Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/72 E., 2022/77 K.

DAVACILAR : ..., ..., ..., ..., ... vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ : ...

HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I .DAVA

Davacılar vekili; ... Köyünde kain 110 ada 196 parsel sayılı taşınmazın irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tescil edildiğini, ancak davacıların intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmazın 100 m2lik kısmının kendilerine ait 110 ada 195 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi gerektiğini ileri sürerek davacılar adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; kadastro tespiti yapıldığında davacıların herhangi bir itirazın olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. YARGILAMA SAFAHATİ VE MAHKEME KARARI

1-Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27.05.2016 tarih, 2015/245 Esas, 2016/332 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasındaki fındık bahçeleri arasında olan bölümünün sınırının belli olduğu, taraflara ait evlerin arasındaki kısımda ihtilaf bulunduğu, ihtilaflı olan sınırın da fındık bahçesi sınırının devamı şeklinde olmasının makul olduğu, tanık ve mahalli bilirkişilerin çoğunluğunun beyanının da yerin ortak olarak kullanıldığına ilişkin olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 43,99 m2lik kısmının ifrazıyla davacılara ait 110 ada 195 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2-Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 04.12.2019 tarih 2016/14110 Esas, 2019/8130 Karar sayılı kararıyla; bilirkişilerden ... ’in bilirkişiliğine davalı ile aralarında husumet olduğunun keşiften önce verilen 17.11.2015 havale tarihli dilekçeyle karşı çıkıldığı, beyanın keşifte tekrarlandığı ancak bu talebinin uygun görülmeme gerekçesi belirtilmeksizin bu kişinin mahalli bilirkişi sıfatıyla dinlendiği, davalı vekilinin delil listesinde isimlerini bildirdiği 9 tanıktan bir kısmını dinletme talebinde bulunmasına rağmen hazır edilen davalı tanıklarından yalnızca 3'ünün dinlendiği, diğer tanıkların dinlenilmesi talebinden açıkça vazgeçilmediği halde dinlenmedikleri, davacı tanıklarının beyanlarına üstünlük tanınma gerekçesinin açıklanmadığı, beyanlarda ortak kullanım hususunun malik sıfatıyla mı olduğu yoksa asli malik olan tarafın rızasıyla diğer tarafça fer'i olarak mı kullanıldığının tartışılmadığı, gerekçe yönünden çelişkili şekilde karar verilmiş olduğu, araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3- Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahalli bilirkişi beyanlarında tarafların mirasbırakanları aralarındaki kardeşlik ilişkisinin çekişmeli alanın kullanımına dair davacıların mirasbırakanının itirazı olmadığı, taşınmazların batısından geçen araç yolundan önce patika yol yönünde taşınmazların sınırının belirli olduğu, yeni açılan yol nedeniyle sınırın ortadan kalkmış olduğu güneye doğru cep oluşturacak şekilde tespit edildiği hususunda bilgi sahibi olunmadığının ifade edildiği, davalı tanıklarından ... 'nin davalının annesi olması nedeniyle beyanına itibar edilmediği, diğer davalı tanıklarının alanın davalı tarafca kullanıldığını beyan ettikleri, kullanımın asli veya fer'i zilyetliğe ilişkin olduğuna dair net ifadelerinin olmadığı, davalı tanığı ... 'in beyanı ile mahalli bilirkişi ...,...'ın batıdan geçen yolun istinat duvarlarınının her iki tarafça kendi sınır noktalarına göre yapıldığı anlatımının uygunluk gösterdiği, fiili taksim bakımından çekişmeli alanın davalı tarafa bırakıldığına dair net anlatım bulunmadığı, mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanlarının uyumlu olan kısımlarının değerlendirildiği, ayrı ayrı yapılan duvar birleşme noktasındaki farklılık K1- 1449 arasındaki kaldırım sınırına göre tarafların taşınmazlarının sınırının geçtiği kanaatine varılarak 2 nolu krokinin hükme esas alındığı, bozma sonrasında alınan fen bilirkişi raporunun hükme esas alınma niteliğinin olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 04.03.2016 tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki krokide (B) ile gösterilen 29,32 m2 olan alanın davalıya ait 196 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek davacılara ait alana tevhit edilerek tesciline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadastro tespitinde yapılan sınırın doğru olduğunu, davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilmeden davacı tanığı ...’in beyanının esas alındığını, mahalli bilirkişi beyanlarına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığı, bozma sonrası düzenlenen rapora göre değil bozma öncesi rapora göre karar verildiği, Karadenizde köy evlerinin önünde geniş alan bırakılmasının örf ve adet olduğunu, harman adı verilen bu alanlarda mahsüllerin kurutulduğunu, davacılarının mirasbırakanının kadastro tespiti esnasında mevcut bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, bozma ilamına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan nedenlerle

Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

19.02.2024 gününde oy birliği ile karar verildi.

...

***