Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - EL ATMANIN ÖNLENMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil ile el atmanın önlenmesi istekli dava sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 353.1.b.1. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 26/05/2022 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, maliki olduğu dava konusu 373 ada 2 parsel (eski 4619 parsel) sayılı taşınmaz üzerine, dava dışı kardeşi ...’ın, davalının babası olan dava dışı ... ...’dan faizle aldığı borca karşılık ipotek tesis edilmesine muvafakat ettiğini, davalının babasının tefecilik yaptığını ve yurt dışında yaşadığını, buradaki işlerinin ise davalı tarafından yürütüldüğünü, davalının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı icra takibi neticesinde dava konusu taşınmazın alacağa mahsuben davalıya ihale edildiğini, ihalenin feshi davasının retle sonuçlandığını, tefecilik eylemi nedeniyle borç ilişkisinin TBK’nın 27. maddesi anlamında kesin hükümsüz olup, bu borç ilişkisine dayalı olarak tesis edilen ipotek nedeniyle taşınmazın icra marifetiyle satışının da yolsuz tescil oluşturduğunu ileri sürerek, dava konusu 373 ada 2 parsel (eski 4619 parsel) sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline ve el atmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ihalenin feshi davasının retle sonuçlanıp kesinleştiğini, ceza yargılamasının devam ettiğini, faizle para verilmesinin söz konusu olmadığını, yurt dışında işletme sahibi olup maddi durumu iyi olan dava dışı babası ...’ın birikimlerini değerlendirmek istediğini, davacı ile kardeşinin nar toplama ve depolama işi teklifini kabul edip bu iş için 300.000 TL sermaye koyduğunu, güvence olarak da davacının taşınmazına 07/12/2012 tarihinde faizsiz kaydıyla ipotek tesis edildiğini, bilahare yapılan hesaplaşmada kendilerine 164.000 TL kar payı düştüğünün bildirildiğini ve bu paranın davacı ile kardeşi tarafından ödenmemesi nedeniyle ipotek bedelinin 464.000 TL olarak 04/12/2013 tarihinde yükseltildiğini, borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, satış işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, alacağa mahsuben taşınmazı ihaleyle edindiğini, yasal hak ve yetkilerini kullandığını, davacının kendi rızasıyla taşınmazı ipotek ettiğini ve halen icra dosyasında rehin açığı bulunduğunu, mülkiyet hakkı karşısında davacının el atmanın önlenmesi talebinin de yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/10/2020 tarihli ve 2018/226 Esas, 2020/192 Karar sayılı kararıyla; ihalenin usulüne uygun olduğunun mahkeme kararı ile saptandığı, zira ihalenin feshi davasının retle sonuçlandığı, tefecilik suçundan yapılan ceza yargılaması sonucunda davalının beraatine karar verilip kesinleştiği, yolsuz tescil iddiasının sabit olmadığı, dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı olması nedeniyle davacının el atmanın önlenmesi talebinin de dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. İstinaf Nedenleri

