Logo

6. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/218 E., 2022/430 K.

HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul-Kısmen Ret

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı taraf ile arasında Üsküdar Çavuşderesi ve Bülbül Deresi ıslahı inşaatı işi için sözleşme yapıldığını, müvekkili yüklenicinin sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmeye başladığını, ancak kazı yeri tarihi eser kapsamında kaldığından mevcut araçlarla yapılamayacağının, insan gücü ile kazı yapılması durumunun ortaya çıktığını, müvekkilinin karşısında tamamen farklı ve sözleşme hükümleri ile tamamen zıt yeni bir fiili durumun ortaya çıktığını, müvekkilinin davalı idare ilgilileri ile görüşmeler yaptığı, ancak sonuç alamadığını, davalı idareden kaynaklanan sorunlar nedeniyle müvekkilinin işe başlayamadığını ileri sürerek, bugüne kadar hiçbir iş yapamama ve peşin sermaye değerinden uğranılan zarar, işe başlama için harcadığı masraf ve davalıya verilen teminat mektubu bedelinin tahsili için şimdilik 10.000,00 TL’nin tahsilini istemiş, ıslah yoluyla talebini 433.323,55 TL’ye artırmış, bozmadan sonra ıslah yoluyla talebini 319.400,00 TL teminat mektubu bedelinin 951.425,12 TL menfi zarar olarak belirtmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıya yapılan yer tesliminde sonra Marmaray çalışması nedeni ile yapılan yazışmalar arasında dere güzergahı üzerinde tarihi eser kalıntısı bulunduğu bilgisinin alındığını, yapım işleri genel şartnamesinin 12.4 maddesi ve şartnamenin 21. maddesi uyarınca ödemeye ve değişiklikten dolayı işin süresinin etkileneceği durumlarda ek süre vermeye yetkiliyiz denilerek işe başlamasının istendiğini, işe başlamaması üzerine sözleşmenin feshedildiğini, davacının uğradığı bir zararının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince sözleşme sonrasında oluşan yeni durumun işin maliyetini %265 arttırdığı, eser sözleşmelerine özgü TBK'nın m. 480/II hükmü ile düzenlenen aşırı ifa güçlüğü ve yüklenicinin sözleşmeden dönme hakkının koşullarının oluştuğu, bu kapsamda davacı yüklenicinin dönme hakkını kullandığı, ancak davacının yalnızca olumsuz zarar kalemlerini ve ifa ettiği edimlerini geri isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 319.400,00 TL tutarlı teminat mektubunun davacıya iadesine, 433.323,55 TL maddi tazminatın kabulüne karar verilmiştir.

Bu karara karşı süresinde taraflar vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemiz'in (Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 13.07.2020 tarihli, 2019/3832 Esas, 2020/2247 Karar sayılı ilamı ile taraflar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile kesin teminat iade koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması ve menfi zarara ilişkin olarak ise davalının itirazlarını da değerlendiren rapor alınması için karar bozulmuş, mahkemenin bozma ilamına uyarak verdiği davanın kısmen kabulü ile teminat mektubu bedeli iadesi talebinin reddine, 951.425,12 TL maddi tazminatın tahsiline ilişkin karar taraflar vekillerince temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

1- Dava, taraflar arasında 20.03.2012 tarihinde imzalanan Üsküdar Çavuşderesi ve Bülbülderesi Islahı İnşaatı Sözleşmesi’nin iş sahibi tarafından haksız feshi nedeniyle ödenmeyen iş bedelinin tahsili, fesih nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi ve kesin teminat mektubunun iadesi istemlerine ilişkindir.

Usuli kazanılmış hak, 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında tanımlanmış olup, içtihadı birleştirme kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hukuka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe giren ilk halinde usuli kazanılmış hakka yer verilmemişse de bu ilkenin uygulanması, Yargıtayın içtihatları ile HMK’nın 177/2. maddesine 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 18. maddesi ile yapılan ek düzenlemeye kadar devam etmiştir. Bu ek düzenleme ile “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz” maddesi ile HMK’da hüküm altına alınmış olup, usuli kazanılmış hakların korunacağı bu şekilde hükme bağlanmıştır.

Usuli kazanılmış hak kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle Yargıtayca da re'sen dikkate alınır. Yargıtayın bozma kararı nedeniyle doğan hak iki çeşit olup, (1) mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına kazanılmış hak, (2) bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalması ile doğan usuli kazanılmış haklardır. Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymuş olması halinde bu uyma kararı ile bağlı olup, usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapması zorunludur. Yargıtayın ve Dairemizin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir.

Dairemiz bozma ilamında menfi zarar ile ilgili hükme esas alınan bilirkişi kurulu rapor ve ek raporuna davalı iş sahibince ayrıntılı, teknik dayanakları ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine de atıfta bulunularak itiraz edildiğinden, davacının menfi zarar istemiyle ilgili olarak maddi gerçeğin ortaya çıkması için 6100 sayılı HMK’nın 281/3. maddesi gereğince yeniden oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan, bozmadan önceki rapor ve ek raporlara itirazları da irdeleyip değerlendirmek suretiyle gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp farklılık ortaya çıkması halinde çelişkinin giderilmesi için gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp davacının menfi zarar istemiyle ilgili sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Mahkemece bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda bozma ilamı öncesi alınan rapor ve ek raporlar tartışılmadan bu raporlarda tespit edildiği belirtilen ve hesaplama ayrıntısı olmayan 433.323,55 TL bedel davacı yüklenicinin sözleşmenin varlığı ve devamına güvenerek yaptığı masraflar olarak kabul edilmiş, ayrıca daha elverişli koşullarda başka sözleşme imzalama fırsatını kaçıran davacının yoksun kaldığı kar olarak 518.101,57 TL bedel belirlenmiştir. Bu haliyle bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli olmadığı gibi önceki raporlara itirazlar irdelenip değerlendirilmediğinden bozma ilamına da uygun değildir.

Öte yandan, mahkemece, verilen ilk kararda davacının 433.323,55 TL maddi zararı olduğu kabul edilmiş, davacı vekilince sadece teminat mektubu bedelinin iadesi hususunda temyiz isteminde bulunulmuş olmasına rağmen bozma ilamına uyulduktan sonra 518.101,57 TL yoksun kalınan kâra da hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince bozmaya uyulduktan sonra verilen karar, bozma ilamı gerekleri yerine getirilmediğinden ve usuli kazanılmış hakka aykırı olduğundan usul ve yasaya aykırı görülmüş olup, bozulması gerekmiştir.

2-Bozma nedenine göre, taraflar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz sebeplerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle taraflar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde taraflara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***