"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/300 E., 2021/41 K.
HÜKÜM : Kısmen Kabul-Kısmen Ret
Taraflar arasındaki tescil istekli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.11.2017 tarih, 2017/2214 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş; kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının ... köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan 1500 m2'lik taşınmazın 60 yılı aşkın zamandan beri malik sıfatı ile eklemeli olarak zilyedi olduğunu, taşınmazın 50 yıl önce imar ihyasının tamamlandığını ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın 773 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığını, dava konusu yerin davacının babası ... tarafından milli emlak müdürlüğüne ecrimisil ödenerek kullanıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 15.04.2017 tarih, 2012/349 Esas, 2014/884 Karar sayılı kararı ile; davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesi ile 25.03.2013 tarihli rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kırmızı renkli boyalı 1173,39 m2 yerin aynı ada içerisinde son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.11.2017 tarih, 2017/2214 Karar sayılı kararı ile; aynı taşınmaz bölümü ile ilgili olarak 28.5.1999 tarihinde eldeki dosyanın davacısı ...'ün mirasbırakanı ... tarafından Hazine aleyhine açılan davanın yargılaması sonucunda; Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1544 Esas, 2000/1525 Karar sayılı kararı ile taşınmazda zilyetlikle kazanım koşulları oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, hüküm ...'ün temyizi üzerine 28.03.2000 tarihinde Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından onandığı, onama kararının davacıya öldüğünden bahisle tebliğ edilemediği, anılan kararın karar düzeltme süreci tamamlanmadığından kesinleşmediği, anılan hükmün kesinleşmesi halinde; konusu, tarafları ve sebebi gözönünde bulundurulduğunda taraflar arasında güçlü delil oluşturacağı, öncelikle yukarıda belirtilen Yargıtay kararının ... mirasçılarına tebliği sağlanarak bu dosyanın kesinleşmesinin beklenilmesi, anılan dosyanın kesinleşmesi halinde belirtilen dosyada hükme esas alınan kroki ile eldeki dosyada temyize konu krokinin çakıştırılması, çakışan bölümler yönünden önceki tarihli dosyanın güçlü delil niteliğinde bulunduğu göz önünde bulundurulması, sözü edilen karara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi halinde ise karar düzeltme sürecinin sonuçlanmasının beklenilmesi, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş, davacının karar düzeltme yoluna başvurması üzerine 2018/1574 Esas, 2018/6375 Karar sayılı karar ile davacının karar düzeltme isteğinin reddine; kararda geçen “Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1544 Esas, 2000/1525 Karar sayılı kararı” ibaresinin karardan çıkarılarak yerine “Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/165 Esas, 2000/33 Karar sayılı kararı” yazılmasına ve maddi hatanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/165 Esas, 2000/33 Karar sayılı dosyasında davacının mirasbırakanı tarafından dava konusu edilen yerin eldeki davaya konu ve krokide B harfi ile gösterilen yer olduğu, anılan dosyada zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, kararın kesinleştiği tarih ile eldeki davanın açıldığı tarih dikkate alındığında davacı lehine 20 yıllık sürenin tamamlanmadığı; krokide (C) harfi ile gösterilen kısmın da dava dışı ... adına hükmen tescil edildiği; krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın ise eskiden dere yatağı olarak taşlık dikenlik halinde iken davacının dayısı ... tarafından 1966 yılında ... Barajı yapılıp faaliyete geçtikten sonra çalılık ve dikenlikleri temizlenip imar ve ihya edildiği, tarla haline getirildiği, anılan yerin davacının dayısı tarafından 20 sene önce davacıya satıldığı ve davacının da burayı aynı şekilde kullanmaya devam ettiği, dava konusu yerin mera ve orman ile bir ilgisinin olmadığı, taşınmazın imar-ihya edildikten sonra yaklaşık 30-40 yıldan fazla tarım arazisi olarak kullanıldığı, Yeşilırmak Nehri’nin taşma hareketlerine maruz kalmayacağı, taşkın sahası içinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, krokide A harfi ile gösterilen 515,91 m2 alanın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararı süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Nedenleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın kısmen reddine karar verilmesine rağmen lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi
Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmazın 1968 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapulama sınırı dışında kaldığından bahisle tespit harici bırakıldığının bildirildiği, dava konusu yerin bitişiğinde yer alan eski 353 (yeni 101 ada 19 parsel) sayılı taşınmazın yörede yapılan toprak tevzi çalışması sonucu oluşturulan Mart 1955 tarih, 152 cilt nolu tapu kaydına binaen davacının babası ... adına tespit edildiği, tespitin 02.04.1968 tarihinde kesinleştiği, anılan tapu kaydının hudutlarının doğusu ..., batısı ve kuzeyi yeşilırmak ve sulak, güneyi ... olarak okuduğu, 1995 yılında ... Köyünde 3402 Sayılı Kanun’un 22/B maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması ile 768, 769, 770 , 771, 772 ve 773 parsellerin ırmak metrukatı niteliği ile davalı Hazine adına tespit edildiği, dava dışı ... tarafından 770 parsele yönelik tespite itiraz edildiği ve Kadastro Mahkemesinin 1996/41 Esas, 1997/37 Karar sayılı kararı ile 770 parsel sayılı taşınmazın ... adına tesciline karar verildiği, daha sonra davacının babası ... tarafından açılan davada ...’ün 353 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ırmak metrukatı vasfı ile Hazine adına tescil edilen 773 parseli de kapsadığını, tespitin hatalı yapıldığını, taşınmazın malik sıfatı ile zilyedi olduğunu ileri sürerek, 773 parselin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ettiği, Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/165 Esas, 2000/33 Karar sayılı kararı ile davacının mirasbırakanı ...’ün dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, davacı tanığı ...’nın 06.12.1999 tarihli keşifte ...’ün dava konusu taşınmazı 5-10 yıldır kullandığını, öncesinde ekin ektiğini, daha sonra kavaklık olarak kullandığını ifade ettiğinden ...’ün dava konusu taşınmazı iktisaba yeterli zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2000/1544 Esas, 2000/1525 Karar sayılı kararı ile onandığı ve 15.08.2019 tarihinde kesinleştiği, bu aşamada dava dışı ...’nın, hükmen adına tescil edilen 770 parsel sayılı taşınmazın ... köyünde yapılan kadastro çalışması sırasında ikinci kadastroya tabi tutularak ırmak metrukatı vasfıyla 149 ada 67 parsel olarak Hazine adına tescil edildiğini belirterek, Hazine adına oluşturulan ikinci tapu kaydının iptalini talep ettiği, Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/55 Esas 2005/140 Karar sayılı kararı ile mükerrerliğin ... köyünde 1995 yılında yapılan kadastro çalışmasındaki tersimat hatasından kaynaklandığı, fiiliyatta taşınmazların ... köyü sınırlarında kaldığının anlaşıldığı gerekçesi ile ... köyünde kain 770 parselin tapu kaydının iptaline karar verildiği ve kararın onanarak 17.01.2006 tarihinde kesinleştiği, bu dava sonucunda Hazine tarafından diğer mükerrer kayıtların da düzeltilmesi amacıyla açılan davada Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/127 Esas, 2010/124 Karar sayılı kararı ile ... köyünde bulunan 772, 773, 768, 771, 817, 818 parsel sayılı taşınmazların mükerrer tapu kayıtlarının iptali ile tapu kütüğünden terkinine, iptal edilen kısımların tescil harici olarak Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerler olarak bırakılmasına karar verildiği, kararın 07.07.2010 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 02.04.2013 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda taşınmazın %1-3 eğimli, 2. sınıf sulu tarım arazisi olduğu, imar ihya çalışmasının tamamlandığı, 30-40 yıldan fazla süredir tarımsal amaçlı işlenip kullanıldığının belirtildiği, jeolog bilirkişinin18.03.2013 tarihli raporunda dava konusu taşınmazın tamamının baraj yapılmadan önce ırmak yatağı olduğunun, barajın 1966 yılında faaliyete geçmesi ile Yeşilırmak'ın akarsu rejiminin kontrol altına alındığının, Yeşilırmak'ın seddeye (Tokat -Niksar karayolu) alınmak suretiyle ıslah edildiğinin ve dava konusu taşınmazın su baskınlarına maruz kalmayacağının belirtildiği anlaşılmıştır.
