Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/208 E., 2022/109 K.

HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, Konya ili Bozkır ilçesi, ... mahallesinde ikamet ettiğini, mahalle sınırları içerisinde bulunan 161 ada 106 ve 107 parsel sayılı taşınmazları ... isimli şahıstan satın aldığını, eskiden çoğu yerin tapusu olmadığından dolayı taşınmazları söz ve sadece şahitler huzurunda satın aldığını, 2006 senesinde yapılan kadastro tespitlerinde eşinin rahatsızlığı nedeni ile bu taşınmazların tespiti yapılırken taşınmaz başında olamadığını, sonra bilirkişilere sorduğunda ''Haşim rahat ol senin üzerine yazdırdık'' dediklerini, kendisinin de bu sözlere inandığını, yapılan bu tespitlerin yanlış olduğunu ve taşınmazların Maliye Hazinesine ait olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı, davaya cevap vermemiştir

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 29.06.2016 tarihli ve 2015/211 E., 2016/244 K. sayılı kararıyla; keşif esnasında mahalli bilirkişiler ve davacı tanıklarının ifadelerinden çekişmeli taşınmazları davacının 15-20 yıl öncesinden ...'dan satın aldığı, 10 yıl öncesine kadar davacının taşınmazda bağ ve kiraz yetiştirdiği hususlarının anlaşıldığı, yine bilirkişiler tarafından verilen raporlardan da davacının talebinin yerinde olduğu, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararlarına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.06.2020 tarihli ve 2016/16320 E., 2020/2097 K. sayılı kararı ile; " ... Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle, dava konusu 161 ada 106 ve 107 parsel sayılı taşınmazların tespit tarihi olan 2007 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarından en az üç adedi Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı, bundan sonra mahallinde 3 ziraat mühendisi, teknik bilirkişi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmalı, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle çekişmeli taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; dinlenilen tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazların kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların zirai faaliyete konu olup olmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı ve komşu parseller ile dava konusu taşınmazlar arasında nitelik farkı bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor istenmeli; teknik bilirkişiden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki alınmalı ve ayrıca 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi gereğince Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden belgesiz araştırması yapılarak iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen hususlar yerine getirilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; keşif sırasında zapta geçen mahkeme gözlemi ve ziraat bilirkişi raporundan su altında kaldığı anlaşılan çekişmeli taşınmaz bölümleri hakkında, bu nitelikteki yerlerin tapu kütüğüne tescilinin mümkün olmadığı göz önüne alınarak mülkiyetin tespitine karar vermekle yetinilmesi gerekirken tescil hükmü kurulması da isabetsizdir" gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 27.04.2022 tarihli ve 2020/208 E., 2022/109 K. sayılı kararı ile; mahkeme heyeti ile yapılan keşif, mahalli bilikişi ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dava konusu taşınmazların yaklaşık 50 sene öncesinde ... denilen şahıs tarafından dayılarından satın alındığı, bu kişinin de taşınmazları ...'ya sattığı, ... isimli şahsın taşınmazları 15-20 yıl kullandıktan sonra davacı ...'a sattığı ve davacı tarafından taşınmazların kullanılmaya başlandığı, davacının taşınmazlar üzerindeki bağların ve ağaçların bakımını yaptığı, bu haliyle davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde satın alma ve eklemeli zilyetlikle iktisap koşullarının mevcut olduğu, hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda taşınmazların 1953,1970,1986 yıllarında ağaçlık ve bağlık gibi tarımsal amaçla kullanılan yerlerden olduğunun belirtildiği, 3'lü ziraatçi bilirkişi kurulunun raporunda taşınmazların çevresindeki aynı özellikteki kültür arazileri ile olan benzerlikleri göz önüne alındığında tarım arazisi olarak kullanıldıkları, özel mülkiyetçe tasarruf edilen yerlerden oldukları, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadıklarının belirtildiği, davacıların mirasbırakanı ...'ın belgesizden zilyetliğe istinaden kazanmış olduğu taşınmazlarının toplam yüzölçümünün sulu/kuru olarak 40/100 normu doldurmadığı, dava konusu taşınmazların keşif tarihi itibariyle sularının çekilmiş olduğunun gözlemlendiği, ancak barajın dolduğu zamanlarda taşınmazlar sular altında kalacağından ve Yargıtay bozma ilamında da mülkiyetin tespitiyle yetinilmesi gerektiği belirtildiğinden taşınmazların mülkiyetinin yargılama sırasında ölen davacı ...'a ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin geçtiğini, yerel mahkemece eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, davacının davasını ispatlayamadığını, hükme esas alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28/1 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Kadastro sonucu, Konya ili, Bozkır ilçesi, ... mahallesinde bulunan 161 ada 106 parsel sayılı 905,13 metrekare yüzölçümlü, bağ vasıflı ve 161 ada 107 parsel sayılı 697,98 metrekare yüzölçümlü, bağ vasıflı taşınmazların 21.01.2007 tarihinde Maliye Hazinesi adına tespit edildiği, söz konusu tespitlerin 20.07.2007 tarihinde kesinleştiği, davacı ...'ın yargılama sırasında 02.09.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edildiği anlaşılmaktadır.

2. Temyizen incelenen karar, hükmüne uyulan bozma kararına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3. Ancak dosya kapsamından hakkında tespit hükmü kurulan davacı ...'in yargılama aşamasında 02.09.2021 tarihinde öldüğü anlaşıldığından ölü kişi hakkında tespit kararı verilmiş olması doğru değildir.

Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla HMUK'un 438/7 nci maddesi gereğince kararın aşağıda yazılı şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenle kabulü ile Mahkeme hükmünün"1 inci Bendinin hüküm yerinden çıkarılmasına ve yerine 1 inci bent olarak;

" Davanın kabulüne;

Konya ili, Bozkır ilçesi, ... mahallesinde bulunan 161 ada 106 parselde kayıtlı 903,13 m2 yüzölçümlü bağ niteliğindeki taşınmaz ile Konya ili Bozkır ilçesi ... mahallesinde buluann 161 ada 107 parselde kayıtlı bulunan 697,98 m2 yüzölçümlü bağ nitelikli taşınmazın MÜLKİYETİNİN VEFAT EDEN DAVACI ... MİRASÇILARINA AİT OLDUĞUNUN TESPİTİNE" cümlesinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, sair temyiz itirazlarının reddine,

Temyiz eden Hazine haçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

25.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

***