Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2019/74 E., 2022/225 K.

DAVA TARİHİ : 07.10.2015

HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine/Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2015/602 E., 2018/424 K.

Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; Artvin ili,... ilçesi,...Mahallesinde bulunan 429 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacılardan ... adına, 429 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davacılardan ..., ... ve ...'nun mirasbırakanları ...... adına, 429 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davacılardan ... adına ve 429 ada 8 parsel sayılı taşınmazın davacılardan ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, davacıların adına kayıtlı bu taşınmazların hemen önünde olan ve çok uzun yıllardan bu yana davacıların kullanımında bulunan taşınmazların zemindeki mevcut yol ile arasında kalan kısımlarının kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak dere yatağı vasfı ile tespit dışı bırakıldığını, dava konusu taşınmazların dere yatağı ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, davacılara ait 429 ada 5, 6, 7, 8 parsel sayılı taşınmazlar ile bu taşınmazların Barhal çayı tarafında bulunan zemindeki mevcut yol arasında kalan ve detaylı sınırlarını keşif mahallinde gösterecekleri kısımların her davacı için kendi adlarına kayıtlı taşınmazların önünde kalan kısımlarının adlarına kayıtlı parsellere eklenmesine, bu mümkün değilse yeni bir ada-parsel numarası ile her bir davacı adına ayrı ayrı tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... vekili davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2015/602 Esas, 2018/424 Karar sayılı kararıyla; tescil harici taşınmazların bulunduğu yerde yapılan kadastro çalışmalarının kesinleşme tarihi olan 2011 tarihinden geriye 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi şartı dikkate alındığında, 1991 yılında taşınmazlarda imar - ihyanın gerçekleşmiş olmasının gerektiği, buna ilaveten söz konusu taşınmazların 1989 tarihli hava fotoğrafında taşkın yatağı niteliğinde olduğu da görüldüğünden kazandırıcı zamanaşımına bağlı olarak mülkiyetin kazanılması şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Nedenleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede imar planı olmadığını, İlk Derece Mahkemesince davacıların zilyetliklerinin hangi tarihte başladığına dair mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve ziraat bilirkişi raporunda belirtilen ağaç yaşlarının değerlendirilmesi gerekirken, 1991 yılında başlaması gereken zilyetlik şartı için 1989 yılına ait hava fotoğraflarının gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, teknik bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının kendi lehlerine olduğunu, yasal hasım olan davalı ... lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, arazi/ bahçe olarak kullanılan taşınmazların arsa vasfında gösterilerek dava değerinin yüksek tutulduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 10.02.2022 tarihli ve 2019/74 Esas, 2022/225 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Nedenleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususları tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 17 nci maddeleri ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 429 ada 5 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı ...'ın yargılama sırasında taşınmazını dava dışı ...ye sattığına, ...nin davada taraf olarak yer almadığına, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede 429 ada 5, 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırılarak mülkiyetinin DSİ'ye geçtiğine, eldeki davada dava tarihi 07.10.2015 olup, bu tarihten geriye doğru yapılan 20 yıllık zilyetlik araştırmasında jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi tarafından incelenen 1989 tarihli hava fotoğraflarında nizalı taşınmaz bölümlerinin taşkın yatağında ve hali arazi görünümünde olduğu, jeoloji mühendisi bilirkişinin raporunda taşınmazların...nın üst katlarından taşıyarak getirdiği alüvyon malzeme üzerindeki bitkisel toprak tabakasından oluştuğu, taşınmazlarda kendiliğinden yetişen kavak ağaçlarının bulunduğu anlaşıldığına göre davacılar vekilinin temyiz isteminin reddine, sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR :

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA;

Aşağıda yazılı bakiye 189,15 TL temyiz harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

- KARŞI OY -

Taraflar arasındaki tescil davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin (İDM) 07.06.2018 tarihli ve E. 2015/602 K. 2018/424 Karar sayılı kararıyla; tescil harici taşınmazların bulunduğu yerde yapılan kadastro çalışmalarının yapıldığı tarih olan 2011 tarihinden geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dikkate alındığında, 1991 yılında taşınmazlarda imar-ihyanın gerçekleşmiş olmasının gerektiği, buna ilaveten söz konusu taşınmazların 1989 tarihli hava fotoğrafında taşkın yatağı niteliğinde olduğu da görüldüğünden kazandırıcı zamanaşımına bağlı olarak mülkiyetin kazanılması şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da anılan BAM kararı onanmıştır.

Sayın Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık dava konusu taşınmazlar üzerinde zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere, tescil davalarında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği taşınmazların bulunduğu yerde yapılan kadastro tespit tarihinden değil, davacının davasını ikame ettiği tarihten itibaren geriye doğru hesaplanır. Dairemizin yerleşik içtihatı da bu yöndedir. Durum böyle olmasına karşın İDM'ce kadastro tespit tarihi olan 2011 yılı esas alınmış ve taşınmazlardaki imar-ihyanın en geç 1991 yılında tamamlanmış olması gerektiği kabul edilmiştir.

Bu kabule dayanarak İDM 1989 tarihli hava fotoğrafını dikkate alarak anılan tarihte taşınmazların imar-ihyasının tamamlanmadığı ve taşkın yatağı niteliğinde olduğunu değerlendirerek davanın reddine karar vermiştir. Ancak yukarıda belirtildiği üzere tescil davalarında kadastro tespit tarihinin değil dava tarihinin esas alınması gerektiğinden ve dava tarihi 07/10/2015 olduğundan geriye doğru hesaplanacak 20 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıç tarihinin 07/10/1995 yılı olduğu açıktır.

Buna göre imar-ihyanın tamamlanmış olması gereken tarih 1995 yılı olduğundan bundan 6 yıl önceye ait hava fotoğrafından hareketle zilyetlik koşullarının oluşmadığına hükmedilmesi doğru değildir. Davacıların bu süre zarfında anılan taşınmazları imar-ihya etmiş olması mümkün olduğu gibi anılan tarih itibari ile taşınmazların dere yatağında bulunmaması da mümkündür. Nitekim dosya arasında bulunan 2002 tarihli hava fotoğrafında taşınmazların imar-ihyasının tamamlanmış olduğu ve kültür arazisi niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Keza dosya arasında bulunan jeoloji mühendisi raporuna göre taşınmazların ... aktif yatağı ile arasında 3 metrelik yükseklik farkı nedeniyle dere yatağı özelliği taşımadığı bildirilmiştir. Ziraat mühendisi ve inşaat mühendislerinin ortak raporunda da taşınmazların üzerindeki meyveli ve meyvesiz ağaçlardan yola çıkılarak taşınmazlarda 20-25 yılı aşkın zilyetliğin bulunduğu ifade edilmiştir. Dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar da davacıların dava konusu yeri 25 yıldan çok daha uzun süre tarımsal amaçlı kullandıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca, dava konusu taşınmazların herhangi bir imar uygulamasına tabi tutulmadığı da dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Bütün bu belirlelemeler karşısında davacıların dava konusu yerde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu anlaşılmakta olup, İDM'nin zilyetliğin başlangıç süresini yanlış tespit etmesine dayalı olarak verilen ret kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun aksi yönündeki onama kararına iştirak edemiyorum.

***