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte kanun yolu incelemesindekiler dâhil görülmekte olan davalarda da uygulanır” hükmü getirildiğinden bu hususta rapor alınmak üzere sair yönler incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un Ek-3 üncü Maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "... Dava tarihi itibarıyla ..." ibaresi Anayasanın 35 inci ve 46 ncı maddelerine aykırı bulunarak, yine geçici 15inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "... Ek 3. Madde hükmü uygulanarak ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğinden, her ne kadar Yargıtay bozma ilamına uyulmuş ise de, Anayasa Mahkemesi kararı usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnası olduğundan, taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri dikkate alınarak dava tarihi itibarıyla değer tespiti yapılan bilirkişi raporu esas alınarak asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, birleştirilen 2012/353 Esas, 2012/469 Karar sayılı dosyada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacı ile davalı idare vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Bir kısım davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen değerin gerçek rayiç bedelinden çok düşük olduğunu, ilk bozma öncesi idare lehine hükmedilen vekâlet ücretinin iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleştirilen 2012/353 Esas sayılı davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih esas alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, kamulaştırma nedeniyle taşınmazın değerindeki artışların dikkate alınmaması gerektiğini, dava konusu taşınmazın değerinin benzer taşınmazlara göre çok yüksek belirlendiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına...” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Bir kısım davacı ile davalı idare vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı ... vd.'den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
KARŞI OY
2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı).
Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.
Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibarıyla…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 29.04.2024