"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2059 E., 2022/426 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/2600 E., 2018/750 K.
Taraflar arasındaki tapu iptal-tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 21 ve 22 no.lu bağımsız bölümlerin davalı adına kayıtlı olduğunu, davalının müvekkili kooperatifin üyesi ve eski yönetim kurulu başkanı olduğunu, görevli olduğu zamanda tapuların hak sahibi üyelere devri sırasında dava konusu bağımsız bölümlerin tapularını 03.04.2012 tarihinde üzerine aldığını, bu yerlerle ilgili olarak kooperatifte hiçbir üyelik ve hakka sahip olmadığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 8/1.maddesi gereğince ortak olma isteğinin yazılı olarak iletilmesi gerektiğini, davalı tarafından dava konusu iş yerleri için usulüne uygun üyelik müracaatı bulunmadığı gibi kooperatif genel kurulunca alınmış karar doğrultusunda bu iş yerlerine üyelik veya satın alma bedeli olarak herhangi bir ödemede yapılmadığını, yapılan tescilin sebepten yoksun, yolsuz tescil olduğunu, TMK'nın 1024.maddesi gereğince bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescilin yolsuz olduğunu, 1025.madde gereğince bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimsenin tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebileceğini, dava konusu taşınmazların tapu kaydının adına tescilinin sehven yapıldığını ve adı geçen iş yerlerinin kooperatife ait olduğuna dair İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/303 Esas sayılı dosyasında davalının yazılı ikrarının bulunduğunu, sehven iktisap etmiş bulunduğunu ve iade edeceğini beyan etmesine rağmen bugüne kadar iade edilmediğini ileri sürerek, 6603 parsel, A Blok, bodrum kat, 21 ve 22 no.lu bağımsız bölümlerin tapu kaydının sebepten yoksun, yolsuz olarak davalı adına tescil edilmiş olduğunun tespiti ile tapu kaydının iptali ve kooperatif adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak müvekkilinin İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/303 Esas sayılı dosyasında ve Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadede hangi saikle elinde bulundurduğunu izah ettiğini, taşınmazların devri için davacı tarafın müvekkiline başvurusunun olmadığını, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeye hazır olduklarını, ancak davacının yapması gereken edimleri yerine getirmemesi nedeniyle söz konusu devir işlemlerinin gerçekleşemediğini, kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı kooperatifin gerçekleştirdiği projeye ilişkin taşınmazların ferdileştirilmesi sırasında davalının davacı kooperatifin yönetim kurulu başkanı olduğu, dava konusu A blok 21 ve 22 nolu bağımsız bölümlere ilişkin hak sahibi olmamasına, bu bağımsız bölümlerin adına tesciline ilişkin yönetim kurulunca veya genel kurulunca alınmış bir karar bulunmamasına ve davalı tarafından bu taşınmazların adına tahsis edildiğine ve bedelin kendisi tarafından ödendiğine dair dosyaya bir belge sunulmamasına rağmen 02.04.2012 tarihli muvafakatname ile kendi adına tahsis edilmesine ve bu şekilde tapu çıkartılmasına muvafakat vermek suretiyle her iki bağımsız bölümü 03.04.2012 tarihinde adına tescil ettirdiği, her iki bağımsız bölümün kooperatif adına tescil edilmesinin gerekmesine rağmen hiçbir geçerli hukuki belgeye ve nedene dayanmadan bağımsız bölümlerin davalı adına tescil edildiği, davalının İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/902 Esas sayılı dosyasında davaya konu her iki bağımsız bölümün kooperatif adına tescili talepli açtığı davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, bu dosyadaki dava dilekçesinde davalının dava konusu taşınmazlar üzerinde bir hak sahibi olmadığını bildiği ve kabul ettiği, toplanan bu delillerden başkaca bir delil toplanmasına gerek görülmeksizin dava konusu bağımsız bölümlerin tescil tarihinde davalının kooperatif yönetim kurulu başkanlığı sıfatını kullanarak ve bu sıfattan aldığı yetki ile hiçbir hukuki gerekçe ve belgeye dayanmaksızın kooperatife ait taşınmazları kendi adına yolsuz olarak tescil ettirdiği gerekçesiyle bağımsız bölümlere ilişkin davalı adına yapılan yolsuz tescilin iptali ile davacı kooperatif adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, kararın haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin söz konusu işlemler ve diğer fiilleri ile ilgili hakkında açılmış olan İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesi ve İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davaların devam ettiğini, mahkemenin söz konusu yargılamalardan bir netice elde edilmeden karar vermesinin eksik soruşturma sonucunu doğurduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava dışı derdest dosyalarda vermiş olduğu cevabı yazılarla ve yönetim kurulu başkanı olarak alınan kooperatif yönetim kurulu kararları ile ayrıca genel kurul kararları ile dava konusu iki adet bağımsız bölümü herhangi bir ortaklık hakkı bulunmamasına rağmen muvafatname sonucunda ferdileşme yoluyla tapu kaydında adına tescil edildiğinin, tescilin yolsuz olduğunun anlaşıldığı, TMK'nın 1024.maddenin ilk fıkrasında, bir ayni hakkın yolsuz olarak tescil edilmesi halinde bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin bu tescile dayanamayacağı, ikinci fıkrasında bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescilin yolsuz olduğu, 1025.maddede, bir ayni hakkın yolsuz olarak tescil edilmiş olması halinde bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimsenin tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebileceğinin düzenlendiği, diğer taraftan davalı tarafın yazılı ikrarları ve yönetim kurulu başkanı olarak almış olduğu kararlarda dava konusu bağımsız bölümlerin sehven tescil edildiği yönünde açık ikrarların bulunması karşısında iddia edilen ceza ve hukuk dava dosyalarının bekletilmesinde usul ekonomisi anlamında hukuki yarar görülmediği, bu savunmaların ilk derece mahkemesinde yer almadığı, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Fazla alınan temyiz peşin harcın istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.