Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/834 E., 2022/526 K.

ASIL DAVADA DAVACI-BİRLEŞTİRİLEN

DAVADA DAVALI : ...

ASIL DAVADA DAVALI-BİRLEŞTİRİLEN

DAVADA DAVACI : ...

..., ... ,...

DAVA TARİHİ : ...

HÜKÜM/KARAR : Asıl Dava Ret-Birleştirilen Dava Kısmen Kabul/ Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskipazar Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/83 E., 2021/38 K.

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali, tescil, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı-birleştirilen davada davalı ...; ... ada 168 parsel sayılı tarla niteliğindeki 3.375,59 m² yüz ölçümlü taşınmazın kendi adına kayıtlı olduğunu, komşu 123 ada 167 parsel sayılı samanlık ve arsası niteliğindeki 1.798,03 m² yüz ölçümlü taşınmazın ise davalıların mirasbırakanı adına kayıtlı olduğunu, yapılan kadastro çalışmaları sırasında 123 ada 168 parsel sayılı taşınmazının hatalı şekilde 300,00 m² eksik tespit edilerek 123 ada 167 parsel sayılı taşınmaza ilave edildiğini ileri sürerek taşımazın 300,00 m²'lik bölümünün tapu kaydının iptali ile adına kayıtlı 123 ada 168 parsel sayılı taşınmaza ilave edilerek tapuya tesciline karar verilmesini istemiş; birleştirilen davanın reddini savunmuştur.

II. CEVAP

Davalı-birleştirilen davada davacı ...; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacının hiçbir haklı nedene dayanmaksızın kadastro tespitinden sonra ev yapmak suretiyle taşınmazına müdahale ettiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuş; birleştirilen davada, taşınmazına yapılan elatmanın önlenmesine, taşınmazın eski hale getirilmesine ve ihtarname tarihi olan 01.08.2019 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile beraber şimdilik toplam 100 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla

; asıl davada, davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş; birleştirilen davada ise tecavüzlü yapının kadastro tespitinden sonra inşa edildiğinin ve davalının iyiniyetli olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 123 ada 167 parsel sayılı taşınmazdaki 30.11.2020 tarihli fen bilirkişi raporunda koyu renk ile gösterilen 49,97 m²'lik kısma birleştirilen dava davalısının yapmış olduğu müdahalenin men'i ile bu kısımdaki tüm yapı ve eklentilerin masrafı birleştirilen dava davalısına ait olmak üzere yıkımına, belirtilen kısmın boşaltılarak davacıya teslimine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleştirilen davada davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı-birleştirilen davada davalı; dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin lehine olduğunu, bu durumda davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken hak düşürücü süreden reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiş, Mahkeme aksi kanaatte ise birleştirilen dava yönünden işgalli görünen taşınmaz bölümünün bedeli karşılığında adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadastro öncesi zilyetliğe dayalı asıl davanın 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 31.07.2007 tarihi ile dava tarihi (07.08.2019) arasında 10 yıldan fazla süre geçtiği, hak düşürücü sürenin hakim tarafından re'sen dikkate alınması gereken dava şartlarından olduğu, asıl dava yönünden davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; birleştirilen davada davalı her ne kadar dava konusu yapıyı kadastro tespitinden önce yaptığını iddia etmiş ise de gerek keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, gerekse davacının keşifteki kendi beyanından yapının kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra yapıldığı, bu durumda davalının, davacının çaplı taşınmazına el atması nedeniyle iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği gibi korunmaya değer üstün bir hakkının da bulunmadığı, davalı istinaf dilekçesinde temliken tescil isteğinde bulunmuş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 357 nci maddesi gereğince yargılama sırasında ileri sürülmeyen bir hususun istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleştirilen davada davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı-birleştirilen davada davalı; istinaf dilekçesinde yer alan itiraz nedenlerini yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava ise mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası; HMK'nın 362 nci, 366 ncı maddeleri ve 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi; 4721 sayılı TMK'nın 683 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1. Birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Somut olayda, temyize konu edilen el atmanın önlenmesi ve yıkım davası bakımından keşfen saptanan toplam dava değeri olan 46.549,14 TL'nin 2022 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 107.090 TL’nin altında kaldığı görülmektedir.

2. Asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince;

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK'nın 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 2007 yılında ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde dava konusu 123 ada 167 parsel sayılı taşınmazın 1798,03 m² yüz ölçümü ve samanlık ve arsası niteliği ile irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalıların mirasbırakanı ... adına tespit edildiği, tespitin itiraza uğramadan 31.07.2007 tarihinde kesinleştiği, davanın 07.08.2019 tarihinde açıldığı, Kadastro Kanunu′nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşılan birleştirilen davada davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE,

Birleştirilen davada davalı ...'dan alınan peşin harcın istek halinde iadesine,

2.Asıl davada davacı ... vekilinin temyiz itirazının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 346,90 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davacı ...'dan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

...

***