Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1004 E., 2022/1391 K.

HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/437 E., 2018/315 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve terkin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 101 ada 16 parsel sayılı taşınmazın yol ve inşaat sahası içerisinde kalan 8.335,00 metrekarelik bölümü vekil eden İdare lehine rızai olarak terkedildiği halde kadastro çalışmaları sırasında davalı taraf adına tespit edildiğini ileri sürerek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile nizalı bölümün yola terkinine, kamulaştırma ve hudut genişliğinin korunmasına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1. Dahili davalılardan ... ile ... 17.05.2013 tarihli duruşmada; uygulama kadastrosu sırasında hata yapılmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

2. Diğer dahili davalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Çorum Kadastro Mahkemesinin 09.01.2014 tarihli ve 2013/2 Esas, 2014/1 Karar sayılı kararıyla; eldeki davanın uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olmayıp, mülkiyete ilişkin olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, görevli ve yetkili mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş; hüküm, temyiz edilmeksizin 14.03.2014 tarihinde kesinleşmiştir.

Görevsizlik kararı üzerine Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.2017 tarihli ve 2014/1434 Esas, 2017/32 Karar sayılı kararıyla; davanın, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu tespitinin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2017 tarihli ve 2017/1074 Esas, 2017/1036 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaza ilişkin kamulaştırma işlemine dair bilgi ve belgeler, özellikle tebliğ belgeleri ile ödeme makbuzları getirtilerek kamulaştırmanın yapıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat uyarınca kamulaştırma işleminin tamamlanıp tamamlanmadığının kesin ve net olarak belirlenmediği, kamulaştırma işlemleri usulünce yapılmış ve tamamlanmış ise Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih ve 2009/31 Esas, 2011/77 sayılı kararıyla, 5841 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen '' iddia ve taşınmazın niteliğine...'' ibaresinin iptaline karar verildiği gözetilerek, kamuya açık "yol" iddiası ile açılan eldeki dava yönünden söz konusu iptal kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın açıklanan hususlarda inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.09.2018 tarihli ve 2017/437 Esas, 2018/315 Karar sayılı kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma - gönderme kararı uyarınca dosya arasına aldırılan evrak ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin kamulaştırma işleminin tamamlandığı fakat kadastro çalışmaları sırasında bu hususun dikkate alınmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu eski 436 parsel (yeni 101 ada 16 parsel) sayılı taşınmazın, Murat Kumru ve Hakan Kürklü tarafından tanzim edilen 13.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 41,83 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2022/1004 Esas, 2022/1391 Karar sayılı kararıyla; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, istinaf edenin sıfatına ve istinaf dilekçesinde öne sürmüş olduğu sebeplere, mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan teknik bilirkişi raporuna göre kamulaştırma planında 57 parsel numarası ile gösterilen taşınmazın, eski 436 parsel (yeni 101 ada 16) sayılı taşınmaz içerisinde (A) harfi ile gösterilen 41,83 metrekarelik bölümüne isabet ettiğinin bildirildiği, bir başka deyişle dava konusu taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün İdarenin kamulaştırma haritası kapsamında kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve terkin istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. ve 16/B maddeleri

3. Değerlendirme

1. Kadastro çalışmaları sonucunda Çorum ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu eski 436 parsel sayılı 3.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ... adına tespit ve komisyon kararı uyarınca 09.06.1988 tarihinde tescil edilmiş; bölgede 2013 yılında yapılan uygulama kadastrosu sonucunda dava konusu taşınmaz 101 ada 16 parsel numarasıyla ve 3.172,34 metrekare yüzölçümüyle tespit ve tescil edilmiştir.

2. Mahkemece dava konusu taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün kamulaştırma haritası kapsamına kaldığı kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.

Dosya kapsamından; davanın uygulama kadastrosuna yönelik olmadığı, tesis kadastrosundan önceki nedenlere ve mülkiyet hakkına dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nitelikteki davalar kural olarak 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabidir. Ancak, kamu malı niteliğinde olan mera, kıyı, orman gibi yerlerle fiilen yol olan yerler hakkında açılacak davalarda bu süre uygulanmaz. Ne var ki; Mahkemece taşınmazın mevcut niteliğinin ne olduğu belirlenmediği gibi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgu uygulaması üzerinden yapılan kontrolde, dava konusu taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünden daha büyük bir bölümünden yol geçtiği görüldüğü halde teknik bilirkişiden kamulaştırma haritası ile dava konusu taşınmazın uygulama kadastrosu sonucu oluşan paftasının uydu fotoğrafı üzerinde çakıştırılmış halini gösterir rapor aldırılmamış, dosya arasında bulunan ... 7. Bölge Müdürlüğünün 02.06.2016 tarihli ve 24059190-756/E.131655 sayılı yazısına istinaden hazırlanmış bulunan ifraz krokisi ve eki belgeler de değerlendirilmemiştir.

Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları getirtilmeli, dava konusu taşınmaza ait tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosuna ilişkin kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ile tedavüllü tapu kaydı getirtilip dosya arasına alınmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde ziraat mühendisi bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte öncelikle dava konusu taşınmazın tamamının veya bir bölümünün halen kamu malı niteliğinde, aktif biçimde yol olarak kullanılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli; buna ilişkin mahkeme gözlemi tutanağa geçirilmeli; ayrıca keşif sırasında hazır bulundurulacak fotoğrafçıya dava konusu taşınmazın değişik açılardan fotoğrafları çektirilerek dosyaya konulmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazın mevcut niteliği hakkında rapor alınmalı; taşınmazın halen tarım arazisi vasfında olmayıp da fiilen yol olarak kullanıldığının belirlenmesi halinde davanın, yukarıda belirtildiği şekilde 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmayacağı gözetilerek teknik bilirkişiden dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri, uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile kamulaştırma paftasındaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını uydu fotoğrafları üzerinde de gösterir şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, ... 7. Bölge Müdürlüğünün 02.06.2016 tarihli ve 24059190-756/E.131655 sayılı yazısına istinaden hazırlanmış bulunan ifraz krokisi ve eki belgeler de değerlendirilerek dava konusu taşınmazın tamamının veya bir bölümünün İdarenin kamulaştırma haritası kapsamında kalıp kalmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ... harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***