Logo

9. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.02.1993 tarihinde ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'de arıza bakım onarım biriminde işe başladığını, işe başladığı tarihten işten çıkarıldığı 31.10.2016 tarihine kadar tüm alt işverenlerde kesintisiz çalışmaya devam ettiğini, ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin farklı tarihlerde ihaleyi farklı firmalara verdiğini, ihaleyi alan tüm firmaların alt işveren olduğunu, bu nedenle ... Elektrik Dağıtım A.Ş.nin asıl işveren olarak müvekkilinin tüm alacaklarından müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı olarak işten çıkarıldığını, kıdem tazminatının 2016 yılında asgari ücrete yapılan zammın yansıtılması ve ödenmesi gereken yemek ve yol ücretlerinin eklenerek giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca işveren tarafından işten çıkarılma baskısı ile yıllık izinlerini kullanmadığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2018 tarihli ve 2017/1480 Esas, 2018/1065 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 13.03.2019 tarihli ve 2019/319 Esas, 2019/118 Karar sayılı kararıyla; "...

Dava, niteliği itibariyle kıdem tazminatı alacağı, yıllık izin ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir.

Taraflar arasında öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için gerekli şartları taşıyıp taşımadığı ve davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.

Somut olayda; dava kısmi alacak davası olarak açılmış ve sonuçlandırılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuken mümkün olmadığına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.

4857 sayılı ... Kanunu'nun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o ... yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, ... sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu ... sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. 4857 sayılı Kanun ile asıl işverenin, bu Kanundan, ... sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu ... sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, prim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.

Somut olayda; 4857 sayılı yasanın 2. maddesi uyarınca arıza bakım onarım işinin yardımcı ... kapsamında olduğu, ihaleyle dava dışı alt işveren şirkete verildiği, davacının da yüklenici firmalarda çalıştığı dönemlerde davalının asıl işvereni olduğu, bu nedenle davalının asıl işveren sıfatı ile işçilik sözleşmesinden doğan tüm hak ve borçlardan sorumlu olduğu, mahkeme kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

SGK hizmet döküm cetveline göre davacı 01/08/1993-31/10/2016 tarihleri arasında davalıdan ihale ile ... alan firmalar bünyesinde çalışmıştır. ... sözleşmesinin feshinin haklı bir sebebe dayandığı hususunun ispat yükümlülüğü iddia eden davalı işverene ait olup ... sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği davalı işveren tarafından ispatlanamamıştır, bu itibarla mahkemece davacının ... sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Bu yönleri amaçlayan davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

4857 sayılı ... Kanunu’nun 59.maddesinde, ... sözleşmesinin her hangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için ... sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.

Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.

Somut uyuşmazlıkta; incelenen dosya kapsamına göre, üzerine ispat yükü düşen davalı tarafça davacının çalıştığı yıllar itibariyle hak kazanmış olduğu yıllık izinlerin kullandırıldığı veya karşılığı ücretlerin ödendiği yazılı belge ile ispatlanamadığından davacı lehine hesaplanan yıllık izin ücreti alacağına hükmedilmesinde hatalı bir yön bulunmamaktadır.

Bilirkişi raporuna göre ... Elektrik Dağıtım A.Ş Genel Müdürlüğü ve bağlı dağıtım şirketlerinin 4734 sayılı Kamu İhale kanunu 3-g maddesi kapsamında yapacağı mal ve hizmet alımları hakkında yönetmeliğe göre hazırlanan ve ihale edilen hizmet alımlarında uygulanacak tip idari şartnamenin 26.3.1 maddesi uyarınca %60 fazlası olması gerektiği kararlaştırılması nedeni ile ücretin asgari ücretin % 60 fazlası olarak alındığı ve hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısı ile mahkemece bu ücret üzerinden diğer alacaklara hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Davalı vekilince zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de ıslah tarihi itibarı ile talep edilen alacaklar yönünden zamanaşımının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının dayandığı deliller ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir

..." gerekçesi ile davalı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 18.01.2021 tarihli ve 2020/4845 Esas, 2021/1176 Karar sayılı ilâmı ile davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek,

"...

Mahkemece davacının 23 yılı aşkın çalışma süresi boyunca 28 gün yıllık izin kullandığı kabul edilerek bakiye 410 gün üzerinden hesaplanan yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının bu süre içinde sadece 28 gün izin kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu düşünülerek, izin alacağı konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi gereğince davacının beyanı alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.

..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uygun olarak davacı asılın beyanı alınmış, davacının çalışma dönemi boyunca daha önce bilirkişi raporu ile mahsup edilen 28 gün dışında hiç yıllık izin kullanmadığını beyan etmesi nedeniyle bozmadan önceki kararda olduğu gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davacının yıllık izin kullanamadığına yönelik beyanın gerçek dışı olduğunu, davacının kıdem tazminatı alacağına hak kazanamadığını, davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini ve taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının yıllık izin ücreti alacağına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 4857 sayılı ... Kanunu'nun ilgili hükümleri.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple,

Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***