Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/192 E., 2024/372 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı; dava dışı 292 ada 266 parsel sayılı 48.401,79 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın, 73.200,00 metrekare yüz ölçümlü eski tapu kaydı uyarınca adına tespit ve tescil edildiğini, eldeki davadan önce Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/650 Esas sayılı dosyasında 292 ada 266 parsel sayılı taşınmazdaki eksikliğin, 292 ada 255, 271 ve 287 parsel sayılı taşınmazlarda kaldığından bahisle dava açıldığını, Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 292 ada 255 ve 287 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak açılan davanın feragat nedeniyle reddine, 292 ada 271 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak açılan davanın kabulü ile taşınmazın adına tesciline karar verildiğini, söz konusu dosyada yapılan yargılama sırasında 292 ada 266 parsel sayılı taşınmazdaki eksikliğin aslında dava konusu 292 ada 256 parsel sayılı taşınmaz ile aynı ada 271 parsel sayılı taşınmazda kaldığının anlaşıldığını, esasen davanın 292 ada 256 ve 271 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak açılması gerekirken, sehven 292 ada 255, 271 ve 287 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak açıldığını, dava konusu taşınmazın mera vasfında olmayıp özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunu, miras yoluyla babasından kaldığını, zilyetlikle iktisap koşullarının lehine oluştuğunu ileri sürerek dava konusu 292 ada 256 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada davacı ...’ın ölümü üzerine mirasçılarından ... mahallinde 29.05.2014 tarihinde yapılan keşifteki beyanında; davasını 292 ada 255 parsel sayılı taşınmaza yöneltmek istediğini, bu konuda ayrıntılı olarak yazılı beyanda bulunacağını belirtmiş, ... 11.04.2014 tarihli dilekçesiyle; mahallinde yapılan keşifteki incelemelerden murisi olan babası ... vekili tarafından yanlışlıkla mera olarak sınırlandırılmış olan parsele yönelik olarak dava açıldığını, bu nedenle davanın ıslahının gerektiğini ileri sürerek dava dışı 292 ada 266 parsel sayılı taşınmazdaki eksikliğin giderilmesi ve taşınmazdaki haksız gaspın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili tarafından davaya cevap verilmemiş; bilahare davalı vekili duruşmalardaki beyanında davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Belediye Başkanlığına izafeten (6360 sayılı Yasa uyarınca Güney Belediye Başkanlığının kapatılmış olması sebebiyle) Afyonkarahisar İl Özel İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz mera vasfında olmakla, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını, dolayısıyla taşınmazın zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Sinanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.09.2014 tarihli ve 2013/44 Esas, 2014/228 Karar sayılı kararıyla; eldeki davanın, tespit öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu 292 ada 256 parsel sayılı taşınmazda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı, öte yandan yargılama sırasında vefat eden davacı ...’ın mirasçılarından ... tarafından, davanın yanlış parsele yönelik olarak açıldığı, doğru taşınmazın 292 ada 255 parsel sayılı taşınmaz olduğu ileri sürülerek davanın ıslah edildiği ancak ıslahın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 180. maddesine uygun şekilde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemenin 24.09.2014 tarihli kararının davacının mirasçıları tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.12.2016 tarihli ve 2016/5716 Esas, 2016/9641 Karar sayılı kararıyla; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, Mahkemece yapılan keşif neticesinde, asıl dava edilmek istenen taşınmazın yine mera vasfı ile sınırlandırılan 292 ada 255 parsel sayılı taşınmaz olduğunun anlaşıldığı, dava dilekçesinde davalı tarafın doğru gösterildiğine ve davada taraf değişikliği icap etmediğine göre dava dilekçesinde parsel numarasının doğru bildirilmemesinin maddi hataya dayalı olduğunun açık olduğu, maddi hatanın düzeltilmesi her zaman ve her yöntemle mümkün olduğu gözetilerek işin esasına girilip iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 16.12.2020 tarihli ve 2017/24 Esas, 2020/158 Karar sayılı kararıyla; eldeki davanın, 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olan tespit öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğu ve taşınmazda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemenin 16.12.2020 tarihli kararının davacı ... mirasçıları, davalı Hazine vekili ile davalı Afyonkarahisar İl Özel İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 27.04.2023 tarihli ve 2021/5610 Esas, 2023/2490 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve 292 ada 287 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak yöntemine uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığına göre davacı mirasçılarının temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, Sinanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/650 Esas, 2011/613 Karar sayılı dava dosyasında davacı ... tarafından eldeki davada ileri sürülen sebeplerle 292 ada 255 parsel sayılı taşınmazın adına tescili istemiyle eldeki davada da davalı olarak gösterilen kişiler aleyhine dava açıldığı, davacı ...’in mahallinde 07.07.2011 tarihinde yapılan keşifte, “ben sehven 255 parsel sayılı taşınmaz için dava açmışım, 255 parsel üzerinde benim bir hak iddiam yoktur, ben hiçbir zaman 255 parsel sayılı şu an üzerinde bulunduğumuz taşınmazı ekip dikmedim, bu nedenle bu taşınmaz için açmış olduğum davamdan feragat ediyorum” şeklinde beyanda bulunduğu ve beyanının altını imzası ile tevsik ettiği, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiği, dava sebebinin, konusunun ve taraflarının aynı olması sebebiyle, sözü edilen Sulh Hukuk Mahkemesi kararının eldeki davada kesin hüküm teşkil ettiği, Mahkemece kesin hükmün taraflar ile onların akdi ve irsi haleflerini de bağlayacağı hususunun göz ardı edildiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle:

52 yıl önce verilen kararla tapuya tescil edilen taşınmazlarının alındığını; tapulu taşınmazlarının haksız olarak kadastro tespitinde mera olarak sınırlandırıldığını; babalarının kendilerine Sulh Hukuk Mahkemesindeki davada keşifte kandırıldığını, bilirkişilerin kendisini komşularının taşınmazına götürdüğünü ve o nedenle burası benim değil dediğini; feragatin söz konusu olmadığını ileri sürerek kararı bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 hükmünün yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı ...’ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın Sinanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***