"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/341 E., 2022/47 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki tapu iptali ve terkin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 31.05.2021 tarihli ve 2019/1785 Esas, 2021/4504 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 444 ada 26 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak Bitlis-Mutki karayolunun yapımı için 1974 yılında alınan kamu yararı kararı uyarınca kamulaştırma işlemi yapıldığını, bölgede yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında kamulaştırma işlemiyle yol olarak terkin edilen taşınmazın davalı adına tespit edildiğini ileri sürerek taşınmazın kamulaştırılan kısmının kadastro tespitinin iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafından davaya cevap verilmemiş, davalı duruşmalardaki beyanında davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Kadastro Mahkemesinin 04.04.2014 tarihli ve 2014/5 Esas, 2014/6 Karar sayılı kararıyla; davacının 1974 yılında alınan kamu yararı kararı uyarınca yapılan kamulaştırma işlemine dayanarak eldeki davayı açtığı, dava dilekçesinde açıklanan olgular ile iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimi birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davanın uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olmayıp mülkiyete ilişkin olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, görevli ve yetkili mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş; hüküm, temyiz edilmeksizin 12.05.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Görevsizlik kararı üzerine Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.2016 tarihli ve 2014/245 Esas, 2016/580 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahasında kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 31.05.2021 tarihli ve 2019/1785 Esas, 2021/4504 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahası içerisinde kalmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, dosya kapsamından davanın, uygulama kadastrosuna yönelik olmayıp tesis kadastrosundan önceki nedenlere ve mülkiyet hakkına dayalı olduğu, bu nitelikteki davaların kural olarak, 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabi olduğu, ancak, kamu malı niteliğinde olan mera, kıyı, orman gibi yerlerle fiilen yol olan yerler hakkında açılacak davalarda bu sürenin uygulanmayacağı, ne var ki Mahkemece taşınmazın mevcut niteliğinin ne olduğu belirlenmediği gibi, kamulaştırma haritalarının da dosya arasına getirtilip uygulanmadığı, teknik bilirkişiden taşınmazın tamamının veya bir bölümünün kamulaştırma sahasında kalıp kalmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmadığı, yalnızca dava konusu taşınmazın tesis paftasındaki ve uygulama kadastrosu paftasındaki sınır yerlerini gösterir krokileri içerir yetersiz teknik bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle hüküm kurulduğu belirtilerek Mahkemece açıklanan hususlarda araştırma ve inceleme yapılması, taşınmazın fiilen yol olarak kullanılan yer olduğunun belirlenmesi halinde davanın 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmayacağı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmek suretiyle bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.02.2022 tarihli ve 2021/341 Esas, 2022/47 Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan araştırma sonucunda bilirkişilerden aldırılan raporlardan dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahası içerisinde kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1974 yılında alınan kamu yararı kararı uyarınca dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kamulaştırma çalışması yapıldığını, dayandıkları belgelerden de anlaşılacağı üzere kamulaştırmanın yalnızca yol koridoru içinde kalan kısım yönüyle değil yolun güvenliği açısından tümüyle kamulaştırıldığını, kadastro sırasında taşınmaz yol koridoru olarak gösterilmesi gerekirken davalı adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürülerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve terkin istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. ve 16/B maddeleri
3. Değerlendirme
1. Kadastro sonucunda Bitlis ili, Merkez ilçesi, Muştakbaba Mahallesi çalışma alanında bulunan 444 ada 26 parsel sayılı 96,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve 20.11.1981 tarihinde tescil edilmiş; bilahare 2013 yılında yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, taşınmaz aynı ada/parsel numarasıyla ve 116,64 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğuna, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığına, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahasında kalmadığının ve taşınmazın tesis kadastrosu tespitinin kesinleştiği 20.11.1981 tarihinden eldeki davanın açıldığı 18.03.2014 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
Temyiz eden davacı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.