Logo

Hukuk Genel Kurulu

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Zonguldak 1. Aile Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince önce onanmış, davalı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2010 yılında bir evlilik ajansı vasıtasıyla tanıştıklarını ve 16.07.2010 tarihinde evlendiklerini, ortak çocuklarının bulunmadığını, bu evliliğin müvekkilinin ikinci evliliği olduğunu, davalının müvekkiline “on üç yıldan beri sigortalı bir işte çalıştığını, üniversite mezunu olduğunu, iş aradığını, işe girdikten bir kaç yıl sonra emekli olabileceğini” söylediğini, evleninceye kadar müvekkiline son derece iyi davrandığını, müvekkilinin yerleşim yerinin Zonguldak olduğunu, Ankara’da oturmayı düşünmediğini, davalının nikahtan sonra altı ay süreyle Ankara’da oturacakları, daha sonra Zonguldak'a taşınacakları konusunda müvekkiline söz verdiğini, ancak nikahtan sonra davalının müvekkiline yönelik tüm davranışlarının değiştiğini, müvekkilini istemediğini, müvekkiline hitaben "babam yaşında adamsın, ben üniversite mezunuyum, sen lise mezunusun, benim babam profesör senin baban çiftçi, benim babam iyi bir semtte oturuyor, senin baban gecekonduda oturuyor, Allah'ın belası, ulan, pislik, geri zekalı, seni doğduğuna pişman ederim, seni süründürürüm, hayvan, bu eve gelme, senin evin Zonguldak'ta seni evden uzaklaştırırım, kendime nafaka bağlatırım" şeklinde sözler sarf ettiğini, davalının evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini ileri sürerek tarafların boşanmalarına ve müvekkili yararına 50.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin davacının gerçek yüzünü ilk evlendikleri günden itibaren görmeye başladığını, davacının müvekkiline yönelik hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, müvekkiline hitaben "bu ev benim, aç köpek, kıçındaki donuna kadar ben aldım, orospu, aşağılıklar" şeklinde ifadeler kullandığını belirterek davanın reddine, davanın kabul edilmesi hâlinde ise müvekkili yararına 50.000TL maddi ve 50.000TL manevi tazminat ile aylık 500TL yoksulluk nafakası karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. Zonguldak 1. Aile Mahkemesinin 04.05.2016 tarihli ve 2014/100 E., 2016/233 K. sayılı kararı ile; tarafların 16.07.2010 tarihinde evlilik ajansı vasıtasıyla evlendikleri, bu evliliklerinden ortak çocuklarının bulunmadığı, davacının emekli olduğu, davalının ise özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, tarafların ilk etapta Ankara ilinde oturup sonrasında Zonguldak'a gidecekleri hususunda anlaştıkları, davalının verdiği tüm sözlerden caydığı ve Zonguldak'a gitmekten vazgeçtiği, davalının davacıyı küçümseyen davranışlar sergilediği, davacıya evlilik öncesinde aşırı harcamalar yaptırdığı, davacının da davalının mutlu olması için bu harcamalara bir şey demediği, yine evlendikten sonra tarafların tartıştıkları, bu tartışmalarının birinde davalının davacıya "evin giderleri var, para ver karşılayamıyorum" dediği, davacının da buna karşılık davalıya hitaben "nereye gidersen git, çalış ben sana para vermeyeceğim, defol git, orospu, fahişe, kavaklı da git çalış" şeklinde hakaretlerde bulunduğu, davacının evin elektrik, telefon gibi bazı giderlerini karşılamadığı, tarafların defalarca telefonda bu sebeple kavga ettikleri, davacının bu görüşmelerde davalıya "ben ödeme yapmam, ne yaparsan yap, geri zekalı" şeklinde sözler sarf ettiği, davalının ihtiyaçlarını kendisi ile ailesinin karşıladığı, tarafların beş yıllık evlilikleri süresince üç-dört ay süreyle bir arada kaldıkları, davacının davalıya şiddet uygulaması üzerine tedbir kararı verilerek davacının evden uzaklaştırıldığı, boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalı için aylık 300TL tedbir nafakasının boşanma kararı kesinleşinceye kadar devamına, davalının hâlen çalıştığı, yeterli ve düzenli gelirinin olduğu anlaşılmakla yoksulluk nafakası isteminin reddine, eşit kusurlu eşlerin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Özel Dairenin Bozma Kararı:

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2018 tarihli ve 2016/21243 E., 2018/8622 K. sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.05.2019 tarihli ve 2018/6352 E., 2019/6556 K. sayılı kararı ile;

“...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.

