"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/334 E., 2021/142 K.
DAVA TARİHİ : 03.07.2013
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının 2012 yılı Temmuz ayından itibaren beton, kalıp, demir, istinat perdesi imalâtı işlerini yapmak üzere anlaştıklarını, işin devamı sırasında düzenlenen 16.09.2012 tarihli protokolle yeni fiyatların belirlendiğini, iş yapıldığı halde bakiye iş bedelinin ödenmediğini ve kalan işin yaptırılmadığını ileri sürerek, 185.000,00 TL bakiye iş bedeli ile 20.000,00 TL kâr mahrumiyeti bedeli olmak üzere toplam 205.000,00 TL'nin 25.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı iş sahibi ... firması arasında 02.07.2012 tarihli sözleşme bulunduğunu, bu sözleşme kapsamdaki imalâtların yapımı için davacının işçi olarak çalıştığını, 16.09.2012 tarihli sözleşmeye ek olarak sunulan iki sayfa halinde sunulan belgeyi kabul etmediklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2018 tarih ve 2016/116 Esas, 2018/378 Karar sayılı kararıyla; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen kayıtlarda davacının, davalı şirkete ait iş yerinde 28.07.2017 tarihi itibari ile sigortalı olarak işe girişinin bulunduğu ve Ekim 2012 tarihinde de işten çıkarıldığı, davacının dayanak yaptığı 16.09.2012 tarihli protokolde davalı şirket yetkilisinin imzasının olmadığı ve protokolün davalı şirketin yetkilisinin eşi tarafından imzalandığı dikkate alındığında taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1- Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2- Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 17.09.2019 tarihli, 2019/944 Esas, 2019/3523 Karar sayılı kararı ile, somut olayda davacı tarafından sunulan 16.09.2012 tarihli protokolde dava dışı Kamuran Esen'in imzasının bulunduğu anlaşılmakta olup, bu kişinin tanık olarak verdiği ifadesinde imzasını kabul ettiği, davalının da aşamalardaki beyanında Kamuran'ın yetkili temsilcileri olmadığını açıkladığı, ancak dosya kapsamından dava dışı Kamuran'ın davalı adına başka sözleşmeleri de imzaladığı, bu sözleşmelerin davalı adına SGK'ya sunulduğu, davacıya bir kısım ödemelerin davalı adına Kamuran tarafından yapıldığının davalının cevap dilekçesinde de açıklandığı, bu durumda davacı ile davalı arasında akdi ilişkinin kurulduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak, taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu, alınan gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları ile yapılan işin bedeli 156.000,00 TL olarak hesap edilmiş olup, davacının kabul ettiği 64.900,00 TL ödeme iş bedelinden düşülerek davacının 91.100,00 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 91.100,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş bedelinin hatalı şekilde hesap edildiğini, raporda gerekçenin bulunmadığını ve itirazlarının karşılanmadığını, şantiye şefinin imzası olan belgenin dikkate alınması gerektiğini, bu belgenin protokol tarihine kadar yapılan işi gösterdiğini, protokol tarihinden sonra da bir kısım iş daha yapıldığını, müspet zararın hesaplanmadığını, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise, yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı ile davalı arasında 16.09.2012 tarihinde davalının yükleniminde bulunan inşaatın beton, kalıp, demir işçiliğine ilişkin protokol düzenlenmiş olup, davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Dosya kapsamından davacının protokol tarihinden önce de davalı yüklenici için iş yaptığı, protokol tarihi sonrasında ise protokol kapsamında işe devam ettiği anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu işin bütün halde yapıldığı, bu nedenle birim fiyat olarak değil, götürü olarak hesabın uygun olacağı, iş bedelinin 156.000,00 TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunun eksiksiz ve yeter derecede kanaat verici olması, varılan sonucun hukuki dayanakları, dökümleri ve ayrıntılarını göstermesi, tarafların itirazlarını karşılaması ve Yargıtay denetimine elverişli bulunması gerekir. Kanaat verici olmayan, yetersiz ve denetime elverişsiz bulunan rapora dayanılarak hüküm verilemez. Sözü edilen rapor ise, gerekçeli ve denetime elverişli olmayıp, karara dayanak yapılacak nitelikte de değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için HMK’nın 266. maddesi hükmüne göre yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan taraflar arasında düzenlenen 16.09.2012 tarihli protokol öncesinde davacı tarafça yapıldığı ispat edilen işlerin bedelinin TBK’nın 526. maddesi ve devamı hükümleri uyarınca işin yapıldığı yıl serbest piyasa fiyatlarına göre (serbest piyasa fiyatları içinde KDV olduğundan ayrıca eklenmemesi), protokol tarihinden sonra yapılan işlerin ise, protokolde kararlaştırılan birim fiyat ile bedelini hesaplamak, tespit edilen toplam iş bedelinden davacının kabulünde olan 64.900,00 TL ödemeyi düşmek ve ulaşılan sonuca göre karar vermekten ibaret olmalıdır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.