"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1797 E., 2023/1881 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/77 E., 2022/82 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini; ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı, fazla çalışma ücreti farkı, gece zammı ücreti farkı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, kadroya geçiş sonrası Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak ücretin belirlendiğini, hukuka aykırı bir uygulamanın söz konusu olmadığını, davacının dava dilekçesinde talep edilen fark alacağa hak kazanmadığını; ayrıca davacı tarafça talep edilen faizin türüne ve başlangıç tarihlerine itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin ilgili maddesinde, davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; davacının ücretinin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23 üncü maddesi uyarınca eksiksiz ödendiğini, davacının daha fazla ücret alması gerektiğine ilişkin iddiasının dayanaksız olduğunu, taraflar arasındaki kadroya geçiş sırasında imzalanan iş sözleşmesinin ücret oranına ilişkin kısmının boş bırakıldığını, davacının 2018 yılı ücretinin korunarak bu ücret üzerinden %4 oranında ücret zammı yapıldığını, davacının sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinde indirime gidilmediğini ve herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanmış belirsiz süreli iş sözleşmesinin ilgili hükümü dikkate alındığında fark alacakların hüküm altına alınmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafça alacaklara uygulanan faizin türü konusunda herhangi bir istinaf talebinde bulunulmadığı dikkate alındığında bu hususta değerlendirme yapılmadığı; ancak davalı Bakanlığın harçtan muaf olduğu hususu İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasında belirtilmesine rağmen devamında davacı tarafça yatırılan harcın davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı, hüküm altına alınana alacaklar itibarıyla davanın tam kabulüne karar verildiğinin sabit olduğu ve buna göre yargılama gideri ve vekâlet ücretinin tamamının davalıdan tahsili gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesindeki gerekçelerine ilâveten davacı işçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki ücrete ilişkin oranın bir yandan da Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesindeki zam oranlarının uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, bu durumun çifte zam uygulanmasına yol açacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, ilave tediye fark alacağına uygulanması gereken faiz oranı ile davanın tam kabulüne ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olup olmadığı ve buna bağlı olarak yargılama gideri ve vekâlet ücretinin taraflardan tahsili miktarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, 326 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22, 32 ve 34 üncü maddeleri, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23 üncü madde, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'un (6772 sayılı Kanun) 1 vd. maddeleri.
3. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3 üncü maddesinin on dördüncü fıkrası şöyledir:
"(14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır."
4. 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin on bir ila on dördüncü fıkraları.
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
6. 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçen işçilerin geçiş aşamasındaki ücretlerinin tespiti ile bireysel iş sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün ileriye etkisine ilişkin ilke ve esaslar, Dairemizin 03.05.2023 tarihli ve 2023/3001 Esas, 2023/6593 Karar sayılı ilâmında şu şekilde açıklanmıştır:
"...
2. 696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23 üncü madde çerçevesinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler ile işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinin ücrete ilişkin hükümlerinin doğru değerlendirilmesi son derece önemlidir. Dairemiz uygulamasına göre kadroya geçiş sırasında düzenlenen iş sözleşmesinde ücretin sadece asgari ücretin belli bir oranda fazlası yahut geçiş öncesindeki hizmet alım sözleşmesinde öngörülen ücret veya bu ücretin katları olarak belirlenmesi hâlinde, bu ücretin işçinin kadroya geçiş aşamasındaki ilk (temel) ücreti olduğu, taraflar arasında sonraki dönemler yönünden işvereni ücret artışı yapmakla yükümlü kılan bir düzenleme olmadığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan iş sözleşmesinde ücretin her ay için asgari ücretin belli bir oranda fazlası şeklinde ödeneceğine yönelik hükümler ileriye etkili hükümler olarak değerlendirilmeli, bu hükümlerin sonraki dönemlere ilişkin ücret artışları yönünden işvereni bağlayacağı kabul edilmelidir.
..."
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlave tediye alacağı, 6772 sayılı Kanun ile öngörülmüş bir alacak kalemi olup bu alacağa uygulanması gereken faiz oranı, kanunen yasal faizdir. Talebin toplu iş sözleşmesine dayalı olarak ileri sürülmesi sonucu değiştirmeyecektir. Davacı tarafça dava ve ıslah dilekçesinde ilave tediye fark alacağına yasal faiz yürütülmesi talep edilmiş olup ilave tediye alacağına uygulanması gereken faiz oranı, kanunen yasal faizdir. Buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince kanuna aykırı olarak ve taleple bağlılık ilkesini ihlal edecek şekilde ilave tediye fark alacağına en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesi hatalı olup bozma sebebidir.
3. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup yargılama gideri ve vekâlet ücretinin taraflardan tahsili hususunda da ilâmın İlgili hukuk kısmının (1) ve (5) numaralı bentlerinde yer alan yasal düzenlemeler uyarınca tarafların haklılık durumu esas alınmıştır. Ancak yalnızca davalı vekilinin istinaf talebi bulunmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince istinaf edenin aleyhine olacak şekilde ve hatalı olarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş; yargılama giderlerinin tamamından davalı sorumlu tutulmuş ve davalı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir. Ancak dava ve ıslah dilekçesindeki miktarlar dikkate alındığında davanın kısmen kabulü yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurularak yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin tarafların haklılık oranında paylaştırılması gerekirken davanın kabulüne karar verilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının "I. Davanın Esası Hakkında" kısmının (1) numaralı bendinde yer alan “DAVANIN KABULÜNE” ibaresinin çıkartılarak yerine “DAVANIN KISMEN KABULÜNE” ibaresinin yazılması suretiyle;
Hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin (b) alt bendinde yer alan “en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte” ibaresinin çıkartılarak yerine “yasal faizi ile birlikte” ibaresinin yazılması suretiyle;
Hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "4-Davacı tarafça yapılan 629,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkartılarak yerine "4-Davacı tarafça yapılan 629,60 TL yargılama giderinin 623,58 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına," ibaresinin yazılması suretiyle;
Hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan "5-Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına," ibaresinin çıkartılarak yerine "5-Davalı tarafından yapılan toplam 57,30 TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 00,55 TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresinin yazılması suretiyle;
Hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinde yer alan "7-Arabuluculuk ücret tarifesi gereğince alınması gereken 680,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına," ibaresinin çıkartılarak yerine "7-Arabuluculuk ücret tarifesi gereğince alınması gereken 680,00 TL arabuluculuk ücretinin 673,40 TL'sinin davalıdan, 6,60 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına" ibaresinin yazılması suretiyle;
Hüküm fıkrasının (9) numaralı bendine, "9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen 87,89 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.