Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1734 E., 2023/2161 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/347 E., 2022/492 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili ve birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Asıl davada davacılar; muris ...’in mirasçıları olduklarını, dava konusu 156 ada 7, 9, 10, 12 ve 13 ile 118 ada 14, 36, 38 ve 39 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit edildiğini, davalıların murisin tecrübesizliği, okur-yazar olmayışı ve tespit sırasında mahalde olmayışından faydalanarak maliki olduğu taşınmazları adlarına tescil ettirdiklerini, hibe belgesi bulunmadığını, davalılardan ...’ın kendi adına tescil ettirdiği taşınmazı düşük bedel göstererek 3. kişiye devrettiğinden tazminat talep ettiklerini ileri sürerek tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adlarına tesciline, davalı ...’ın devrettiği taşınmaz için şimdilik 100 TL bedelin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

Birleştirilen davada davacılar; muris ...’in maliki olduğu 118 ada 15 parsel sayılı taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak devrettiğini, davalı ...’nin ...’nin arkadaşı olduğunu, bedel ödemediğini ileri sürerek tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adlarına tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP

Asıl davada davalılar ... ve ... vekili; murisin malvarlığını sağlığında paylaştırdığını, kadastro çalışmalarında kendisinin de bulunduğunu, tüm mirasçılarına “gidin tapularınızı alın” dediğini, davacıların adlarına kayıtlı yerleri sattıklarını, murisin ölümünden 3 yıl sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğunu, tespitin sesli okunup imza altına alındığını, okur yazar olmadığına ilişkin iddianın yerinde olmadığını, kandırma veya hataya düşürme bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap vermemiştir.

Birleştirilen davada davalı ...; davalı ...’den alacağı olduğunu, borç ödenmediğinden taşınmazın devredildiğini, ödeme yapıldığında taşınmazı iade edeceğini, kendisine kira ödediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Birleştirilen davada davalı ... ve ...; murisin amacının mal kaçırmak olmadığını, taşınmazın murise bakan hiç miras bırakmadığı eşine bu nedenle devredildiğini, diğer mirasçılara paylaşım yapıldığını, davalı anne ...’in ise minnet duygusu ile taşınmazı davalı kızı ...’ye temlik ettiğini, bilahare davalı ...’ye borç nedeniyle sattığını, borç sona erdiğinde geri alınacağını, halen kiracı olarak oturduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada taşınmazların bölündüğü, herkesin kendi yerini kullandığı, birleşen davada da murisin eşi ve kızı ... ile yaşadığı, eşinin mağdur olmaması için devrin yapıldığı, ...’in ise ...’ye minnet duygusu ile taşınmazı temlik ettiği, devrin geçerli olduğu, davalı ...’nin de iyiniyetli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleştirilen davada davacılar ile asıl davada davalı ... tarafında istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; adil bir paylaşım yapılmadığını, taşınmazın muristen kaldığının açık olduğunu, zilyet olmalarının malik olduğunu göstermediğini, kadastro işleminin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Birleştirilen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; murisin dava konusu evi kendisine ayırdığını, tanık beyanlarının bu yönde olduğunu, eşine bedelsiz ve muvazaalı olarak devrettiğini, taşınmazın davalı ...’ye devredilmesine rağmen halen diğer davalıların oturduğunu, minnet duygusuna ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, devrin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Asıl dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ve bedel istemine; birleştirilen dava ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris 1933 doğumlu ...’in 02.02.2015 tarihinde ölümü ile geride asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı eşi ... ile müşterek çocukları asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ..., asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ..., asıl davada davalılar ..., ..., kendisinden önce 10.08.2003 tarihinde ölen oğlu ...’in çocukları davalılar ... ve ..., birleştirilen davada davacı ... ile dava dışı ...’nin mirasçı olarak kaldığı, davalı ...’nin murisin oğlu ...’in eşi olduğu; asıl dava konusu Samsun ili, Çarşamba ilçesi, Biçme Mahallesinde bulunan taşınmazların kadastro çalışmalarında senetsizden irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden murisin malı iken 156 ada 7, 156 ada 10 ve 118 ada 39 parsel sayılı taşınmazların 1989 yılında oğlu ...’e hibe ettiğinden, 156 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 1985 yılında oğlu ...’a hibe ettiğinden, 156 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 1981 yılında oğlu ...’e hibe ettiğinden, 156 ada 9, 118 ada 14, 36 ve 38 parsel sayılı taşınmazların 1992 yılında oğlu ...’a hibe ettiğinden adlarına tespit edildiği, tespitin 04.09.2008-03.10.2008 tarihlerinde askı ilanı süresinde dava açılmadığından 04.10.2008 (evrakta 06.10.2008 tarihi belirtilmekle) tarihinde kesinleştiği, ... ... adına kayıtlı taşınmazların 17.08.2009 tarihinde mirasçıları eşi ... ile çocukları ... ve ...’e miras payları oranında intikal ettiği, 156 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ise ... tarafından 23.12.2016 tarihinde dava dışı ...’e devredildiği, daha sonra 06.11.2019 tarihinde cebri satış ile Türkiye İş Bankası adına tescil edildiği, bankanın 19.02.2020 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle devrettiği, birleştirilen dava konusu 118 ada 15 parsel sayılı 7.148,08 m2 miktarlı ahşap ev ve fındık bahçesi nitelikli taşınmazın ise muris Selahattin adına kayıtlı iken 27.02.2009 tarihinde eşi ...’e 3.600 TL bedelle satış suretiyle devredildiği, onun da taşınmazı 02.04.2010 tarihinde kızı ...’ye 5.200 TL bedelle sattığı, davalı ... tarafından da 24.01.2018 tarihinde 70.000 TL bedelle Zühriye’ye temlik edildiği, dava dışı 118 ada 40 parsel sayılı 6.145,82 m2 miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmazın kadastro çalışmalarında senetsizden irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden murisin malı iken 1995 yılında kızları ..., Fadime ve ... adına eşit payla hibe ettiğinden tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Birleştirilen davada yönünden:

