Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1507 E., 2022/972 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/183 E., 2021/122 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalı arasında 20.06.2012 tarihli protokol ile Antalya ili, ... ilçesi 552 ada 11 parselde kayıtlı taşınmaz için karşılıklı edimleri ve borçları içeren güvene dayalı karma bir sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereği taşınmazı devrettiğini, davalının protokole göre tapunun ipotekli devrini almayı kabul ettiğini, ancak davalının ödenmesi gereken bedelleri ödemediği gibi müvekkili firmayı ciddi anlamda zarara uğrattığını, davalı ...'ın 20.06.2012 tarihli protokol kapsamında ödemesi gereken, taşınmaz üzerine ipotek şerhi verilerek kullanılan ve 51 ay vadeli 2.894,25 TL bedeli her ay düzenli ödeyeceğini taahhüt etmesine rağmen, 16-17 taksidi düzensiz ödediğini ve müvekkili firmanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe düşmemek ve ticari itibarını kaybetmemek adına geciken tüm kredileri ödediğini ileri sürerek öncelikle taşınmazın tapusunun iptal edilerek davacı adına tescilini, bu talebin kabul edilmemesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; alıcı müvekkili Şirketin üstlendiği davacı firmanın banka borcuna ilişkin bütün ödemelerini protokol kapsamında düzenli bir şekilde yaptığını ve yapmaya devam ettiğini, davalı müvekkilince yapılan ödemelerin bedelinin bugüne kadar 108.000,00 TL'yi aştığını, davacı firma ile müvekkili arasında önceden beri devam eden ticari ilişki bulunduğunu, buna istinaden alacak-borç mutabakatının protokol ile yapıldığını, davacının 23.000,00 TL borçlu olduğu tespit edilerek taşınmaz bedelinden mahsup edildiğini, ayrıca davacı tarafın taşınmazı kiracı olarak kullanması nedeniyle protokol kapsamında davalı tarafa kira borcu bulunduğunu, inanç sözleşmesi gereği satıcının gerekli ödemeyi yapmadan ve kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeden tapunun iadesini istemesinin kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2019 tarihli ve 2015/308 Esas, 2019/335 Karar sayılı kararıyla; dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup taraflar arasında yapılan 20.06.2012 tarihli sözleşmenin inançlı işlemin belgesi niteliğinde olduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, taşınmazın iadesi için davacı tarafın 232.079,25 TL ödeme yapması gerektiğinin bildirildiği, bu raporun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davacı vekilinin sunduğu dilekçe ve duruşmadaki bedeli depo etmeye hazır olduklarına ilişkin beyanları üzerine, bedeli depo etmek üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği, gerekli ihtaratın yapıldığı, davacı tarafça kesin süre dolduktan sonra bedelin depo edildiği, bedelin kesin süre içerisinde depo edilmesinin dava şartı olup kesin süre içerisinde depo edilmediği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, söz konusu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.07.2020 tarihli ve 2019/1678 Esas, 2020/683 Karar sayılı kararı ile ; " ... Bu açıklamalar doğrultusunda dava konusu olayda; Mahkemece, davacıya verilmiş olan 2 haftalık kesin sürenin yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar, dosyada davacı taraf süresinden sonra bedeli mahkeme veznesine depo etmiş ise de; Belirtilmelidir ki; dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, tapu kaydının iptali istenilen taşınmazın dava tarihindeki değerinden ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK) Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (istinaf edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür. Dava konusu olayda mahkemece taşınmaz başında keşif yapılarak dava konusu yerin dava tarihi itibari ile değeri belirlendikten sonra eksik harç da ikmal edilmesi gerekmektedir. Bu sebeplerle mahkemece; Davanın esasına ilişkin deliller toplanmadan karar verilmiş olduğu görülmüştür." gerekçesi ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla

; dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup taraflar arasında yapılan 20.06.2012 tarihli sözleşmenin inançlı işlemin belgesi niteliğinde olduğu, taraflar arasında imza edildiği, bu protokolde; davacı adına kayıtlı uyuşmazlık konusu Antalya ili, ... ilçesi 552 ada 11 parselde kayıtlı 356 m² alanlı ... Mahallesi ... Caddesi No:179 adresinde bulunan taşınmazın devir bedelinin 228.000,00 TL olduğu, devir bedelinin Yapı Kredi Bankasına aylık 2.894,25 TL bedelle, 51 taksitle, ayrıca taksitlerle birlikte 100.000,00 TL’nin 3 ay içinde ... (... Plastik Ltd. Şti. yetkilisi) tarafından ödeneceği, davacı Tuvana Boya’nın geçmiş hesaplarından 23.500,00 TL borcun bu hesaplardan düşüleceği, kira bedelinin yıl sonuna kadar 1.000,00 TL; 2013 yılı içerisinde 1.400,00 TL olacağı, 30.06.2013 tarihinde Nurullah Eren dükkanı geri almak isterse ödenen bedellerin toplamından 25.000,00 TL fark ödeyerek paranın tamamını verdiğinde dükkanın tapusunun iade edileceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacının ediminin tapu devri, 23.500,00 TL geçmiş borç, 6x1,000 +12x1.400,00 TL ve 25.000,00 TL tapunun geri alınması bedeli olduğu, davalının ediminin ise 100.000,00 TL ödeme ve 51 ay x 2.894,25 TL olduğu, tarafların sunduğu ve Mahkemece toplanılan kayıtlar sonucunda alınan bilirkişi raporunda davacı tarafın edim tutarı olan 318.906,75 TL'den davacı tarafça yapılan ödemeler toplamı 86.827,50 TL'nin düşülmesi halinde davacı tarafın borcunun 232.079,25 TL olup davacı tarafın bu bedeli mahkeme veznesine depo ettiği, sözleşmenin ahde vefa ilkesi gereği her iki tarafı da bağladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin inanç sözleşmesi olduğu, davacı tarafça eksik ödeme bedelinin depo edildiği, Mahkemece de depo edilen bedelin kararın kesinleşmesinden sonra davalı tarafa ödenmesine karar verildiği, bu sebeplerle İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinin ve kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; taraflar arasındaki sözleşmenin inanç sözleşmesi olduğu yönündeki kabulün yerinde olmadığını, inanç sözleşmesi olarak kabul edilmesi halinde ise taraflar arasında akdedilen protokol hükmünde iade alma hakkının belli bir süreye bağlı kılınması itibariyle süresi içinde kullanılmayan iade hakkı sebebiyle davanın reddi gerektiğini, kendi edimlerini yerine getirmeyen davacının tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağını, hatalı bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesinin doğru olmadığını, davalı müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 552 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki zemin kat 1 bağımsız bölüm numaralı dükkan ve asma katlı nitelikli taşınmazın tapuda davalı ... Plastik Alüminyum İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. adına tam hisse olarak kayıtlı olduğu, taşınmazı davalı şirketin satış yoluyla 26.06.2012 tarihinde 8341 yevmiyeli işlem ile davacı firmadan 132.000,00 TL bedelle satın almış olduğu, taraflar arasında, davaya konu olan 20.06.2012 tarihli "Protokol" başlıklı sözleşmenin imza edildiği, bu protokolde; davacı adına kayıtlı uyuşmazlık konusu Antalya ili, ... ilçesi 552 ada 11 parselde kayıtlı 356 m² alanlı ... Mahallesi ... Caddesi No:179 adresinde bulunan taşınmazın devir bedelinin 228.000,00 TL olduğu, devir bedelinin Yapı Kredi Bankasına aylık bedeli 2.894,25 TL olarak 51 taksitle, ayrıca taksitlerle birlikte 100.000,00 TL'nin 3 ay içinde ... (... Plastik Ltd. Şti. yetkilisi) tarafından ödeneceği, davacı Tuana Boya’nın geçmiş hesaplarından 23.500,00 TL borcun bu hesaplardan düşüleceği, kira bedelinin yıl sonuna kadar 1.000,00 TL; 2013 yılı içerisinde 1.400,00 TL olacağı, 30.06.2013 tarihinde Nurullah Eren dükkanı geri almak isterse ödenen bedellerin toplamından 25.000,00 TL fark ödeyerek paranın tamamını verdiğinde dükkanın tapusunun iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 14.857,42 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

***