"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2721 E., 2023/1885 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/106 E., 2022/139 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı işyerinde çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini; ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek ödenmeyen ücret, ikramiye ve ilave tediye, gece çalışması, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ücretinin kadroya geçiş sonrası Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca belirlendiğini, hukuka aykırı bir uygulamanın söz konusu olmadığını, davacı tarafça talep edilen faizin türüne de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde, davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmelerinin ilgili hükümleri uyarınca yapılan hesaplama ve davacının talep ettiği hesaplama dönemi doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; davacının hem toplu iş sözleşmesi hem de bireysel iş sözleşmesinden kaynaklı ücret farkı taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine 2018 ücreti korunarak %4 oranında zam yapıldığını, ücretin düşürülmesi söz konusu olmadığından davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu alacaklara hak kazanamayacağını, bireysel iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesinin çelişmesi hâlinde toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında kadroya geçiş aşamasında işverenle imzalanan iş sözleşmesinde aylık ücretin ileriye etkili olarak asgari ücretin belli bir oranda fazlası şeklinde ödeneceği kararlaştırılmışsa sözü edilen kural her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayacağı, bu nedenle 01.01.2019 tarihinden itibaren anılan sözleşme hükmünün uygulanmamasından dolayı davacının fark ücret alacağı bulunduğu yönündeki kabulün yerinde olduğu, dava ve ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, kapsama alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin istinaf edenin sıfatı da dikkate alındığında dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelere dayanarak ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti, talep edilen ücret farkı alacaklarına hak kazanıp kazanmadığına ve fark alacakların hesaplanmasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22, 32 ve 34 üncü maddeleri, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'un 1 vd. maddeleri, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 23 üncü madde.
3. 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçen işçilerin geçiş aşamasındaki ücretlerinin tespiti ile bireysel iş sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün ileriye etkisine ilişkin ilke ve esaslar, Dairemizin 03.05.2023 tarihli ve 2023/3001 Esas, 2023/6593 Karar sayılı ilâmında şu şekilde açıklanmıştır:
"...
2. 696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23 üncü madde çerçevesinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler ile işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinin ücrete ilişkin hükümlerinin doğru değerlendirilmesi son derece önemlidir. Dairemiz uygulamasına göre kadroya geçiş sırasında düzenlenen iş sözleşmesinde ücretin sadece asgari ücretin belli bir oranda fazlası yahut geçiş öncesindeki hizmet alım sözleşmesinde öngörülen ücret veya bu ücretin katları olarak belirlenmesi hâlinde, bu ücretin işçinin kadroya geçiş aşamasındaki ilk (temel) ücreti olduğu, taraflar arasında sonraki dönemler yönünden işvereni ücret artışı yapmakla yükümlü kılan bir düzenleme olmadığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan iş sözleşmesinde ücretin her ay için asgari ücretin belli bir oranda fazlası şeklinde ödeneceğine yönelik hükümler ileriye etkili hükümler olarak değerlendirilmeli, bu hükümlerin sonraki dönemlere ilişkin ücret artışları yönünden işvereni bağlayacağı kabul edilmelidir."
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekili, dava dilekçesinde 696 sayılı KHK gereği sürekli işçi kadrosuna geçiş yaparken davalı ile imzalanan bireysel iş sözleşmesinde ücretin, asgari ücretin yüzde fazlası olarak belirlenmesine rağmen davalı tarafça söz konusu yüzdelik kısmın uygulanmayıp ücretlerin eksik ödendiğini ileri sürerek fark ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davacı 696 sayılı KHK gereği sürekli işçi kadrosuna geçen işçilerden olup 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümleri kapsamında olup talep konusu fark alacakların hesabında bireysel iş sözleşmesinde belirlenen asgari ücretin yüzde fazlasına ilişkin oranın yanı sıra 31.10.2020 tarihine kadar söz konusu toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir.
3. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan söz konusu toplu iş sözleşmesinin ücret zammına ilişkin hükümleri dikkate alınmaksızın yalnızca asgari ücrete bireysel iş sözleşmesinde kararlaştırılan %72 fazla uygulanmak suretiyle davacının ücretinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan söz konusu toplu iş sözleşmesinin ücret zammına ilişkin hükümlerinin uygulanmaması hatalı ise de davacı tarafın söz konusu hesaplamaya ilişkin istinaf ve temyiz talebi bulunmadığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
4. Fazla çalışma ücreti alacağı bakımından da Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi hükmü dikkate alınmaksızın davalı Bakanlığın üyesi bulunduğu Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (...) ile ... ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (...-İş) arasında 10.08.2020 imza tarihli ve 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi ile 08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak ilgili toplu iş sözleşmelerinin 22 nci maddesinde fazla çalışma ücretinin gündüz için %60 zamlı ödenmesi kararlaştırılmış olup Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinde ve taraflar arasındaki bireysel iş sözleşmesinde de fazla çalışma ücretinin işçinin bir saatlik ücretinin %60 fazlasıyla ödeneceğine ilişkin düzenleme bulunduğundan, Mahkemece yapılan yanılgılı değerlendirme sonuca etkili olmamıştır.
5. Ancak ikramiye farkı alacağı bakımından da Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi hükmü dikkate alınmaksızın davalı Bakanlığın üyesi bulunduğu ... ile ...-İş Sendikası arasında 10.08.2020 imza tarihli ve 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi ile 08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. İlgili toplu iş sözleşmelerinin 35 inci maddesinde işçilere her yıl ilave tediye dışında 60 gün ikramiye ödeneceği hususu kararlaştırılmış ise de 31.10.2020 tarihine kadar davacı bakımından uygulanması gereken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümleri uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçen işçiler bakımından yılda toplam 10 günlük ikramiye ödenmesi kararlaştırıldığından ilgili toplu iş sözleşmesi dikkate alınmaksızın hesaplama yapılması hatalı olmuştur.
6. Ayrıca İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 2019 ve 2020 yılları için ikramiye tahakkuku; 2019 yılının 8. ve 12. ayları için de ilave tediye tahakkuku bulunmadığının kabulü ile hesaplamalar yapılmıştır. Dosya kapsamında yer alan ücret bordroları listelerinde söz konusu alacaklara ilişkin tahakkuk bulunmamakta ise de sigortalı hizmet listesi bildirimlerinde ikramiye adı altında tahakkukların bulunduğu görülmektedir. Buna göre davacıya ait şahsi bordroların temini ile ilgili aylara ilişkin ikramiye ve ilave tediye alacaklarının ödenip ödenmediği hususunun da yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.