Hemen belirtilmelidir ki; miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Ayrıca; muris muvazaası hukuki sebebine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.

Somut olayda; birleştirilen dava konusu 118 ada 15 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değeri 118.808,83 TL olup davacıların her birinin miras payına (6/56) 19.879,51TL isabet ettiği, belirlenen değerin 2023 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

Asıl davada yönünden:

HMK’nın 307. maddesinde "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."

309. maddesinde "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır."

310. maddesinde “(1)Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2)Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (3)Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.”

311. maddesinde de “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.” düzenlenmelerini içermektedir.

Eldeki davada, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle murisin taşınmazlarını paylaştırdığı, bu paylaşıma göre de taşınmazların kullanıldığı ve zilyetleri adına tespit edildiği gözetildiğinde, asıl davada davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.

Ancak, asıl davada davacılar ... ve ...’nin 21.01.2022 tarihli kimlik fotokopileri ekli dilekçeleri ile ayrı ayrı davalılar ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davadan feragat ettiklerini, davalı ... yönünden ise 156 ada 12 parselin ½ payının satın alındığını öğrendiklerinden sadece kalan ½ pay yönünden talepte bulunduklarını, bu beyanları doğrultusunda davalı ... adına kayıtlı taşınmazlar ve davalı ... adına kayıtlı taşınmazın ½ payı açısından harç hesaplanmasını talep ettikleri, bilahare yapılan duruşmalarda asıl davada davacılar vekilinin (feragat yetkisi olan) asıllar tarafından verilen dilekçeleri tekrar ettiğini, bir kısım taşınmazlar yönünden davadan feragat edildiğini belirttiği, davalı ...’in taşınmazın ½ payının 3. kişiden satın aldığı ve mirastan doğan hakları olmadığının davacılar tarafından kabul edildiği, 156 ada 13 parsele ilişkin cebri icradan satıldığı ve bedelini ödeyerek satın aldığının davacıların kabulünde olduğu, kararın gerekçesinin düzeltilmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebinde bulunması üzerine, asıl davada davacılar vekilinin istinafa cevap dilekçesinde 21.01.2022 tarihli feragat dilekçelerinin açık olduğunu, istinaf isteğinin kötü niyetli yapıldığını beyan ettiği, İlk Derece Mahkemesince veya Bölge Adliye Mahkemesince birkısım taşınmazlar yönünden feragate ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, asıl davada davacıların feragat beyanları yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Karar başlığında, asıl davada taraf olmayan, sadece birleştirilen davada davacı olan ...’un asıl davada da davacı olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olduğu değerlendirilerek yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle,

Birleştirilen davada davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE,

Asıl davada davacılar vekilinin değinen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile;

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***