Logo

9. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

KARAR : Davacının istinaf başvurusunun esastan reddi, davalının istinaf

başvurusunun kabulü ile davanın reddi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli ve 2022/106 Esas, 2022/81 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.10.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davacı vekili Avukat... ile davalı vekili Avukat... geldiler.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ... şantiyelerinde personel şefi olarak çalışmış olduğunu, çalışmalar neticesinde müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkilinin davalı Şirketten aldığı son net ücretinin aylık 2.650,00 USD olduğunu, davalı işveren nezdinde çalışırken normal şartlarda haftanın 6 günü 08.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını, şantiyelerin resmî açılışlardan önce 3 ay boyunca 08.00-00.00 saatleri arasında çalıştığını, ayda iki hafta tatilinde çalışmaya devam ettiğini, Kurban bayramında iki gün, Ramazan bayramında ise 2016 yılında iki gün diğer yıllarda birer gün izin dışında tüm resmî ve dinî bayramlarda çalışmaya devam ettiğini, bu çalışmaların karşılığının işverence müvekkile ödenmediğini, asgari 28 gün yıllık izin hakkı bulunduğunu belirterek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının dava konusu ettiği alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin devam ettiği dönemlerde ve fesih tarihinde Türk mahkemelerinde yurtdışında çalışan Türk işçilere ilişkin davalarda Türk mevzuatına göre yargılama yapılarak karar verildiği, ... Federasyonu İş Kanunu 392 nci maddesinin son fıkrası gereği, davacının talep ettiği alacaklara Türk mevzuatında belirlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrasında ... Federasyonu İş Kanunu'na göre hazırlanan 11.08.2023 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar ve talep dikkate alınarak alacakların hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili; ... Kanunu'nun uygulanmasının hatalı olduğunu, işverenin Türk firması ile işçinin Türk vatandaşı olması dikkate alındığında Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, ücret bordroları gerçeği yansıtmadığından fazla çalışma ve hafta tatili çalışma alacaklarının ödendiği belirtilerek bu taleplerin reddinin hatalı olduğunu, bordroların baskı ile imzalatıldığını, ihbar tazminatı bakımından işveren tarafından 1.350,00 USD ödeme yapıldığı kabul edilerek bu miktarın düşülmesinin hatalı olduğunu, işyerinde çalışma süresinin 28.07.2012-15.01.2016 tarihleri arasında gerçekleştiği hâlde 01.11.2012-15.01.2016 dönemi olarak kabul edilerek yaklaşık 3 aylık bir dönemin yok sayılmasının da hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

2. Davalı vekili; davacının ...'da kurulu bulunan ... ... Şirketinin işçisi olduğunu, ... Holding'e husumet yöneltilemeyeceğini, ... Kanunu'nda 3 aylık zamanaşımı süresinin düzenlendiğini, hizmet süresinin hatalı olarak tespit edildiğini, iş sözleşmesinin işin sona ermesi sebebiyle sona erdiğini, kıdem ve ihbar tazminatına esas giydirilmiş ücretin tespitinin hatalı olduğunu, davacının yıllık izinlerini kullandığını, çalışma süresi boyunca yapmış olduğu fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışma alacaklarının ödendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için Mahkemeye başvurma süresi olan 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği, diğer yandan Yargıtayın önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddine karar verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, ... Federasyonu İş Kanunu'nda zamanaşımı süresi 3 ay olarak belirtilmiş ise de bu sürenin yeniden başlatılabilmesi için gerekli geçerli nedenlerin bulunduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunda toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun)

2, 5, 8, 24, 27, 40 ve 44 üncü maddeleri.

3. Fesih tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesi şu şekildedir:

“Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.

İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.

Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.”

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8 inci maddelerinin bir gereğidir.

3. İlâmın İlgili Hukuk kısmının (3) numaralı paragrafında yer verilen ... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için Mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392 nci maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince; söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı ise de karar sonucu itibarıyla doğru olduğundan, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***