Mahkemece, davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda, boşanma davasının kabulüne, davalı kadın lehine 300 Türk lirası tedbir nafakası takdirine, davacının manevi tazminat, davalının yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminatların reddi, yoksulluk nafakasının reddi, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiş, Dairemizin 04.07.2018 gün ve 2016/21243-2018/8622 karar sayılı ilamı ile davalının tüm temyiz itirazların reddiyle ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

1-Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları yersizdir.

2-Zonguldak 1. Aile Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "Tarafların ilk etapta Ankara ilinde oturup, sonrasında Zonguldak'a gidileceği hususunda anlaştıkları, tarafların balayına gittikleri, tarafların evlilik sonrasında birlikte evliliklerine vesile olan firmanın etkinliklerine katıldıkları, orada diğer üyeleri ziyaret ettikleri, mutlu oldukları, ancak sonradan davalının verdiği tüm sözlerden caydığı ve Zonguldak'a gitmekten vazgeçtiği, davalının istediği ev, kıyafet ve altının alındığı, düğün programının yapıldığı, her şeyin davalının istediği şekilde gerçekleştiği, davalının güneş alerjisi olduğu halde balayı programının da davalının istediği şekilde yapıldığı, düğün öncesinde davalının gidip salonu ve menüyü gördüğü ve beğendiği, evlilik öncesinde çocuk olacağı hususunda da tarafların anlaştığı, ancak davalının ben çocuk istemiyorum diyerek tartışma çıkardığı, tarafların anlaşmazlıkları nedeniyle tanışmalarına ve evlenmelerine aracılık yapan evlilik ajansına gittikleri, orada davalının, davacıdan tiksindiğini, istemediğini beyan ettiği, davacının Ankara'ya geldiğinde evin açılmadığı ve evden kovulduğunu söyleyerek birkaç kez evlenmelerine aracılık eden ajansa başvurduğu, ajansın davalıyı arayarak sorunları çözmek istedikleri, ancak davalının görüşmeyi reddettiği, davalının, davacı eşini küçümseyen ve aşağılayan söz ve davranışlar sergilediği, davalının, davacıya evlilik öncesinde aşırı harcamalar yaptırdığı, davacının da davalının mutlu olması için bu harcamalara bir şey demediği, yine evlendikten sonra tarafların tartıştıkları, bu tartışmalarının birinde davalının, davacıya "Evin giderleri var, para ver karşılayamıyorum " dediği, davacının da buna karşılık davalıya hitaben "Nereye gidersen git, çalış ben sana para vermeyeceğim, defol git, o...pu, f...şe, kavaklı da git çalış " şeklinde hakaretlerde bulunduğu, davacının, evin elektrik, telefon gibi bazı giderlerini karşılamadığı, tarafların defalarca telefonda bu sebeple kavga ettikleri, davacının bu görüşmelerde davalıya "Ben ödeme yapmam, ne yaparsan yap, geri zekalı" şeklinde sözler sarf ettiği, davalının ihtiyaçlarını kendisinin ve ailesinin karşıladığı, hatta bazı zaman elektrik ve telefon parasını ödemesinde tanığı olarak bildirdiği ..., ... isimli şahısların da yardımcı oldukları, davalının yaşadığı maddi sıkıntı nedeniyle telefonunu satmak zorunda kaldığı, tarafların 5 yıllık evlilikleri süresince ancak 3 - 4 ay kadar bir arada kaldıkları, davacının davalıya şiddet uyguladığı, davalının talebiyle tedbir kararı verilerek davacının evden uzaklaştırıldığı, sonrasında davalının vazgeçmesiyle tedbir kararının kaldırıldığı, evlilik müessesesinin karşılıklı fedakarlık gerektiren asgari müşterek de dahi olsa uzlaşmayı gerektiren durumu karşısında davacının Ankara'da yaşamak istememesi, aynı şekilde davalının da Zonguldak'ta yaşamak istememesi, her iki tarafın da kurulu düzenlerinden vazgeçmek istememeleri, aile bütünlüğünü sağlayamamaları, fedakarlık göstermemeleri, birbirlerine karşı sevgi ve saygılarını yitirdikleri belirtilerek, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında eşit kusurlu bulunarak boşanma kararı verilmiş, davalı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin kusur durumu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, ilk derece mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen davacı erkeğin, kusurlu davranışları yanında kadına karşı birden fazla fiziksel şiddet uyguladığı da nazara alındığında, davranışlarının davacı erkeğin davalı kadına oranla ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin (TMK m. 174/1-2) reddi usul ve kanuna aykırıdır. Ne var ki bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından, davalı kadının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 04.07.2018 gün ve 2016/21243-2018/8622 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün açıklanan sebeplerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. Zonguldak 1. Aile Mahkemesinin 26.06.2020 tarihli ve 2019/322 E., 2020/222 K. sayılı kararı ile önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı yasal süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre davalı eş yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 174/1-2. maddesi gereğince maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddeleri ve kavramların incelenmesinde yarar görülmektedir.