2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’nın 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
3. Somut olayda; Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/165 Esas, 2000/33 Karar sayılı dosyasında davacının mirasbırakanı tarafından dava konusu edilen yerin eldeki davaya konu ve krokide (B) harfi ile gösterilen yer olduğu, anılan dosyada zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği ve kararın 15.08.2019 tarihinde kesinleştiği, kararın kesinleştiği tarih ile eldeki davanın açıldığı tarih dikkate alındığında davacı lehine 20 yıllık sürenin tamamlanmadığı; krokide (C) harfi ile gösterilen kısmın da dava dışı ... adına hükmen tescil edildiği; krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın ise eskiden dere yatağı olarak taşlık dikenlik halinde iken davacının dayısı ... tarafından 1966 yılında ... Barajı yapılıp faaliyete geçtikten sonra çalılık ve dikenlikleri temizlenip imar ve ihya edildiği, tarla haline getirildiği, anılan yerin davacının dayısı tarafından 20 sene önce davacıya satıldığı ve davacının da burayı aynı şekilde kullanmaya devam ettiği, dava konusu yerin mera ve orman ile bir ilgisinin olmadığı, taşınmazın imar-ihya edildikten sonra yaklaşık 30-40 yıldan fazla tarım arazisi olarak kullanıldığı, Yeşilırmak Nehri’nin taşma hareketlerine maruz kalmayacağı, taşkın sahası içinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, krokide (A) harfi ile gösterilen 515,91 m2 alanın davacı adına tesciline karar verilmişse de, bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
4. Şöyle ki, çekişmeli taşınmaz bölümünün (krokide (A) harfi ile gösterilen kısım) imar planı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmamış, seddenin hangi tarihte yapıldığı DSİ ve Karayolları Genel Müdürlüğüne sorularak saptanmamış, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini belirlemede en iyi yöntem hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde hava fotoğraflarından yararlanılmamış, taşınmazın imar-ihyasının ne şekilde yapıldığı ve ne zaman tamamladığı yeterli derecede araştırılmamış, davacı dava dilekçesinde taşınmazda 60 yılı aşkın zamandan beri malik sıfatı ile eklemeli olarak zilyedi olduğunu belirtmiş ancak taşınmazı kimden ne şekilde ve hangi tarihte aldığı davacıya açıklattırılmadan ve buna göre 3402 sayılı Yasa'nın 14/1. maddesinde yazılı belgesiz araştırması yapılmadan sonuca gidilmiştir.
5. Hâl böyle olunca; HMK'nın 31. maddesi uyarınca davacıdan dava dilekçesinde dayandığı “eklemeli zilyetlik” olgusunu açıklamasının istenmesi, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığının ve Yeşilırmak için yapılan seddenin hangi tarihte tamamlandığının sorulması, imar planı kapsamında ise imar planından geriye doğru, değil ise dava tarihinden en az 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafının tarihleri açıkça yazılarak Harita Genel Müdürlüğünden temin edilmesi, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz bölümlerinin öncesinin kime ait olduğu, kimden kime intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, seddenin hangi tarihte yapılıp kullanılmaya başlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK’nın 261. maddesi gereğince giderilmesi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu taşınmaz bölümünün sınırını ve niteliğini, imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini, süresini belirtir şekilde rapor alınması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince kararın BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre sair temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.