"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL - TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tescil, tapu iptali ve tescil davası sonunda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince verilen 21/10/2021 tarih, 2021/1346 Esas, 2021/1331 Karar sayılı karar, yasal süresi içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 05/04/2022 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı Hazine vekili Avukat ..... ve temyiz edilen dahili davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde; hudutlarını dava dilekçesinde belirttikleri taşınmaz bölümünün, kadastro tespiti sırasında taşlık bayır ve tarıma elverişsiz yerlerden olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakıldığını, bu taşınmazın 1955 yılından itibaren önce müvekkillerinin murisi olan babaları ... tarafından, onun ölümü ile de müvekkilleri tarafından nizasız ve fasılasız şekilde bu güne kadar kullanıldığını, taşınmazın taşlarının ayıklanıp imar-ihya edildiğini, taşınmaz üzerinde müvekkillerine ait ev ve ağaçlar bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın miras payları oranında müvekkilleri adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacıların, dava konusu taşınmazın Hazinenin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu bildiğini bu nedenle davacıların taşınmazdaki zilyetliğinin malik sıfatıyla olmadığını beyan ederek, Mahkemece bu hususta yapılacak araştırma ve inceleme sonunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın belediye sınırları içerisinde kaldığını, belediye sınırları içerisinde kalan alanlar, gelişme ve planlama kapsamında kalan yerlerden olduğundan zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/09/2016 tarih, 2012/379 Esas, 2016/360 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz bölümlerinin, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümleri olduğu, taşınmazların 1951 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık vasfında olmakla tescil harici bırakıldığı, teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün, ... adına kayıtlı olan 3677 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, (D) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün, Jandarma Genel Komutanlığı adına tahsisli taşınmaz içerisinde kaldığı, (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün ise halen tescil harici alanda kaldığının anlaşıldığı, dosya arasına alınan 1968, 1978 ve 1991 yıllarına ait hava fotoğraflarında (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin boş ve doğal görünümde olduğu, (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde bina bulunduğu, bu haliyle yalnızca (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabulüne, 25/07/2015 tarihli teknik bilirkişi raporu ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 2.814,00 metrekarelik taşınmaz bölümünün, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısmın eşit paylarla davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, süresi içerisinde davacılar vekili ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
2.1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinde de müvekkilleri lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu, bu bölümler üzerinde müvekkillerine ait 30-40 yaşlarında ağaçlar, kümesler ve garajlarının bulunduğunu beyan ederek, istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz bölümlerinin Belediye Meclisinin 15/11/2001 tarih, 624 sayılı kararı ile onaylanan nazım imar planı içerisinde kaldığını, bu nedenle taşınmazların zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verildiğini, dava konusu taşınmaz bölümlerinin niteliği ve kullanım şekli ile ilgili olarak gerekirse toprak ve jeolojik yapılaşma uzmanlarından rapor aldırılması gerektiğini beyan ederek, istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Kaldırma Kararı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 07/05/2018 tarihli, 2018/223 Esas, 2018/482 Karar sayılı kararıyla; davanın, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden tapu iptali ve tescil, (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölüm yönünden tescil talebine ilişkin olduğu, tescil davalarında Hazine yanında ilgili kamu tüzel kişiliklerine de husumet yöneltilmesi gerektiği, her ne kadar dava Hazine ve Ankara
Büyükşehir Belediye Başkanlığı hasım gösterilerek açılmış ise de, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca taşınmazın içinde bulunduğu Çankaya Belediye Başkanlığının davada yer almadığı, (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerine yönelik davada taraf teşkilinin sağlanmadığı gerekçesiyle,
Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulüne, HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince, Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/09/2016 tarih ve 2012/379 Esas, 2016/360 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,
Dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Kaldırma Kararından Sonra Mahkemece Verilen Karar
Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/03/2021 tarihli, 2018/353 Esas, 2021/186 Karar sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmaz bölümlerinde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı, taşınmaza ağaç dikmenin ve taşınmaz üzerine ev yapmanın imar-ihya faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
5. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, süresi içerisinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6. İstinaf Nedenleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz bölümlerinin 1950-1955 yılından beri müvekkilleri tarafından kullanıldığını, mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişiler tarafından da bu durumun doğrulandığını, dosya arasındaki bilirkişi raporlarının müvekkillerinin lehine olduğunu, normal şartlarda yargılamanın 2 yıl sürmesi gerekirken 9 yıl sürdüğünü ve adil yargılanma haklarının ihlal edilmiş olduğunu, öte yandan Mahkemece yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasının da yerinde olmadığını belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
7. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 21/10/2021 tarihli, 2021/1346 Esas, 2021/1331 Karar sayılı kararıyla; teknik bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin 2001 tarihli imar planı kapsamında kaldığı, aynı raporda (D) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün ise 16/07/1957 tarih, 2092 yevmiye nosu ile Hazine adına idari yoldan tescil edilip, askeri güvenlik bölgesi içerisinde kalması sebebiyle Jandarma Genel Komutanlığı adına tahsis edilen 521 parsel sayılı taşınmazın içinde kaldığı, inşaat mühendisi bilirkişiler ... ve ... ile ziraat mühendisi bilirkişi ... tarafından hazırlanan 12/06/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz bölümlerinde imar-ihya çalışmalarının (taş toplama, temizleme, sürüm, yüzey düzeltme/teraslama, toprak sıkışıklığının giderilmesi, granüler toprak oluşması, organik madde artışı, sınırlandırma gibi) tamamlanmadığı ve taşınmazların tarla olarak kullanıldığının görülmediğinin belirtildiği, jeodezi ve fotogrametri yüksek mühendisi ... ...’ün 01/03/2016 tarihli raporunda ise, 1968, 1978, 1991 ve 1999 yıllarında çekilmiş hava fotoğraflarının stereskopik olarak incelenmesine göre; "B, C, D" harfleri ile gösterilen dava konusu taşınmazların sabit sınırlarının arazi üzerinde mevcut olmadığı, boş ve doğal görünümünde olduğu, diğer bir ifade ile taşınmazların tarımsal faaliyet yapılmamış yerler olduğunun belirtildiği, fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmazın 1986 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi adına tescil edilmesi, (D) harfi ile gösterilen taşınmazın ise 1957 yılında Hazine adına tescil edilmesiyle birlikte artık bu tarihler itibariyle bu taşınmaz bölümlerinin zilyetlikle iktisap edilebilecek taşınmaz olmaktan çıktıkları, belirtilen tarihlerden geriye yönelik olarak da davacıların iktisabı sağlar şekilde zilyet olduklarını ispat edemedikleri, kaldı ki bu bölümlerde imar-ihya faaliyetinin tamamlanmadığının bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı, netice itibariyle imar ve ihyaya dayalı olarak açılan işbu kısmen tescil, kısmen tapu iptali ve tescil davasında dava konusu taşınmaz bölümlerinin imar ve ihya edilmediği, (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönüyle de ev yaparak taşınmazı kullanmanın imar ve ihya olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/03/2021 tarih, 2018/353 Esas, 2021/186 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içerisinde, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz talebinde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçelerindeki sebepleri tekrarla, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyanın yeterince incelenmediğini, taşınmazlarda müvekkilleri tarafından bahçe tarımı yapıldığını, üzerlerinde 261 adet ağaç olduğunu ve dava konusu taşınmaz bölümlerinde müvekkilleri lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğunu beyan ederek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; tapu iptali ve tescil ile Türk Medeni Kanunu’nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesi; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi; “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.
İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz.” hükmünü içermektedir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince (VII/3.) numaralı paragrafta yer verilen gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince duruşmaya gelen temyiz edilen Hazine vekili ile dahili davalı ... vekili için 3.815,00 TL duruşma vekalet ücreti ile aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 05/04/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.