13. Türk Medeni Kanunu’nun “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166. maddesinin 1 ve 2. fıkraları;

"Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” hükmünü taşımaktadır.

14. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı için gereken “ortak hayatın sürdürülmesi” olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını, ikinci olarak “temelden sarsılmanın” karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır.

15. Yargıtay kararlarında boşanma davalarında temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma kararı, fer’îleri ve boşanmanın malî sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusur durumlarının “kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş” şeklinde belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yine Yargıtay, 03.07.1978 tarihli, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla da “kimin daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda önceden bir ölçü konulamayacağına ve bu hususta bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine” karar vererek her bir boşanma davasında tarafların boşanmaya esas teşkil eden kusur durumlarının kendine özgü ve o evliliğe münhasır olduğunu kabul etmiştir.

16. Diğer yandan, boşanma, bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olup, boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik birliği sona erer. Boşanmanın eşler bakımından kişisel ve malî olmak üzere bir takım sonuçlarının bulunduğu kuşkusuzdur. Maddi-manevi tazminat talepleri boşanmanın eşlerle ilgili malî sonuçlarındandır.

17. Türk Medeni Kanunu’nun “Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 174. maddesinde "Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." hükmü düzenleme altına alınmıştır. Görülüyor ki hâkim, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya az kusurlu bulunan eş yararına tazminat ödenmesine karar vermek yetkisine sahiptir.

18. Maddi tazminat, kişinin malvarlığında iradesi dışında gerçekleşen azalmanın karşılığını oluşturan giderimdir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 746). Boşanma nedeniyle, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda tazminat talep edebilir. Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder.

19. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesinde düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilen bir telafi şeklidir. Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlâl edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak TMK’nın 174/2. maddesi genel tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada manevi zararı tam olarak belirlemek zordur. Manevi tazminat miktarı, maddi olarak kesin bir miktar değildir. Manevi tazminat talep eden eşin ruhen uğramış olduğu çöküntü ile psikolojik olarak yaşamış olduğu sıkıntılara karşılık olarak onu rahatlatacak olan bir bedeldir. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen ve kişilik hakları ihlâl edilen eşe “uygun bir tazminat” verileceğini belirtmektedir. O hâlde hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak takdir hakkını kullanmalıdır.

20. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; tarafların evlilik ajansı aracılığıyla tanışıp 16.07.2010 tarihinde evlendikleri, evliliklerinin başlarında mutlu oldukları, davalı kadının sözlerini tutmadığı, tarafların ilk önce Ankara ilinde oturup daha sonra Zonguldak ilçesine gidecekleri hususunda anlaştıkları, ancak davalı kadının Zonguldak iline yerleşmekten vazgeçtiği, dosya kapsamında dinlenen davalı kadın tanığı ... beyanında; “davacının davalı kadına ağza alınmayacak küfürler ettiğini ve şiddet uyguladığını” beyan ettiği, davalının annesi olan tanık ...’ın ise “kızının eşinden şiddet gördüğünü ve gözünde morluklar oluştuğunu” söylediği, ayrıca davalı tanıkları ... ile ...’ın “erkeğin evin faturalarını ödemeyeceğini ve ben ödeme yapmam ne yaparsa yap dediğini” duyduklarını bildirdikleri anlaşılmaktadır. Buna karşılık davacı erkeğin tanığı ... ise kadının erkeğe yönelik “sen ne anlarsın, ben üniversite mezunuyum, yaşlısın, ben gencim, cıvıl cıvılım” dediğini beyan etmiştir. erkeğin evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, hakaret ettiği ve birden fazla kez fiziksel şiddet uyguladığı, buna karşılık kadın eşin ise; davacıya verdiği sözleri tutmadığı, hakaret ettiği, kendisinden tiksindiğini söylediği ve küçük düşürücü söylemlerde bulunduğu görülmektedir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak kadın eşin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir.

21. O hâlde; aynı hususlara işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

22. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre davacı erkeğin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

İstek hâlinde temyiz peşin harçlarının yatıranlara geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

***