"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/23 E., 2022/61 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 08.12.2021 tarihli 2021/3448 Esas 2021/7677 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazineye ait veya sahipsiz taşınmazların yasal koşullar oluşmadan köyde yaşamayan, yıllar önce ölmüş veya köyü terk etmiş paravan kişilerin adına tespit edildiğini daha sonra ilgili kişilerden satın alınmış gibi taşınmazların menfaat ilişkileri olan şahıslar adına tescil edilmeleri nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesinde ilgili kişiler aleyhine ceza dosyası açıldığını, tapu ve kadastro müfettişleri tarafından bu konu hakkında hazırlanan raporda 124 ada 13 parsel sayılı taşınmaz için tespitin yolsuz tescil niteliğinde olabileceği, zilyetlik devir senedinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, zilyetlik kazanım şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılması için tapu iptal ve tescil davasının açılması gerektiğinin belirtildiğini, vergi kayıt maliki ile tespit maliki arasındaki akrabalık bağının ne olduğunun belli olmadığını, ...’ın nüfus kaydına ulaşılamadığını, bu kişinin sağ olup olmadığı, Gökçeada da yaşayıp yaşamadığı, yaşamış ise ne zaman ayrıldığının belirlenemediğini, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının dava konusu taşınmazı kadastro tespitinden sonra 13.07.2014 tarihinde satın aldığını, tapu kaydının aleni olduğunu, davalının tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın alması nedeni ile iyi niyetinin yasaca korunması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.02.2018 tarihli ve 2016/55 E. 2018/18 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Kararı
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 20.09.2018 tarih 2018/390 Esas, 2018/465 Karar sayılı kararı ile davacı Hazinenin esasa yönelik istinaf talebinin reddine, vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, vekalet ücreti düzeltmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
B. Bozma Kararı
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.12.2021 tarihli ve 2021/3448 E., 2021/7677 K. sayılı kararıyla; dayanak vergi kaydının Mahkemece yöntemince uygulanıp çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmediğini, bir an vergi kaydının taşınmaza uyduğu kabul edilse dahi zilyetlik ile birleşmeyen vergi kaydının hukuki değer taşımayacağı, çekişmeli taşınmazın vergi kayıt maliki tarafından 1970 yılına kadar kullanıldığı, daha sonra malikin köyü terk ettiği ve taşınmazın ondan sonra kullanılmadığı, bu hususun hem beyanlar hem de bilirkişi raporları ile doğrulanması sebebiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu açıklanarak davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, 6100 sayılı HMK 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371/1-a maddesi uyarınca bozulmasına karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2022/23 E. 2022/61 K. sayılı kararıyla, her ne kadar davalı TMK 1023 üncü maddesi uyarınca iyiniyetli olduğunu iddia edip kazanımının korunması gerektiğini savunmuşsa da, davalının taşınmazı devraldığı satış senedinde taşınmazın mülkiyet ve ayni hak durumuna kısıtlayıcı bir atfın yapılmış olduğu, bu nedenle davalının taşınmazı devralırken taşınmazın edinme sebebini ve mülkiyet durumunu araştırması gerektiği, kısıtlamanın doğrudan tapu senedinden anlaşıldığı, aksinin savunulamayacağı ve davalının iyiniyetinin bozulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
E. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin verdiği kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazı davalının kadastro tespitinden sonra 2014 yılında tapu kaydına güvenerek satın aldığını, taşınmazın bahçe vasfında olduğunu, davalının iyi niyetinin yasaca korunmak zorunda olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince davalının iyi niyetinin korunduğunu, emsal Yargıtay kararlarına göre taşınmazın kamu malı değilde özel mülk şeklinde olması karşısında TMK nın 1023 üncü maddesinde düzenlenen iyi niyet ve tapu siciline güven ilkelerinin uygulanacağının belirtildiğini, taşınmazın tapu kaydına Hazine tarafından konulan kısıtlılık şerhinin geçerli olmadığını, şerhe dayanılarak mülkiyet hakkının kısıtlanamayacağını, öncelikle şerhin yasalara uygun olup olmadığının araştırılması gerektiğini, Bozcaada ve Gökçeada'daki taşınmaz malların zorunlu mübadeleye tabi olmadığını, bu sebeple taşınmaz malların Devlete intikal etmediğini, kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğin kazanılabileceğini belirterek ve resen görülecek nedenlerle kabul kararının bozulmasını talep etmiştir.
F. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yolsuz tescile dayalı tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190 ıncı maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ,713, 1023 üncü maddeleri
3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 157,75 TL bakiye onama harcının davalıdan alınmasına
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
...
- KARŞI OY -
Dava Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasıdır. İlk Derece Mahkemesince (İDM) 21.01.2018 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) Hazinenin esasa yönelik istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Dairemizin 08.12.2021 tarihli kararıyla dayanak vergi kaydının Mahkemece yöntemince uygulanıp çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmediği, bir an vergi kaydının taşınmaza uyduğu kabul edilse dahi zilyetlik ile birleşmeyen vergi kaydının hukuki değer taşımayacağı, çekişmeli taşınmazın vergi kayıt maliki tarafından 1970 yılına kadar kullanıldığı, daha sonra malikin köyü terk ettiği, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişinin taşınmazın imar ve ihyasının 1973 tarihinden önce olduğuna dair tespiti ile uzun yıllardır işlenmemiş olduğunun belirtilmesinin taşınmazın 1970'li yıllarından sonra kullanılmadığını doğruladığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, BAM kararının ortadan kaldırılarak İDM kararının bozulmasına hükmedilmiştir.
