Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/96 E., 2023/238 K.

HÜKÜM : Ret

Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı; Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... köyünde kain tescil harici yeri uzun yıllardır kullandığını ileri sürerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiş, beyan dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanmanın tüm koşulları oluştuğu belirlenerek davanın kabulü ile 13.04.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 2.174,97 metrekarelik bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.11.2020 tarihli ve 2018/1432 Esas, 2020/5612 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunun taşınmaz bölümünün evveliyatını, kullanım süresini, niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığını açıklamadığı, taşınmaz bölümünde imar-ihyaya dönük tarımsal faaliyet yapıldığının belirtilmesiyle yetinilmesine rağmen, belirtilen hususları açıklayan denetime elverişli rapor alınmadığı, keşif sonucu tek ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmaz bölümünün toprak yapısı ve niteliği, zirai durumu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi, taşınmaz bölümünün imar-ihyaya konu olup olmadığı ve olmuş ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, davacının delil olarak dayandığı aynı taşınmaza ilişkin kendisi tarafından açılan ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilen ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/269 Esas, 2006/39 Karar sayılı dosyası getirtilmesine rağmen bu dosyadaki bilirkişi raporlarından yararlanılmadığı tespitine yer verilerek mahallinde yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kurulu, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılması gerektiği, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemeyeceği belirtilip karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 20 yıl süreyle malik sıfatıyla ekonomik amaca uygun kullanımın ve imar-ihya ile taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiğinin ispat edilemediği belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; ziraat bilirkişi raporunda dava konusu yerin 1990 yılında harman yeri olarak, sonrasında bahçe tesis edilmek suretiyle tarımsal amaçlı ekonomik zilyetliğin başladığı ve dava açma tarihinin 2012 olduğu, taşınmaz malın 22 yıldır tarımdan dolayı imar ihyasının başladığı ve tarım arazisi niteliğinde ekonomik olarak kullanıldığının belirtildiğini; harita mühendisi raporunda 1999-2000 tarihleri arasında zilyetliğin sürdürüldüğünün belirtildiğini; davaya konu taşınmazın başında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarında dava konu taşınmazın 1985 yılından 1990 yılına kadar harman yeri olarak kullanıldığı,1990 yılından sonra ise tarım arazisi olarak kullanıldığı beyan edildiğini, tüm bunlara rağmen Mahkeme tarafından bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları dikkate alınmadan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu yine davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde;davada vekil ile temsil edildiği halde lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini ve resen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddeleri,

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesi,

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesi

3. Değerlendirme

1. Kadastro sonucu; ... köyünde kadastro çalışmalarının 29.07.1975 tarihinde tamamlandığı ve 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 2. maddesine göre dava konusu yerin köy boşluğu olması nedeniyle tapulama harici bırakıldığı anlaşılmıştır.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3.Davacı tarafın vekalet ücretine yönelik temyiz itirazı yönünden yapılan incelemede; davanın keşfen saptanan değeri 3505,58 TL'dir. Karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesinde, hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği belirtilmektedir. O halde davalılar yararına hükmedilmesi gereken ücret 3.505,58 TL olup bu değerden daha fazla olan maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.

4. Davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazı yönünden yapılan incelemede;

Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalıdır.

Ne var ki, anılan hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı tarafın ve davalı Hazinenin vekalet ücreti yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin tamamen çıkartılarak yerine ''davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'nin 13. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince 3505,58 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine", cümlesinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine,

Temyiz eden davalı ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440 III-1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***