"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/255 Esas, 2023/259 Karar
DAVA TARİHİ: 09.12.2014
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...Mahallesi 1256 ada 3 parsel sayılı toplam 3.885,00 m²lik mesahasındaki arsa vasfındaki taşınmazın 1/3'ü oranında malikleri olduklarını, bu taşınmazın 2.885,00 m²lik kısmının 3621 sayılı Kıyı Kenar Kanun'u gereğince geriye çekilerek müvekkillerinden bedelsiz olarak alındığını, müvekkillerinin zararının bulunduğunu belirterek, belirlenecek tazminatın davalı tarafça karşılanmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; kıyı kenar çizgilerinde kalan tapuların iptalinin kanun gereği olduğunu, kamu yararına ilişkin yapılan bir işlemden kaynaklandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2014/508 Esas, 2017/20 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2017 tarihli ve 2017/1091 Esas, 2017/1133 Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2017 tarihli ve 2017/1091 Esas, 2017/1133 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; somut olayda, dava konusu taşınmazın 13.06.2013 tarihinde onaylanan kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp, deniz tarafında bulunan bölümü bakımından davacı adına olan tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği tartışmasız olup, Mahkemece tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan iş bu davada, Mahkemece işin esasına girilerek dava konusu taşınmazın arsa mı, arazi mi vasfında olduğu belirlenip, refakate resen alınacak bilirkişi kurulu eşliğinde mahallinde keşif yapılarak taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde deniz tarafında bulunan bölümünün dava tarihindeki değeri belirlenip, bu bölümün bedelinin davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile dava konusu taşınmazın tamamı bakımından davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılardan ... yargılama sırasında diğer hissedarların payını satın almış olup, diğer hissedarların karar başlığında gösterilmesinin doğru olmadığını, tüm bedele dava tarihinden faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin fahiş olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, zamanaşımı nedeni ile ret gerektiğini, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekâlet ücreti takdirinin hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, dava konusu...Mahallesi 1256 ada 3 parsel sayılı 3.885,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 20.04.2004 ve 16.09.2005 tarihlerinde satım ve taksim yolu ile davacılar adına tespit ve tescil edildiği...Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün 17.01.2022 tarihli...Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığının 06.01.2016 tarihli cevabı yazılarında ve 04.03.2016 tarihli fen bilirkişisi raporuna göre, dava konusu taşınmazın bir bölümünün 13.06.2013 tarihinde onaylanan kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında, bir kısmının ise kıyı kenar çizgisinin sahil şeridinde kaldığı anlaşılmıştır.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet Sorumludur. Devlet Zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder“ hükmü yer almakta olup, tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden sıralı işlemler olup, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devlet sorumludur.
4. Dava konusu somut olayda, dava konusu taşınmazın 13.06.2013 tarihinde onaylanan kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp, deniz tarafında bulunan bölümü bakımından davacının mülkiyet hakkının kullanılamaz hâle geldiği tartışmasızdır. Bu nedenle, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan iş bu davada, Mahkemece işin esasına girilerek, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde deniz tarafında bulunan bölümünün bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5. Yargılama sırasında davacılardan ...'nun diğer davacıların hisselerini satın aldığı gözetildiğinde, davacılardan ... ve ... hakkında açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmemesi hatalıdır.
6. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen ve toplam ıslah edilen bedel olan 2.094.154.35 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren, 2.094.144,35 TL'nin ıslah tarihinden itibaren faizi ile davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca ilk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının;
a) Hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak “Davacılardan ... ve ... hakkında açılan davanın husumet nedeni ile reddine” cümlesinin yazılmasına,
b) Hüküm fıkrasının 1. bendinden “10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren 2.094.144,35 TL'nin ıslah tarihi olan 16.10.2023 tarihinden '' ibaresinin çıkartılması, yerine “2.094.154,35 TL'nin dava tarihinden” ibaresi yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.