"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/562 Esas, 2024/63 Karar
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ...
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
DAVADA DAVALI : ... vekili Avukat ...
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosyanın dava dilekçesinde özetle; ... ili, ......Mahallesi 520 parsel sayılı taşınmaza fiilen el atıldığından tazminat bedelinin tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleştirilen dosyanın dava dilekçesinde özetle; bozma sonrası ıslah yapılamayacağından 145.322,50 TL'nin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hissesinin viyadük alanında kaldığını ve planlama çalışmaları tamamlandığından arsa tahsis edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.02.2015 tarihli ve 2012/606 Esas, 2015/19 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; aynı taşınmazın başka paydaşlarınca açılıp sonuçlanan tazminat dosyasında 2005 yılı Mart ayına göre belirlenen değerinin değerlendirme tarihi olan dava tarihine endekslemesi ile bedel belirlenmişse de geçen süre ve o süre zarfında taşınmazın bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik ve gelişmişlik durumu göz önüne alındığında emsal değerlendirmesi inandırıcı bulunmadığından, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere olan mesafesini de gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığı gibi, dava konusu taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atıldığı ve bu döneme ilişkin el atmalarda nispi harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 26.12.2017 tarihli ve 2016/301 Esas, 2017/668 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bozma ilamına göre yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden hükmün onanmasına karar verilmiştir.
3. Dairemizin onama ilamına karşı süresi içinde, davalı idare vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davalı idare vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 22.11.2018 tarihli ve 2018/4931 Esas, 2018/21784 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede; yargılama sırasında davacının taşınmazdaki hissesinin ... isimli şahsa satış yoluyla devredildiği ve davacı ...'nin taraf sıfatının kalmadığı gibi, dava dışı ...isimli şahıs tarafından davacının payını devralan ...'ye karşı ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/177 Esas sayılı dosyasında ön alım hakkından kaynaklı tapu iptal ve tescil istemli dava açıldığı ve halen derdest olduğu, bu durumda; ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/177 Esas sayılı dosyasında açılan tapu iptal ve tescil davasının sonucu el atmadan kaynaklanan tazminat davasının sonucunu etkileyebileceğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165 inci maddesi uyarınca bu dava bekletici mesele yapılarak sonucuna göre yeni malik yönünden 6100 sayılı Kanun'un 125/2 nci maddesi uyarınca işlem yapılarak karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda dava ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve AİHM kararları gözetilerek güncel bedelin belirlenmesi gerektiğini, dava tarihindeki rayiç bedelin enflasyon karşısında gerçek değeri yansıtmayacağını, enflasyona göre denkleştirme yapılması gerektiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, yasal faiz uygulanmasının geçen süre ve enflasyon karşısında anlamsız olduğunu, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesimnde özetle; dava konusu taşınmazın güncelleme yapılarak 3523 ada 1 parsel sayısı ile tapuya kayıt edildiğini, alanın ve dolayısıyla davacı payının düştüğünü, bedelin yeni miktara göre hesaplanması gerektiğini, m² birim bedelinin gerçekten uzak belirlendiğini, emsal taşınmazlara göre yüksek m² birim bedelinin belirlenmiş olduğunu, emsal karşılaştırmasının doğru yapılmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, dava tarihine göre değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragraflar dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dava konusu taşınmazın, parsel sorgu sisteminde yapılan inceleme ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda tapu kaydının incelenmesinde temyiz dilekçesinde ileri sürüldüğü gibi taşınmazın yeni ada parsel numarası almış olduğu ve toplam alanın da değişmiş olduğu anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın kadastro krokisi ve tapu kaydı ilgili tapu ve kadastro müdürlüklerinden getirtilip, fen bilirkişisi ve bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
5. Davalı idare harçtan muaf olmadığı hâlde, yazılı şekilde harçtan muaf olduğu kabul edilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,
07.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.