Logo

5. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/133 Esas, 2023/76 Karar

KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve ilk davada saklı tutulan kısmın tahsili istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu Yalova ili, ... ilçesi, Merkez (...) Mahallesi 4299, 4300, 4301, 4304, 4305, 4308, 4312, 4313, 4316, 4317, 4318, 4322, 4323 ve 4324 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının Hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edilerek taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olan parsellerden 4322, 4323 ve 4324 nolu parsellerin kısmen orman kısmen 2/B, diğer parsellerin ise tamamen 2/B vasfında olduğunu belirterek öncelikle davanın görev ve husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemenin 10.02.2014 tarihli ve 2013/79 Esas, 2014/51 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Mahkemenin 10.02.2014 tarihli ve 2013/79 Esas, 2014/51 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin kararı ile tapu kaydının iptali ile davacı tarafın malvarlığında oluşan gerçek zarara ilişkin tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihi, zararın meydana geldiği tapu iptal kararlarının kesinleştiği 24.05.2010 ve 23-24.03.2011 tarihleri olup, bu tarihlere göre taşınmazların değeri, değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, hükme dayanak raporu hazırlayan bilirkişiler tarafından taşınmazlara dava tarihine göre ve emsal karşılaştırması yapılmadan soyut ifadelerle değer biçilmesi doğru olmadığı gibi, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde 50.000,00 TL maddi tazminat için 23.03.2011 tarihinden, ıslah dilekçesinde ise faiz talep edilmediği halde talep aşılarak tazminat miktarının 50.000,00 TL’sine 24.05.2010 tarihinden, bakiye 300.000,00 TL’sine ise ıslah tarihi olan 22.03.2012 tarihinden faize hükmedilmesi, yine bilirkişilerce taşınmazların toplam değeri 306.075,50 TL olarak hesaplanmasına rağmen gerekçesi de açıklanmadan bilirkişi raporundan fazlaya hükmedilmesi yerinde görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 03.12.2018 tarihli ve 2017/153 Esas, 2018/456 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1.Mahkemenin 03.12.2018 tarihli ve 2017/153 Esas, 2018/456 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu ile Mahkemece verilen ilk kararın davalı ... vekilinin temyizi üzerine bozulduğu, bozma öncesi hükme esas alınan 24.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlara belirlenen 70,00TL/m² birim değerinin davalı idare adına usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden, bozma sonrası alınan ve dava konusu taşınmazlardan 4322, 4323 ve 4324 parsel sayılı taşınmazların metrekaresine 146,78TL, diğer taşınmazların metrekaresine 159,70 TL değer biçerek hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak fazla bedele hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;dosya kapsamı itibarıyla davalı yararına müktesep hak oluşmadığı halde varmış gibi kabul ederek karar verilmesinin hatalı olduğunu, hem dava dilekçesinde hem de dava konusu parsellerin bulunduğu yerdeki taşınmaz birim değerlerinin çok fahiş bir şekilde artmış olması inşaat şirketi olan müvekkil şirketi mağdur ettiğini, Türkiye'deki paranın alım gücünün de çok zayıflamış olması nedeniyle 14 parsel için biçilen değerin 1 parselin yarısı niteliğinde olduğundan söz konusu kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, 4721sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararın oluşmayacağını, taşınmazların arsa olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme

1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***