"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 1998/1023 E., 2008/392 K.
Mahkeme kararı davalılar vekili ile davacılar ... mirasçıları, ..., ... ve ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle, Dairemizin 27.09.2023 tarihli ve 2022/7363 Esas, 2023/4906 Karar sayılı kararıyla; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede, dava konusu uyuşmazlığın niteliği ve temyizin kapsamının tenkis istemine ilişkin olup Dairemizce duruşma giderleri yatırılmadığından dosyanın sıra dosyası olarak incelenmesine ilişkin karar tutanağı tutulduğu ve dosya ile ilgili herhangi bir duruşma yapılmadığı, dosyayı inceleme görevinin Yargıtay 7. Hukuk Dairesine ait olduğu, anılan Daire tarafından da aidiyet kararı verildiği gerekçesiyle temyiz incelemesini yapacak dairenin belirlenmesi için dosyanın Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kuruluna gönderilmesine karar verildiği; Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunun 12.10.2023 tarihli ve 2023/257 Esas, 2023/257 Karar sayılı kararıyla, uyuşmazlık, her ne kadar tenkis isteğine ilişkin olsa da Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 26/01/2022 tarih ve 1 sayılı Kararında yer alan “B) Ortak Hükümler” başlığı altında düzenlenen 8. bentte yer alan düzenleme uyarınca kararın temyiz incelemesini yapma görevinin Dairemize ait olduğu gerekçesiyle dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; murisleri ...'ın mal varlığındaki taşınır ve taşınmazların büyük kısmını ikinci evliliğinden olan çocukları davalılara muvazaalı şekilde devrettiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis istemişler; davacı vekili 27.09.1996 havale tarihli dilekçesi ile, Mahkeme veznesindeki 574 koyun bedeli hariç tereke tespit dosyasında belirtilen murise ait tüm taşınırlara ve bir kısım taşınmazlara ilişkin taleplerinden feragat ettiklerini bildirmiştir. Davacılar ... ve ...'nin ölümü üzerine davayı mirasçıları takip etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; zamanaşımı defi ileri sürmüşler, temlik harici terekenin bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.12.1997 tarihli kararıyla; davanın 348, 343, 1385, 379, 45, 1468, 1469, 1470, 1977, 1980, 1984, 1995, 2001, 2008, 2013 ve 2014 parsel sayılı taşınmazlar ve taşınırlar yönünden feragat nedeniyle, bir kısım taşınmazlar yönünden kadastro mahkemesi görevli olduğundan görev nedeniyle, kalan taşınmazlar yönünden ise temlikin murisin ölümünden 1 yıldan daha uzun süre önce yapıldığı ve iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine, murise ait koyunların satış bedellerinin veraset ilamındaki payları oranında taraflara verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.07.1998 tarihli kararı ile; 5406, 5407, 5408 ve 5409 parsel sayılı taşınmazlar hakkında muris muvazaasından söz edilerek açılan tapu iptali ve tescil davasının reddinin doğru olduğu, davacının 24.09.1993 tarihli dilekçesi ile davasını açıkladığı, 5891, 5902, 127 ada 2 ve 136 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasının tenkis olduğunu belirttiği, 5406, 5407, 5408 ve 5409 parsel sayılı taşınmazlar hakkında da Medeni Kanun'un 603. ve 507. maddelerinden söz ettiği, Medeni Kanun'un 507. maddesi uyarınca murisin ölümünden bir sene önce yaptığı teberruların tenkis edilebilmesi için saklı paya tecavüz kastının belirlenmesi gerektiği, bu yönün her türlü delille ispat edilebileceği, tarafların bu konuda gösterdiği tüm delillerin toplanarak değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğine değinilerek karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporları gereğince davacılar ... ve ... bakımından tenkis davasının kabulü ile davalıların tercih hakkı doğrultusunda 127 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile payları oranında davacılar adına tesciline ve 84.983,66 TL tenkis bedelinin davacılardan alınarak davalılara ödenmesine; davacılar ..., ..., ... ve ...'nin davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar ... mirasçıları ile ..., ... ve ... vekili; davacılar hakkında hüküm kurulmadığını, kendilerinden önce davayı takip eden Av. ...'