"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/111 E., 2023/127 K.
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; kendisine ait olan ... mezrası 110 ada 1 nolu parselin devamı niteliğinde olan ve tespit dışı bırakılan kısmın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine, savunma getirmemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.09.2013 tarihli ve 2013/181 E- 2013/505 K sayılı kararıyla; davacının duruşmada açıkça davaya konu taşınmazın ne kendisi ne de babası tarafından herhangi bir imar ve ihya işlemi yapılmaksızın kullanıldığını beyan etmesi karşısında davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.06.2014 tarih ve 2014/7008 E- 2014/8143 K sayılı kararıyla; eksik araştırma ve inceleme neticesinde hatalı karar verildiği ve Dağyeli Köyü Tüzel Kişiliğinin davaya dahil edilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 05.04.2023 tarihli ve 2016/111 E- 2023/127 K sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazın Cizre Kadastro Müdürlüğü yazı cevabından anlaşılacağı üzere taşlık olması sebebiyle tescil harici bırakıldığı, Tarım ve Orman Bakanlığına yazılan müzekkerenin 06.07.2022 tarihli cevabında, davaya konu taşınmazın ... Barajı kamulaştırma projesi kapsamında kamu yararı kararı alınarak kamulaştırıldığı, taşınmazın tescilinin sağlandığı, bedellerinin blokelerinin sağlandığının bildirildiği, her ne kadar hava fotoğraflarında imar-ihyanın tamamlandığı rapor edilmiş ise de davaya konu taşınmazın DSİ adına tescil gördüğünün gelen cevabi yazılardan anlaşıldığı, bu haliyle davacının zilyetlik iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın 2013 yılında açıldığını, dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmaz sular altında kalmadan ve kamulaştırma işlemleri yapılmadan açılmış olup yapılan yargılama sırasında sular altında kaldığından kamulaştırma işlemlerini gerçekleştiren kurum olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi için süre verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, Mahkemece yapılan incelemeler neticesinde davacı müvekkilinin zilyetlik şartlarının oluştuğunun ve uzun yıllardan beri müvekkilinin hüküm ve tasarrufu altında olduğunun, imar-ihyanın gerçekleştiğinin bilirkişi raporları ve dosya kapsamı ile sabit olmasına rağmen sırf sular altında kalması ve kamulaştırma işlemleri yapıldığı gerekçesiyle zilyetlik şartlarının oluşmadığından bahisle davanın reddinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, aksi kanaat hasıl olması durumunda dahi tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan taşınmaz bölümünün tapuya tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 17 nci ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü ve 6 ncı maddeleri.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazın 23.02.2012 tarihinde kesinleşen kadastro işlemleri neticesinde "taşlık" olarak tespit dışı bırakıldığı, davacının bu taşınmazın yanındaki 110 ada 1 parsel sayılı 19.261,89 m2 miktarlı, susuz tarla vasıflı taşınmazın 1/4 paylı maliki olduğu ve dava konusu yerin de kendi taşınmazları ile birlikte kullanıldığını, tespit harici bırakılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek adına tescili istemi ile eldeki temyize konu davayı açtığı, bozma ilamı sonrası DSİ 16.Bölge Müdürlüğünden gönderilen cevabi yazıya göre dava konusu taşınmazın ... Barajı-Hes Projesi rezervuar alanından tamamen etkilendiği, 19.07.2019 tarihinde su tutma işlemine başlandığı ve 28.11.2019 tarihinde tamamının daimi olarak su altında kaldığının bildirildiği, yine davacının paydaş olarak yer aldığı 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazın da DSİ tarafından kamulaştırıldığı ve Cizre 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/159 E -2021/409 K sayılı kararı ile DSİ adına tesciline karar verildiği, söz konusu kararın 11.05.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
2.Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK uygulanacağı davalar yönünden HUMK'nın 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
15.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
...
-KARŞI OY-
1.Dava, tescil davasıdır. İlk Derece Mahkemesinin (İDM) 25.09.2013 tarihli kararıyla davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.06.2014 tarih ve E. 2014/7008, K. 2014/8143 K sayılı kararıyla eksik araştırma ve inceleme neticesinde hatalı karar verildiği ve Dağyeli Köyü tüzel kişiliğinin davaya dahil edilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
2. Mahkemenin 05.04.2023 tarihli ve E.2016/111, K.2023/127 sayılı kararıyla tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın Cizre Kadastro Müdürlüğü yazı cevabından anlaşılacağı üzere taşlık olması sebebiyle tescil harici bırakıldığı, Tarım ve Orman Bakanlığı'na yazılan müzekkerenin 06.07.2022 tarihli cevabında, davaya konu taşınmazın ... Barajı kamulaştırma projesi kapsamında kamu yararı alınarak kamulaştırıldığı, taşınmazın tescilinin sağlandığı, bedellerinin blokelerinin sağlandığının bildirildiği, her ne kadar hava fotoğraflarında imar ihyanın tamamlandığı rapor edilmiş ise de davaya konu taşınmazın DSİ adına tescil gördüğünün gelen cevabi yazılardan anlaşıldığı, bu haliyle davacının zilyetlik iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da anılan karar onanmıştır.
3. İDM'ce dava konusu taşınmazın dava tarihinden sonra DSİ tarafından tescil edilmesi nedenine dayalı olarak davacının zilyetliğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin Kanuna ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına açıkça aykırı olduğu düşünülmektedir. Zira davacı davasını 2012 tarihinde ikame etmiş olup kamulaştırma kararı ise 11.05.2023 tarihinde kesinleşmiştir. Tescil davalarında dava tarihinden geriye doğru 20 yıllık sürede kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı iktisabın geçerli olarak oluşup oluşmadığı dava konusunu oluşturmaktadır. Buna göre davanın subuta ermesi halinde dava tarihinden sonra yapılan kamulaştırma nedeniyle tescile karar vermek mümkün değilse de mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespiti yönünde hüküm kurulması gerekmektedir.
4. Bu çerçevede adına tapu kaydı oluşan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunması ve tespit tarihinden önce davacı lehine tescil koşullarının oluştuğunun anlaşılması halinde kesinleşmiş kamulaştırma hükmü nedeniyle tescile değil mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerekirken dava konusu yerin dava tarihinden sonra kamulaştırıldığından bahisle davacının zilyetliğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinin yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.
5. Açıklanan nedenlerle İDM kararının bozulması gerekirken Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki onama kararına iştirak edilememiştir.