Logo

9. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/267 E., 2024/1250 K.

KARAR : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında Ankara 1. İş Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yurt dışı iş sözleşmesi ile 23.02.2000-14.07.2015 tarihleri arasında davalı Şirketlerin Rusya'daki şantiyelerinde aylık net 1.800,00 Amerikan doları (USD) ücretle, her gün saat 07.00-21.00 saatleri arasında, dinî bayramların ilk günü haricindeki geriye kalan ..., genel tatil ve hafta tatilleri dâhil olmak üzere çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiğini beyan ederek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... (Eski Ünvan: Renaissance Construction ZAO) vekili cevap dilekçesinde; davacının yurt dışı iş sözleşmesi ile belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında Rusya Federasyonu kanunlarına tâbi olarak istihdam edildiğini, davacının yurt dışı iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının Rusya Federasyonu hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... Uluslararası İnş. Yat. San. Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında iş ilişkisi bulunmadığını, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının taleplerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Ankara 1. İş Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2018/121 Esas, 2019/434 Karar sayılı kararı ile; aynı orginazasyon kapsamında iş yapan davalıların, emsal işçilerin dosyalarında verilen kararlar gözetilerek dava konusu işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, Türk vatandaşı olan davacı hakkında Türk hukukunun uygulanması gerektiği, yapılan işin niteliğine göre taraflar arasındaki ilişkinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dayandığı, davacının 23.02.2000-15.07.2015 tarihleri arasında, toplam 8 yıl 6 ay 25 gün süreyle, davalılara ait yurt dışı işyerlerinde çalıştığı, yapılan işin niteliği, geçmiş tecrübesi ve emsal nitelikli kesinleşmiş karar suretleri birlikte değerlendirilerek davacının tazminata esas çıplak ücretinin net 1.800,00 USD kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2019/3943 Esas, 2021/2773 Karar sayılı kararı ile; davalılardan AO Renaissance Construction Şirketinin diğer davalının Rusya'da çalışabilmek için Rusya kanunlarına göre kurulması zorunlu şirket olduğu, davalılar arasında organik bağ olmakla davacı alacaklarından müştereken ve müteselsilen birlikte sorumlu oldukları, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 5 ve 27 nci maddeleri uyarınca uyuşmazlığın Türk hukuk mevzuatına göre çözümlenmesinde isabetsizlik olmadığı; ancak davacının ücretinin hatalı brütleştirildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılarının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Dairemizin 29.03.2022 tarihli ve 2022/1838 Esas, 2022/4098 Karar sayılı ilâmı ile; davacının 23.02.2000-15.01.2010 tarihleri arası çalışmaları yönünden yabancılık unsuru mevcut ise de taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması yapıldığına dair bir iş sözleşmesi bulunmadığından anılan dönemde Türk hukukunun ve 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak davacının 18.11.2013 - 15.07.2015 tarihleri arası Rusya’da yaptığı çalışmalar yönünden taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan, ilgili dönemde Rusya hukukunun uygulanması gerektiği, yine davacının 12.04.2013-10.07.2013 tarihleri arası dönemde davalılar nezdinde çalıştığının ispatlanamadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin 19.09.2023 tarihli ve 2022/1447 Esas, 2023/2723 Karar sayılı kararı ile; dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesiyle Rusya Federasyonu mevzuatı uygulanmak suretiyle rapor aldırıldığı, bozma öncesi yargılamada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 22.08.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı tarafın kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini artırdığı, bozma sonrası yapılan yargılama esnasında aldırılan bilirkişi ek raporu sonrası davacı tarafın 23.06.2023 tarihli fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacak talepleri yönünden talep artırım dilekçesi sunduğu, bu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilmesi nedeniyle dosya kapsamında yer alan 24.05.2023 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak talep artırım dilekçesine de değer verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Dairemizin 11.12.2023 tarihli ve 2023/19330 Esas, 2023/19267 Karar sayılı ilâmı ile; davacının iş sözleşmesinin fesih tarihinin 15.07.2015, dava tarihinin ise 08.05.2018 olduğu, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesinde sözü edilen mahkemeye başvurma süreleri dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemesince açılan davanın süresinde kabul edilmesinin isabetli olmadığı, Türk hukukunun ve 4857 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması hususunun bozma kapsamı dışında bırakıldığı 23.02.2000 - 15.01.2010 tarihleri arası dönem yönünden kıdem ve ihbar tazminatlarının hesaplanarak hüküm altına alınmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; talep konusu yapılan 18.11.2013-15.07.2015 tarihleri arasındaki son çalışma döneminde, davacı işçinin sadece davalının Rusya’da bulunan işyerinde çalıştığı, bu durumda mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olan Rusya olduğu, bu döneme Rus iş mevzuatının uygulanması gerektiği, ancak davanın bu talep dönemi yönünden hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, 23.02.2000-15.01.2010 tarihleri arasındaki çalışmalar yönünden 4857 sayılı Kanun hükümlerine göre aldığı son ücret üzerinden kıdem ve ihbar tazminatının hesaplandığı gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz başvurusunda; Rus hukuku uygulanması nedeniyle aleyhlerine vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığını, yabancı hukukun uygulanmasının hatalı olduğunu, davanın süresinde açıldığını, yabancı hukuk uygulanmasını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ihbar tazminatının reddedilmesinin isabetli olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Türk hukukuna göre hesaplanan giydirilmiş brüt ücretin hatalı olduğunu, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağının ispatında tanık beyanlarına itibar edilmediğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2. Davalı ... Uluslararası İnş. Yat. San. ve Tic. AŞ vekili temyizi dilekçesinde; Rus hukukuna göre dava konusu alacakların 3 aylık hak düşürücü süresinde talep edilmediğinden reddi gerektiğini, müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu ve sözleşmenin süresinin sona erdiğini, bu nedenle dava konusu kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılamayacağını, davacının hizmet süresinin ve ücretinin hatalı olduğunu, tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu belirterek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Rus hukukuna göre dava konusu alacakların 3 aylık hak düşürücü süresinde talep edilmediğinden reddi gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu ve sözleşmenin süresinin sona erdiğini, bu nedenle dava konusu kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılamayacağını, davacının hizmet süresinin ve ücretinin hatalı olduğunu, tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, davacının ikinci ıslah dilekçesine itibar edilemeyeceğini belirterek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, kıdem ve ihbar tazminatının hesabı, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı, vekâlet ücreti ve yargılama gideri noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 5718 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi şöyledir :

