"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/791 E., 2024/859 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/217 E., 2021/127 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.07.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin paydaşı olduğu dava konusu 126 ada 361 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 4 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerde 23.07.2020 tarihli satış işlemiyle davalılara devredilen hisselerin ön alım hakkı nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu temlik işleminin anne ve çocukları arasında yapıldığını, gerçek bir satış olmadığını, işlemin tarafları arasında herhangi bir para aktarımı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu işlemin gerçek bir satış olmayıp miras paylaşımı amacıyla yapılan bağışlama olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalılar lehine takdir edilen 60.911,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki işlemin gerçek bir satış olmadığını dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığı, davacı vekilinin bütün istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Satıcı ile alıcılar arasında para alış verişi olup olmadığı hususunda talepleri doğrultusunda araştırma yapılmayarak eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini,
b.Aynı menfaat çatısı altında birleşen kişilerin tanıklığına dayalı karar verilmesinin hatalı olduğunu ayrıca kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağını,
c.Tapu sicilinde satış olarak gösterilen işleme güvenilerek açılan davada işlemin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi nedeniyle taşınmaz değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hak arama özgürlüğünün ihlali sonucunu doğurduğunu,
d.Depo edilen bedelin teminat mektubu ile değiştirilmesi talebinin reddedilmesinin yanlış olduğunu belirterek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.03.1957 tarihli ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı kararının sonuç kısmında, "Müşterek mülkün hissedarı, hissesini kan ve kocaya evlada veyahut akrabaya temlik etmesi halinde şeklen satış akti bulunsa hile hakikatte satıştan gayri miras hukukuna müteferri maksatların veya hibe gibi mülahazaların hakim olduğu ahvalde Medeni Kanunun hakiki satışlarda kabul eylediği şufa hakkının cereyan etmeyeceğine" ifadesi yer almaktadır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.03.1957 tarihli ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları içerisinde yer alan ön alım hakkının gerçek ve geçerli satışlar için kullanılacağı öngörülmüştür. Haricen satış şekli bulunsa dahi akdin gerçek maksadı satış olmadığı halde satış hakkındaki hükümlerin bu gibi olaylara teşmil ve tatbik etmek hem yasa koyucunun maksadına, hem de esas hukuk prensiplerine aykırı olur. Sözü geçen içtihadı birleştirme kararında da müşterek mülkün hissedarı hissesini şeklen satış akdi bulunsa bile gerçekte satıştan başka miras hukukuna bağlı amaçların ve bağış gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun gerçek satışlar için kabul ettiği ön alım hakkının kullanılamayacağı ilkesini benimsemiştir ve bu gibi hallerde dalıya ispat hakkı tanımıştır. Başka bir ifadeyle, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı mutlak olarak yapılan işlemin bağış olduğuna ilişkin olmayıp bunun ispat edilmesi halinde, ön alım hakkının kullanılamayacağına dairdir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacının, ön alım hakkına dayalı olarak açtığı eldeki davada, davalılar, tapuda satış şeklinde gösterilen işlemin gerçekte bağış olduğunu, kendilerine payını devreden kişinin anneleri olduğunu, bu nedenle ön alım hakkının kullanılmayacağını savunmuşlar, bu konuda tanık dinletmiş ve vekaletname sunmuşlardır.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dinlenen davacı tanığı beyanları doğrultusunda satış şeklinde yapılan işlemin gerçekte bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın delilleri toplanmadan eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; davacının tapuda satış şeklinde yapılan işlemin gerçekte bağış olduğunu bilip bilmediği yönünde araştırma yapılarak yargılama giderlerine bunun sonucuna göre hükmedilmemesi ve dava değerinin 4721 sayılı Kanunun 734 üncü maddesi göz ardı edilerek belirlenmesi de doğru değildir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 28.000,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.