Davacının, dava dışı kardeşi ...’ın, davalının babası olan dava dışı ... ...’dan faizle aldığı borca karşılık davacının maliki olduğu dava konusu taşınmazın kaydına davalı lehine ipotek tesis edildiğini, 200.000 TL’lik borcun teminatı olmak üzere ipoteğin davacı tarafından kabul edildiğini, bu borcun davacıya değil, davacının kardeşine ait bir borç olduğunu, faiziyle birlikte 300.000 TL bedelle ipotek tesis edildiğini, bir yıl sonra tekrar faiz çalıştırılarak ve masraflarıyla birlikte ipotek bedelinin 464.000 TL olarak yükseltildiğini, bu borç ödenemeyince davalının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine girişip, taşınmazı alacağa mahsuben ihaleyle edindiğini, davalı hakkında tefecilikten 23/06/2015 tarihinde savcılığa şikayette bulunulduğunu, ihalenin feshi davasının ise retle sonuçlanıp kesinleştiğini, ceza yargılamasında haklılıklarının ortaya çıktığını, davalı taraf ile arada ticari bir ilişki olmadığını, bu hususta yazılı bir delil sunulmadığını, davacı tanığı ... ...’nın beyanlarının hiç dikkate alınmadığını, faizle para verildiğinin bu tanığın beyanıyla da ortaya konulduğunu, ticari defterler incelenmeden eksik incelemeyle karar verildiğini, faizle para verilmesi eyleminin kanunun emredici hükümlerine aykırı olup TBK’nın 27. maddesi anlamında kesin hükümsüzlük bulunduğunu, haksız şekilde tesis edilen ipoteğe dayalı olarak taşınmazın satışının da yolsuz tescil oluşturduğunu, taşınmazın da halen davacının kullanımında olup, hiçbir şekilde davalıya geçmediğini, bu husus bilirkişi raporuyla da sabit olduğu halde nazara alınmadığını, davalının 2016 yılından beri kayden maliki olduğu taşınmazı kullanmamış olmasının da yolsuz tescili ortaya koyduğunu, davalı tarafın delil sunmadığını, davalının keşif esnasında kira kontratı sunduğunu, bu delile itibar edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 17/09/2021 tarihli ve 2021/98 Esas, 2021/1137 Karar sayılı kararıyla; yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile el atmanın önlenmesi istekli eldeki davada davacının, kendi taşınmazı üzerine kardeşinin borcu nedeniyle davalı lehine ipotek tesis edilmesine muvafakat ettiği, borcun ödenmemesi üzerine davalı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığı, sonrasında dava konusu taşınmazın alacağa mahsuben davalı tarafından ihaleyle edinildiği, ihalenin feshi davasının retle sonuçlandığı, ihalenin usulüne uygun olduğunun mahkeme kararıyla saptandığı, tefecilik suçundan yapılan ceza yargılamasında davalının beraatine karar verilip kesinleştiği, davacının yolsuz tescil iddiasının ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ceza yargılamasında yolsuz tescil iddiasının haklılığının ortaya çıktığını, davalının yolsuz tescil iddiasını reddederek ticari ilişkiye dayandığını, ancak ticari ilişkiye dair ticari defter kaydı ya da makbuz sunmadığını, davalının ticari ilişkiye girildiğini belirttiği tarihten önceki ipotek tesisine ilişkin hukuki işlemleri açıklayamadığını, ceza davasında tanık olarak dinlenen ... isimli kişinin beyanlarıyla da iddianın ispatlandığını, ancak ceza dosyasının içeriğinin dikkate alınmadığını, eksik inceleme yapıldığını, ceza dosyasındaki beraat kararına dayalı olarak eldeki davanın reddinin doğru olmadığını, eldeki davada dinlenen tanık beyanlarıyla da iddianın ispatlandığını, tanık ... ...’nın iddiayı doğrular şekilde beyanda bulunduğunu, faizle verilen paraya karşılık tesis edilen ipoteğe dayalı olarak yapılan icra takibi neticesinde dava konusu taşınmazın alacağa mahsuben davalıya ihale edilmesinin yolsuz tescil olduğunu, zira TBK’nın 27. maddesine göre kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunması nedeniyle borç ilişkisi hükümsüz olduğundan buna dayalı tescilin de yolsuz olduğunu, taşınmazın halen davacının kullanımında olup, hiçbir şekilde davalıya geçmediğini, bu hususun bilirkişi raporuyla da sabit olduğu halde nazara alınmadığını, davalının 2016 yılından beri kayden maliki olduğu taşınmazı kullanmamış olmasının da yolsuz tescili ortaya koyduğunu, davalı tarafın delil sunmadığını, davalının keşif esnasında kira kontratı sunduğunu, bu delile itibar edilemeyeceğini, davalı tarafın tahliye istemiyle 01/09/2021 tarihinde Kaymakamlığa başvurduğunu, ancak tahliyenin gerçekleşmediğini, davalının istinaf aşamasında ihtarname keşide ederek tahliye isteminde bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” 1022/1. maddesinde; “Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.”, 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024/2. maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.”, 1024/3. maddesinde, “ Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur.

3.3. Değerlendirme

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V.3.2) numaralı paragrafta yer verilen yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre, (IV.3) numaralı paragrafta yer verilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

VI. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına, 26/05/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

***