Logo

9. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi

TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) ncı alt bendi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket ile imzaladığı belirli süreli gemi adamı iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle geri kalan ücretlerinin ve primlerinin ödenmediğini, davalı hakkında başlatın icra takibine davalı Şirket tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile davalı Şirket aleyhine %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işvereninin dava dışı ... Ltd. olduğunu, müvekkili Şirketin ... Ltd'nin acentesi konumunda olduğunu, bu hususun davacının imzalamış olduğu gemi adamı iş sözleşmesi ile de sabit olduğunu, müvekkil Şirketin dava konusu uyuşmazlıkta acente konumunda olduğunu, bu nedenle müvekkil Şirkete doğrudan husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, görevsiz mahkemede dava açıldığını, davacının takip talebinde takip konusunu “Haksız fesih nedeniyle tazminat alacağı” olarak belirtmesine rağmen dava dilekçesinde davacının bakiye maaş ve primlerinin ödenmesi gerektiğini iddia ettiğini, dava konusu alacak kalemlerini açıklamadığını bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının iş sözleşmesine aykırı davrandığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacıya ödenmemiş herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının gemi adamı olarak çalıştığı gemide, gemi kaptanı tarafından salona ve yemeklere pijama ve eşofmanla gelinemeyeceği yönünde talimat verildiği, davacının ilk etapta bu talimata uyduğu, devamında ise bu kurala uymadığı, bu hususta sözlü olarak uyarılmasına rağmen kurala uymamaya devam ettiği, gemi kaptanı tarafından bizzat uyarıldığı, yine de kurala uymaması nedeniyle iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığı, davacının 53 günlük çalışmasından ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, alacağın belirli ve likit olmadığı, bu hâliyle icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili; davacının meslek hayatı boyunca görevini başarılı bir şekilde yerine getirdiğini, denizcilik örf, adet ve usullerine uygun olarak hareket ettiğini, kendisi ile ilgili davalı Şirkete hiçbir şikayette bulunulmadığını ve davalı Şirket tarafından davacı hakkında hiçbir soruşturma yapılmadığını, mesai saatleri içerisinde üniformasını ... Mahsus Kıyafet Yönetmeliği’ne uygun olarak giyindiğini, alametlerini taşıdığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (6098 sayılı Kanun) yer alan hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlere uygun olarak görevini ifâ ettiğini, davalı Şirketin işletmeciliğini üstlendiği geminin kaptanı, Şirket politikasında düzenleme olmamasına rağmen keyfi ve kötüniyetli olarak çalışma saatleri dışında da ortak kullanım alanlarında gemi adamları tarafından eşofman giyilmesini yasaklandığını, davacının çalışma saatleri dışında ortak alanlarda yine gemi adamları tarafından kabul edilen örf ve adetlere uygun bir şekilde eşofmanını giyinerek hareket etmeye devam ettiğini, yazılı savunması alınmadan, hakkında tutanak tutulmadan iş sözleşmesinin haklı neden olmadan ve kötüniyetli olarak fesedildiğini, ... Denizcilik Çalışma Sözleşmesi (2006) uyarınca kaptanın gemi adamlarının sosyal yaşam ve refahlarına ilişkin menfaatlerini koruyacağının hüküm altına alındığını, fesih bildiriminin yazılı olarak yapılmadığını, davacının bakiye ücret ve prim alacaklarının kabul edilmesi gerektiğini, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

2. Davalı vekili; davalı Şirketin Ares Shipping’in acentesi konumunda olduğunu, bizzat davalıya husumet yöneltilerek dava açılamayacağını, davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının ödenmeyen ücretinin bulunmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanlarına göre davacının verilen emir ve talimatları yerine getirmediği ve getirmemekte ısrar ettiği, dinlenen davacı tanığının beyanında 20.09.2016 tarihli tutanağın davacıya verildiğinin beyan edildiği, 6098 sayılı Kanun'un 435 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalı tarafça yapılan feshin haklı olduğu, sözleşmenin süresi bitmeden haklı nedenle sona erdirildiğinden davacının prim alacağı talep edemeyeceği, davaya konu alacak yargılamayı gerektirdiğinden ve likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddinde hata olmadığı, dosya kapsamında sunulan gemi adamı sözleşmesinde davalının ünvan ve imzasının olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince acentenin yaptığı sözleşmelerden dolayı kendisinin müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da dava açılabileceğinin belirtildiği, davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, dosyada davacının ücretinin ödendiğine dair bilgi ve belge olmadığı gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Taraf vekilleri; istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuşlardır.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, davaya konu olan takip talebindeki borcun sebebi ve dava konusunun aynı olup olmadığı, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediği ve davacının ödenmeyen alacağının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 58 ve 67 nci maddeleri.

3. 6102 sayılı Kanun'un 105 inci maddesi.

4.6098 sayılı Kanun'un "haklı sebepler" kenar başlıklı 435 inci maddesi şölyledir:

"Taraflardan her biri, haklı sebeplerle sözleşmeyi derhâl feshedebilir. Sözleşmeyi fesheden taraf, fesih sebebini yazılı olarak bildirmek zorundadır.

Sözleşmeyi fesheden taraftan, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen bütün durum ve koşullar, haklı sebep sayılır."

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İtirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

3. Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalı aleyhine ilâmsız icra takibi başlatmış, takip talebinde borcun sebebini "haksız fesih nedeniyle tazminat alacağı" olarak bildirmiştir. Dava dilekçesinde ise; davacı işçinin geriye kalan maaşlarının ve primlerinin ödenmesi gerektiğini ve bu nedenle davalı tarafından yapılan itirazın iptalini talep ettiğini belirtmiştir. Takip konusu yapılmayan alacağın eldeki itirazın iptali davasına konu yapılması hatalı olup davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulü bozmayı gerektirmiştir.

4. Diğer yandan, dosyadaki belgeler ve tanık beyanları dikkate alındığında davacının, gemi kaptanının kılık kıyafet ile ilgili getirdiği kurallara ısrarla uymadığı anlaşılmaktadır. Denizcilik teamülleri gereğince gemi kaptanının koyduğu kurallara ısrarla uyulmaması ve bu kurallara aykırı hareket edilmesi 6098 sayılı Kanun 'un 435 inci maddesine göre haklı fesih sebebi olup Mahkemece bu hususta yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygundur.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***