"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz ile tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay ( Kapatılan ) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince son bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup uyulan bozma ilamında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1954 tarihli hava fotoğraflarında orman bitki örtüsü ile kaplı alanda kaldığı, 1959 basımı memleket haritasında ise açık alanda kaldığının belirtildiği, bu durumun boyama hatasından mı kaynaklandığının açıklanmadığı, aslolan hava fotoğrafları olduğundan taşınmazın niteliği konusunda tam ve kanaat verici bir açıklama yapılmadığı gibi hava fotoğrafları üzerinde de ölçekli olarak gösterilmediği, bilirkişi raporunun denetime olanak vermediği, taşınmazın paftadaki konumuna göre dört yönden orman parseli ile çevrili olduğu anlaşıldığından dayanılan tapu kaydı 4000 m2 yüzölçümlü olup, gereği gibi yerine uygulanarak miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmediği, tapu kaydının başka parsellere revizyon görüp görmediğinin araştırılmadığı, tapu kaydındaki davacı hissesinin 60/84 olduğu gözönüne alınmadan tapu kaydından fazlaya hükmedildiği, dava konusu taşınmaz 191 ada 1 parsel içinde tapuya kayıtlı olduğundan, kabul edilen bölüm yönünden tapu kaydının iptaline karar verilmeden tescil kararı verildiği, mahkemece usulüne uygun tapu uygulaması orman araştırması yapılarak tapu kaydı kapsamı içinde olup da eski tarihli belgelerde orman olan kısımlar yönünden davanın reddine, tapu kaydı kapsamında davacının hissesine isabet eden ve eski tarihli belgelerde açık alanda kalan kısımlar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği” hususuna değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; keşif, alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, bilirkişi raporlarında sarı alanda kaldığı belirlenen ve davacının tapuda payına düşen miktar gözetilerek davacının davasının kabulü ile Samsun ili Alaçam ilçesi , ... Mevkiinde yeralan 191 ada 1 parsel nolu taşınmazda 20.09.2017 havale tarihli harita ve kadastro mühendisi tarafından düzenlenen raporda sarı renkte gösterilen 3676 m² lik kısmın ...'ın hissesine isabet eden 60/84'lük kısmının kadastro tespitinin iptali ile; taşınmazdan ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tarla vasfıyla, geri kalan 24/84'lük kısmın tespit gibi Hazine adına orman vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, harita mühendisi tarafından düzenlenen 04.10.2018 havale tarihli ek bilirkişi raporu, 20.09.2017 havale tarihli rapor ve 20.12.2017 havale tarihli orman yüksek mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm; davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; davacının davasına dayanak yaptığı 25.02.1987 tarihli ve 143 cilt, 36 sahife, 2 sıra numaralı tapu kaydının hudutları yön belirtilmeksizin ... tarlaları ve dere olarak gösterilmiş, bozma öncesinde yapılan 09.05.2011 tarihli keşifte dayanak tapu kaydı mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle uygulanmamış ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bu sebeple karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrasında 22.09.2014 tarihinde keşfe gidilmiş, keşif mahallinde mahalli bilirkişilerce dava konusu edilen yerin doğusunda dere batısında orman, kuzeyinde kime ait olduğu bilinmeyen boş arazi ve bitişiğinde ... arazisi, güneyinde ise çeşme ve yol olduğu açıklanmış, bu doğrultuda 01.10.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda; davacının dayanak tapu kaydının sadece dere olan hududunun mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında geçen dava konusu edilen yerin doğusundaki dere olabileceği, ... olarak gösterilen hudutlarının ise uygulanamadığı bildirilmiştir. Daha sonra alınan 30.06.2015 tarihli ek fen bilirkişi raporunda da tapu kaydı uygulanamadığından harita üzerinde sınırlarının gösterilemediği açıklanmıştır. Bu defa Mahkemece 11.09.2017 tarihinde yeniden keşif yapılmış, bu defa mahalli bilirkişi olarak dayanak tapu kaydında davacıya satışı yapan ... dinlenilmiş olup ...; taşınmazın doğusunda dere, batısında 208 ada 1 parsel ve yol olduğunu, bu yeri 1987 tarihinde davacıya sattığını, dedesinden kaldığını, yaklaşık 70 senedir kullandıklarını ve buğday ektiklerini beyan etmiştir. Bunun üzerine fen bilirkişisince 20.09.2017 tarihinde verilen raporda; tapu kaydının hudut olarak sadece dere gösterdiği bu derenin bilirkişi beyanlarında belirtilen dava konusu alanların doğusundaki dere olabileceği, ... tarlası olarak 2/B kadastrosu sonucu üretilen 228 ada 1 parsel ve yolun batısındaki parsellerin olduğu bölgenin gösterildiği, mahalli bilirkişi tarafından gösterilen yerden sınırlar sabit olmadığından tapu miktarı olan 3676 m2 kadar alan oluşturularak krokinin çizildiği belirtilmiştir. Dosya kapsamında dava konusu edilen alan; her fen bilirkişi raporunda farklı yer ve alanlarda gösterilmiş, son raporda ise daha önce (B) harfi ile gösterilen kısım içerisinde bir alan olarak belirlenmiştir. Hudut olarak belirtilen 228 ada 1 parsel ise 6292 sayılı Kanun gereği yapılan satış neticesinde ... Aksu adına kayıtlı bir taşınmazdır. Görüldüğü üzere davacının dayanak yapmış olduğu tapu kaydı hudutları itibariyle tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmemiş olup bu yere uymaz. O halde mahkemece davanın tümden reddi gerekirken davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; dayanak tapu kaydında belirtilen 3676 m² lik kısmın davacı ...'ın hissesine isabet eden 60/84'lük kısmının kadastro tespitinin iptali ile; taşınmazdan ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, geri kalan 24/84'lük kısmın tespit gibi Hazine adına orman vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmişse de orman olarak tapuda kayıtlı taşınmazın kısmen ve hisseli olarak iptal edilip gerçek kişi adına tesciline karar verilmesi, kalan kısmın ise aynı nitelikte orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olmasının mümkün olmayacağının düşünülmemiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre vekalet ücreti, yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına
Taraflarca 1086 Sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.