Logo

9. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2020/7 E., 2022/463 K.

KARAR : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 24.08.2005 tarihinde mağaza müdür yardımcısı olarak işe başladığını, 28.02.2015 tarihine kadar davalı işyerinde kesintisiz çalışmaya devam ettiğini, işverenin iş sözleşmesini işyeri global indirim kartını kullanması ve yakınlarına kullandırmış olması sebebiyle 28.02.2015 tarihinde feshettiğini ancak feshin haklı bir nedene dayanmadığını, işverenin iş sözleşmesinin feshinden önceki son 1 aylık ücretini ödemediğini, ayrıca müvekkilinin haftanın 3 günü fazla çalışma yaparak sabah 10.00'dan akşam 22.00'ye kadar çalıştığını, işyerinden çıkışının ise gece saat 00.00-01.00'i bulduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili Şirket mağazalarında 24.08.2005 tarihinde işe başladığını, son olarak mağazada yönetici sıfatıyla müdür yardımcısı olarak görevine devam ettiğini, mağaza müşterilerinin indirim kampanyalarından yararlanmalarını sağlamak için verilen global kartı kendi adına çıkartan davacının müvekkili Şirket mağazalarında uygulanan tüm indirim kampanyalarını kendi adına ve tanıdıkları adına düzenleyerek kazanç elde ettiğini, böyle bir uygulamanın yasak olduğunu, vardiya listesi mevcut olup fazla çalışma yapılmadığını ve sonuç olarak davacının alacak taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 20.04.2016 tarihli ve 2015/173 Esas, 2016/270 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 17.12.2019 tarihli ve 2017/22747 Esas, 2019/22563 Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde dava konusu ücret alacağının davanın açıldığı tarihten sonra müvekkilinin hesabına yatırıldığı ve ücret alacağının reddine karar verilmesi nedeni ile aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürdüğü, Mahkemece davacı asılın beyanı doğrultusunda ücretin hangi gün hangi saat hesabına yatırıldığı tespit edilerek davalının ücret alacağı bakımından dava açılmasına sebebiyet verip vermediği saptanıp sonucuna göre davacı aleyhine ret vekâlet ücretine hükmedilip edilmemesi yönünde karar verilmesi; diğer yandan davalı vekilinin cevap dilekçesinde (11) numaralı delil olarak dayandığı bordroların ibraz edileceğini belirttiği ancak bunları yargılama boyunca sunmayıp temyiz dilekçesinde ibraz ettiği, bordroların yargılama aşamasında sunulmamasının sorumluluğunun davalıya ait olduğu, ancak; Hukuk Genel Kurulunun birçok kararında belirtildiği üzere borcu tamamen veya kısmen ortadan kaldıran belgeler temyiz dâhil yargılamanın her aşamasında sunulabileceğinden, yargılama aşamasında sunulmayan ancak temyiz aşamasında sunulan bordro ve diğer belgeler bir değerlendirmeye tâbi tutularak davacının fiili çalışmaya bağlı fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiği; ayrıca feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu olduğu, tanık beyanları uyarınca müşterileri memnun etmek amacı ile indirim kartının tüm çalışanlar tarafından kullandırıldığı, davacının herhangi bir menfaat sağlamadığı, bu tür hareketlerin işyeri uygulaması hâline geldiği gerekçesi ile feshin haklı nedene dayanmadığının kabul edildiği, dosya içerisinde yer alan imzalı görev tanımından; davalının, bahsi geçen global kartını müşterilerin kullanımı için çıkardığı ve bu kartın alışverişte birtakım indirimlerden faydalandırdığının saptandığı, davacının 28.02.2015 tarihli savunmasında; bu kartı kendi adına çıkardığı ve tanıdıkları için kullandığı, yasak olduğunu bilmediğini beyan ettiği, davacının duruşmadaki beyanlarında da aynen görev tanımında olduğu gibi bu kartın müşterilerin kullanıma özgü olarak çıkarıldığı yani personel kartı olmadığını ifade ettiği dikkate alındığında; davacının müşterilerin kullanımına özgü olan bir kartı kendi adına çıkararak gerek kendi gerekse yakınları için kullandığının anlaşıldığı, davacının, doğruluk ve bağlılık ile bağdaşmayan ve ... sarsıcı bu davranışları sonucunda iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesinin hatalı olduğu; hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun belirtilmemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğu ve infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, "global kart" isimli müşteri indirim kartını, başka müşterilerin alışverişinde kullandırdığı gerekçesiyle feshedildiği, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının müşterilerin kullanıma özgü olan bir kartı kendi adına çıkararak gerek kendi gerekse yakınları için kullandığının anlaşıldığı, davacının, doğruluk ve bağlılık ile bağdaşmayan ve ... sarsıcı bu davranışları sonucunda iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiği, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği, bununla birlikte yargılama aşamasında sunulmayan ancak temyiz aşamasında sunulan bordro ve diğer belgeler bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda davacının iş ve çalışma şartlarını bilen dönem tanık beyanları ile fazla çalışma, genel tatil günlerinde çalışma olgusunu ispat ettiği, davacının çalışma dönemine ilişkin bordroların ve belgelerin dosyaya sunulduğu, bordronun imzasız olduğu ve tahakkuk ettirilen tutarların ödendiğinin ispatlanmış olduğu anlaşılmakla 02.03.2022 tarihli bilirkişi raporundaki mahsup yapılarak hesaplanan miktara itibar edildiği, davacı taraf ispat bakımından yazılı belgeye dayanmadığından fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil alacakları yönünden %30 indirim yapıldığı, ücret alacağının bulunmadığı anlaşıldığından ücret alacağı talebinin reddi, diğer alacakların kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili; dinlenen tanık beyanlarına göre müşterileri memnun etmek gayesiyle indirim kartının tüm çalışanlar tarafından kullandırıldığı, davacının herhangi bir menfaat sağlamadığı, bu tür hareketin işyeri uygulaması hâline geldiği, feshin haklı sebebe dayanmadığı sonucuna ulaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacağı, diğer yandan fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacak kalemlerine ilişkin ise bozma ilâmına aykırı şekilde hatalı hesaplanma yapıldığı, bozma ilâmında belirtilen hususlara bağlı kalınmadan bilirkişi raporu tanzim edildiği, özellikle, 06.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda davacının lehine olan hususların göz ardı edildiği, söz konusu raporlar uyarınca karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu iddiası ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2.Davalı vekili; zamanaşımı def'i doğrultusunda davacının taleplerinin reddi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, müvekkili Şirketin ilgili mağazalarında ve genel merkezinde haftalık 45 saatlik yasal çalışma süresi aşılmayacak şekilde çalışıldığını, fazla çalışılması hâlinde ise karşılığının bordrolara yanısıtılarak banka hesabına ödendiğini, davacının bordroları imzalı olup davacı tarafça hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürülmediğini, ulusal ... ve genel tatil günlerinin kullandırıldığını, bu günlerde çalışma yapması hâlinde ise karşlığının bordrolarda tahakkuk edilerek banka hesabına ödendiğini, davacının bordroları imzalı olup davacı tarafça hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürülmediği dikkate alındığında verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kıdem ve ihbar tazminatının ispatı, fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatili ücretinin hesaplanması ve vekâlet ücreti konularına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 6100 sayılı Kanun'un 323 ve 326 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17, 25, 32, 41 ve 44 üncü maddeleri, mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili hükümleri.

3. Değerlendirme

1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraflar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***