Bozma kararı sonrasında İDM'ce taşınmazı 2014 tarihinde satın alan davalının iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da anılan karar onanmıştır.
Sayın Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, taşınmazı sonradan iktisap eden kişinin iyi niyetli olup olmadığı değil, bundan önce dava konusu taşınmazda tescil tarihinden önce zilyetlikle taşınmaz edinme şartlarının oluşmadığını kesin olarak söyleyebilmenin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu taşınmazda 1999 yılında kadastro tespiti yapılmış ve taşınmaz ... adına tespit edilmiştir. Kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptal tescil davasında iptal kararı verilebilmesi için taşınmazın tespit tarihi olan 1999 yılından geriye doğru 20 yıllık zilyetliğin bulunmadığının ispatlanması gerekmektedir. Bu çerçevede İDM'ce bozma ilamına uyularak benimsenen kabulde taşınmazın 1970'li yıllardan sonra terkedilip kullanılmadığı ve jeodezi bilirkişisi raporunda sadece 1973 öncesinde taşınmazda imar ihyanın bulunduğu ayrıca ziraat bilirkişisi raporuna göre de 1999'dan önce taşınmazda tarımsal faaliyet yapılmadığına dayalı olarak ret kararı verilmiş ise de Mahkemece bu hususta yapılan araştırma ve incelemenin eksik olduğu anlaşılmaktadır.
Şöyle ki, 27.09.2017 tarihli keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ... taşınmazın sahipleri olan kişilerin 1970'li yılların ortasında burdan ayrılırken taşınmazı ...'nın teyzesinin eşi olan ...'a teslim ettiği, ...'ın da ölene kadar bir başka ifadeyle keşif tarihinden 10-11 yıl önceye kadar ( ki bu taşınmazın kadastro tespitinden sonraki bir tarih olan 2005 yılına tekabül etmektedir.) bahçe olarak kullandığı ifade edilmiştir. Diğer mahalli bilirkişi ... da aynı beyanda bulunmuştur. Mahalli bilirkişi ...'in beyanlarında ise taşınmazın esas sahibi Vasil'in yurt dışına gitmesinden sonra ...'a bırakıldığı fakat ...'ın burayı kullanmadığı yönündedir.
Ziraat bilirkişisinin 02.10.2017 tarihli raporunda arazinin imar ihya edilen yerlerden olduğu, bu nedenle 10-15 yıl zaman zarfının öncesinde (ki bu tarih keşif tarihine göre tespit tarihinden sonra olan 2002 yılına tekabül etmektedir.) taşınmazda sebzecilik ve meyvecilik faaliyetinde bulunulduğu yüksek ihtimal olmakla birlikte bu alanda uzun yıllar öncesinde hangi sebze ve meyve ürünlerinin üretildiğinin tespitinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Fotogrametri bilirkişisinin 12.01.2018 tarihli raporunda ise 1973, 1985 ve 1997 hava fotoğfları incelendiği halde sadece 1973 tarihli hava fotoğrafının değerlendirildiği ve anılan fotoğrafa göre taşınmazın 1973 tarihinden önce imar ihyasının tamamlandığının belirtildiği, ancak taşınmazın 1985 ve 1997 yılındaki durumunun ne olduğuna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu veriler ışığında İDM'nin kabul ettiği üzere dava konusu taşınmazda tespit tarihi olan 2008 yılı esas alınarak taşınmazın 1970'li yıllarda terk edilip ondan sonra taşınmazın tespit tarihine kadar ekilip biçilmediğini ve terk edilmiş olduğunu kesin olarak söylemek mümkün gözükmemektedir. Zira bunun tersine ağırlıklı mahalli bilirkişi beyanları olduğu gibi ziraat raporu da aksi yöndedir. Bu meseleyi kesin olarak çözümleyecek olan fotogrametri raporunda ise 1973 yılından önce imar ihyanın tamamlandığı belirtilmiş ancak taşınmazda 1985 ve 1997 yıllarında tarımsal faaliyetin olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamış, bu husus açıkta bırakılmıştır. Bütün bu belirlemeler karşısında davada hüküm kurmaya elverişli araştırma ve incelemenin yapıldığını söylemek mümkün görünmemektedirb
Açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmazın tespit tarihinden önce zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesini teminen özellikle 1985 ve 1997 yıllarına ait hava fotoğrafları değerlendirilerek taşınmazda tarımsal faaliyet bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, mahalli bilirkişilerin beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve ziraat bilirkişisine fotogrametri uzmanından alınacak rapora göre yeniden değerlendirme yapmasının istenilmesi, tüm bu araştırmalar yapıldıktan sonra bir karar verilmesini sağlamak amacıyla İDM kararının bozulması gerekirken Sayın çoğunluğun aksi yöndeki onama kararına iştirak edemiyorum.