ın 02.03.2001 tarihli beyanının Mahkemece davadan feragat olarak kabulünün hatalı olduğunu, hukuki anlamda davadaki hak ve alacaklardan feragatin söz konusu olmadığını, zira bu beyandan sonra da tüm yargılama giderlerini ödediklerini, dosyaya ibraz ettikleri sulh sözleşmelerinin muris tarafından yapılan tasarrufların kız çocuklarını mirastan mahrum etmek amacıyla yapıldığını gösterdiğini, sulh sözleşmelerinde belirtilen taşınmazlar bakımından tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerektiğini, sulh sözleşmelerinde davacılar ... ve ...'ye verileceği kararlaştırılan 127 ada 2 ve 136 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar bakımından tercih hakkından söz edilemeyeceğini, davacılar ... ve ... vekilleri tarafından verilen dilekçelerde de tercih hakkının kullanılmayacağının, dolayısıyla bedele hükmedilmesi gerektiğinin açıkça dile getirildiğini, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili; tenkis koşullarının oluşup olmadığı değerlendirilmeksizin eksik ve yanılgılı bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulduğunu, davanın mirasta iade iken tenkis davasına dönüşmesi için gerekenin yapılmadığını, tenkis talebinin zamanaşımına uğradığını, muvazaanın kanıtlanması gerektiğini, davacılar vekili dört parça taşınmaz bakımından tenkis istemesine rağmen tüm tereke üzerinden tenkis hesabına gidildiğini, bilirkişi tarafından tenkis hesabının hatalı yapıldığını, bilirkişi M. Necati davacı ...'nin amcasının oğlu olduğundan taşınmazların değerlerini bilerek yanlış tespit ettiğini, buna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, feragat nedeniyle davası reddedilen davacılar bakımından lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğini belirtip karar bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'ın 29.02.1988 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak kendisinden sonra 01.07.1993 tarihinde ölen ikinci eşi dava dışı ... ile ...'dan olma çocukları davacılar ..., ..., ... ve ... ile davalılar ... ve ...'in, ayrıca ilk eşi ...'den olma çocukları davacılar ... ve ... ile dava dışı Nebi'nin kaldığı; muris ...'ın 136 ada 7 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 16.05.1972 tarihli, 18 sıra nolu taşınmazı ile 127 ada 2 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 05.12.1957 tarihli, 8 sıra nolu taşınmazını 1984 yılında davalılara yarı yarıya bağışladığı, 5891 ve 5902 parsel sayılı taşınmazların geldisi olan 02.06.1982 tarihli, 2 sıra nolu taşınmazını ise 1971 yılında davalı ... Kemal'e bağışladığı, ...'in de taşınmazın 200.000,00 m²'sini davalı ...'e bağışladığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, 5406, 5407, 5408 ve 5409 parsel sayılı taşınmazların geldisi olan 03.02.1959 tarihli, 63 sıra nolu taşınmaz muris ...'a aitken Cihanbeyli İcra Müdürlüğünün 1973/38 Talimat nolu dosyası ile 17.05.1974 tarihinde davalılara ihale edildiği, kadastro tespiti sırasında taşınmazın 4 parçaya ayrıldığı, davalıların taşınmazları kendi aralarında taksim ettikleri görülmektedir.
Davacılar ... mirasçıları ile ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hemen belirtilmelidir ki; feragat kati hükmün hukuki neticelerini doğurur ve davanın her aşamasında davadan feragat edilebilir. Davadan feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir ancak feragat, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 309 vd. maddeleri)
Somut olayda; davacılar vekili Av. ... 02.03.2001 tarihli duruşmada, ... ve ... dışındaki tüm mirasçıların davalılarla anlaştıklarını, ibraz edecekleri noterden tasdikli sözleşmelerin içeriğine göre davadan feragat ettiklerini, davacılar ... ve ... adına davayı takip ettiklerini beyan edip dosyaya Konya 1. Noterliğinin 31.08.2000 tarihli ve 16915, 16937 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmelerini sunmuştur. Davacılar vekili sundukları bu sözleşmelerin içeriğine göre davadan feragat ettiklerini bildirdiğinden feragatin kayıtsız ve şartsız yapıldığından söz edilemez. Bu durumda davacılar vekilinin feragat beyanı geçersiz olduğundan davacılar ... mirasçıları ile ..., ... ve ...'nin iddialarının yeniden değerlendirilmesi, değerlendirme yapılırken anılan satış vaadi sözleşmelerinin de dikkate alınması gerekir. Davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1/1. maddesinde; "Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukuki sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır." ve 17. maddesinde "Mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince; muris ...'ın 29.02.1988 tarihinde öldüğü ve terekesinin açıldığı gözetildiğinde o tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur.
Tenkis (indirim) davası, murisin saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; murisin ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke murisin ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (MK) uygulanacaksa bir aylık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften, belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur.
Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m. 507, MK m. 454). Murisin TMK'nın 506 ve MK'nın 453. maddelerinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK'nın 565. maddesinin, MK'nın 507. maddesinin 1, 2 ve 3. bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde, özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK'nın 570 ve MK'nın 512. maddelerindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise TMK'nın 561 ve MK'nın 503. maddelerinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlararası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa TMK'nın 563 ve MK'nın 505. maddelerinde yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Ölüme bağlı kazandırmaların aksine, murisin yaptığı sağlararası kazandırıcı hukuki işlemler kayıtsız, koşulsuz tenkise tabi tutulmamıştır. Burada işlemin tenkise tabi tutulabilmesi için ön koşul; saklı paya el atma, tasarruf edilebilirlik sınırının aşılmasıdır. Saklı payı zedeleme kastı tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilecektir. Ancak bu da yeterli değildir. Sağlararası kazandırmaların tenkise tabi tutulabilmesi için saklı paya el atma yanında TMK'nın 565 ve 567. (MK'nın 507 ve 509.) maddelerinde açıklanan koşulların da gerçekleşmesi gerekmektedir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m. 564, MK m. 506 ) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz.
11.11.1994 tarihli, 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının netice bölümünde; "Medeni Kanun'un 454. maddesinde yer alan hükmün yalnızca tasarruf nisabının belirlenmesine mahsus olduğu, Medeni Kanun'un 506. maddesi uyarınca değerinde azalma olmaksızın sabit tenkis oranına göre bölünmesi mümkün olmayan bir mala ilişkin tasarrufun tenkisi gerekmesi halinde, bölünmezliğin belirlenmesinden sonra, aynı hüküm uyarınca kullanılan seçimlik hak ile taraflardan birinin diğerindeki nakit alacağının belirlenebilir ve muaccel hale geldiği; böylece "vücudu nihayet bulmuş olan" (BK m. 61) sağlararası tasarruflarda davalının, ölüme bağlı tasarruflarda davacının haksız iktisabının oluştuğu, Medeni Kanun'un 506. maddesi uyarınca aynen teslim edilmeyen malın iadesi gerektiğinin (BK m. 61) anlaşıldığı an olan tercih hakkının kullanıldığı andaki tam değerinin ödenmesinin haklar dengesine (BK m. 43; MK m. 4) uygun düşeceği kabul edilmiştir." şeklinde bağlayıcı uygulamaya yer verilmiştir.
O halde, davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 tarihli, 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın tercih tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir.
Öte yandan; mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usulü kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
Somut olayda; Mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, muris ...'ın davalılara yaptığı sağlararası kazandırmalarda davacıların saklı payını ihlal etme kastıyla hareket edip etmediği hususu üzerinde durulmaksızın bu kazandırmaların doğrudan tenkise tabi tutuldukları, denetime elverişsiz ve hüküm kurmaya yetersiz bilirkişi raporu ile sonuca gidildiği, bir kısım davacıların yargılama sırasında (01.07.1993 tarihinde) ölen anneleri dava dışı ...'dan intikal edecek miras paylarının da tenkis hesabına dahil edildiği, murise ait terekenin tespitine ilişkin Cihanbeyli Tereke Hakimliğinin 1988/7 Esas sayılı dosyasında belirtilen taşınır-taşınmaz mallar ile eldeki davada hükme esas alınan 17.02.2006 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen murisin aktif terekesi arasındaki çelişkilerin giderilmediği, murisle bir ilgisi bulunmayan davalılara ait Kulu, Acıkuyu köyü 6 ve 28 parsel sayılı taşınmazların tenkis hesabına dahil edildikleri, 11.11.1994 tarihli, 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih tarihindeki rayice göre değerinin belirlenmesi ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmesi gerekirken değerin tespitinde keşif tarihindeki rayicin esas alındığı görülmektedir.
Hal böyle olunca; öncelikle, murisin ölüm tarihi itibarıyla somut olayda uygulama yeri bulan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (MK) 507/4. fıkrası uyarınca, murisin ölümünden evvelki 1 seneden daha önce bağışlama suretiyle davalılara kazandırdığı dava konusu 5891, 5902, 127 ada 2 ve 136 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar yönünden murisin davacıların saklı payını ihlal etme kastıyla hareket edip etmediği hususunun açıklığa kavuşturulması, başta muris adına kayıtlı iken davalıların cebri ihale suretiyle temlik aldıkları dava konusu 5406, 5407, 5408 ve 5409 parsel sayılı taşınmazlar bakımından muris tarafından davacıların saklı payını zedeleme kastı ile davalılara yapılmış bir sağlararası kazandırmanın olup olmadığı hususunun da açıklığa kavuşturulması, saklı payı zedeleme kastı ile yapılan temliklerin tenkise tabi olacağı gözetilerek yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, konusunda uzman bilirkişilerden denetime olanaklı rapor alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi, yukarıda da belirtildiği üzere davacılar ... mirasçıları ile ..., ... ve ...'nin şarta bağlı olarak yaptıkları feragatler geçersiz olmakla iddialarının yeniden değerlendirilmesi, değerlendirme yapılırken anılan satış vaadi sözleşmelerinin de dikkate alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekili ile davacılar ... mirasçıları ile ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan harçların istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Cihanbeyli 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
07.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.