" (1) İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tâbidir.

(2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde iş sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz.

(3) İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.

(4) Ancak hâlin bütün şartlarına göre iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir."

3. 5718 sayılı Kanun'un 2, 5, 8, 24, 40 ve 44 üncü maddeleri.

4. Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesi şu şekildedir:

“Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.

İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.

Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.”

5. 4857 sayılı Kanun'un 17 ve 32 nci maddeleri ile 120 nci maddesi atfı ile hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun kıdem tazminatına ilişkin 14 üncü maddesi.

6. Dairemizin 06.12.2023 tarihli ve 2023/14447 Esas, 2023/19092 Karar sayılı kararı

3. Değerlendirme

1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (... ..., Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8 inci maddelerinin bir gereğidir.

3. İlâmın İlgili Hukuk kısmının (4) numaralı paragrafında yer verilen Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392 nci maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Dava tarihi itibarıyla 3 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Rusya mevzuatının uygulandığı çalışma dönemi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de Bölge Adliye Mahkemesince, söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalıdır.

Diğer yandan 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması da hatalı olmuştur.

4. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddine karar verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.

5. Somut uyuşmazlıkta, dava tarihinin 08.05.2018 olması ve davada reddedilen kısmın yabancı hukukun uygulanması sonucunda reddedilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "hak düşürücü süre nedeniyle" ibaresinin hükümden çıkartılması;

Hüküm fıkrasının (9) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine "9-Davalılar yararına vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına," bendinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***