"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
.....
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki tescil davası sonunda Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 19/06/2019 tarihli ve 2019/256 Esas - 2019/412 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan ...'ın tapu kayıtları ile malik olduğu taşınmazları ve bu taşınmazlardaki paylarını satış ve ölünceye kadar bakma akti ile oğlu davalı ...'a temlik ettiğini, devrin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, mirasbırakandan davalıya gelen paylara karşılık olarak 103 ada 5, 9 ve 13, 104 ada 6 ve 20, 119 ada 35 , 120 ada 120 ve 123 ada 21 ve 23 numaralı kadastral parsellerin davalı ... adına tescil edildiğini, davalı ...'ın da bu taşınmazlardan 103 ada 9 ve 13 , 104 ada 20 , 119 ada 35, 123 ada 21 ve 23 parsel sayılı taşınmazları yakın akrabası diğer davalı ...’e, 103 ada 5 parsel sayılı taşınmazı ise oğlu olan öteki davalı ...'a devrettiğini, bu temliklerin de gerçek satışlar olmayıp muvazaalı devirler olduğunu ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar, iddianın doğru olmadığını, mirasbırakanın felçli ve prostat kanseri olması nedeniyle yaklaşık 7-8 yıl kadar oğlu ile torunu ... tarafından bakılarak tüm ihtiyaçlarının karşılandığını, ayrıca dava konusu edilen parsellerin çoğunun mirasbırakandan gelmediğini, bir kısmının şufa davası yoluyla, bir kısımının ise üçüncü kişilerden satın alınmak suretiyle edinildiğini, 103 ada 5 parsel sayılı taşınmazın Tarım Bağkur kaydı yaptırabilmesi için davalı ...'a temlik edildiğini, bir kısım taşınmazların da haciz gelmemesi için diğer davalı ...'e devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlar; davalı ...'ın yargılama aşamasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30/05/2013 tarihli ve 2006/288 Esas - 2013/220 Karar sayılı kararıyla, mirasbırakan tarafından yapılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 17/03/2015 tarihli ve 2013/18344 Esas - 2015/3685 Karar sayılı kararıyla; "..kadastro öncesinde geldisi 08.08.1980 tarih ve 10 sıra numarası olan tapunun 08.08.1989 tarih ve 11 sıra numarasında kayıtlı taşınmaz ile yine geldileri 12.3.1936 tarih ve 29, 30, 31, 32, 35 ve 34 sıra olan, tapunun 08.08.1989 tarih ve 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 sıra numarasında kayıtlı taşınmazların kadastro tespiti ile dava konusu parsellere revizyon görüp görmediğinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanması, iptali istenilen parsellere revizyon gördüğünün saptanması halinde ise, bu parsellerde muristen gelen payların belirlenmesi ve belirlenecek bu paylar üzerinden davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, değinilen yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, dava konusu 09.01.1976 tarih ve 10 sıra numarasında kayıtlı taşınmazda davalı ... ...'ın 1/3 payını muristen değil, dava dışı ... oğlu ...'den satış suretiyle edindiği, murisin ise sadece satıcı ... oğlu ...'nin vekili sıfatıyla hareket ettiği belirlenmesine karşın, bu parselin kabul kapsamına alınması da isabetli değildir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26/05/2016 tarihli ve 2015/402 Esas - 2016/456 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 04/12/2018 tarihli ve 2018/2665 Esas - 2018/15199 Karar sayılı kararıyla; "Hemen belirtmek gerekir ki; hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca çekişme konusu 104 ada 6 ve 20, 103 ada 5, 9 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda çekişme konusu 119 ada 35 120 ada 120 parsel sayılı taşınmazlar ile 123 ada 21 ve 23 parsel sayılı taşınmazların dayanak tapu kayıtlarından biri olan 09.01.1976 tarih ve 10 no.lu tapu kaydına göre, davalı ... ...'ın 2/3 payını dava dışı ... oğlu ...'den edinmiş olmasına karşın, ... oğlu ...'nin 1/3 payının vekili mirasbırakan tarafından kendi 1/3 payı ile beraber davalı ... ...'a satış suretiyle devredildiği belirtilmiş Mahkemece de bu parsellerin 1/3 payı kabul kapsamına alınmıştır. Oysa, anılan parsellerin dayanak tapu kayıtlarını 09.01.1976 tarih ve 10 nolu tapu kaydı ile 18.7.1985 tarih ve 19 no.lu tapu kayıtları oluşturmakta olup, 09.01.1976 tarih ve 10 nolu taşınmazın 2/3 payı ... oğlu ... adına kayıtlı iken, ...'ye vekaleten miras bırakanın temliki ile davalının pay sahibi olduğu, 18.07.1985 tarih ve 19 no.lu taşınmazın ise 1/3 payı Muhammer ... adına kayıtlı iken Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.06.1985 tarihli ve 123/126 sayılı kesinleşmiş ilamı ile edinildiği, miras bırakanın anılan parsellerde pay temlik etmediği sabittir. Hal böyle olunca, çekişme konusu 119 ada 35, 120 ada 120 ile 123 ada 21 ve 23 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle karar ikinci kez bozulmuş; Dairenin 20/03/2019 tarihli ve 2019/453 Esas - 2019/1988 Karar sayılı kararıyla davacının karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
6. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar
Mahkemenin 19/06/2019 tarihli ve 2019/256 Esas - 2019/412 Karar sayılı kararıyla, 119 ada 35, 120 ada 120 parsel, 123 ada 21 ve 23 parsel sayılı taşınmazlar yönünden bozma kararında belirtilen gerekçelerle davanın reddine, diğer taşınmazlar bakımından ise daha önce verilen hükmün Dairece onandığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
8.1. Davacı vekili, 09/01/1976 tarihli 10 sıra no.lu tapu kaydının Tapu Müdürlüğü tarafından başta eksik ve hatalı gönderildiğini, talepleri üzerine Mahkemece dosyaya yeniden getirtilen kayda bakıldığında mirasbırakanın taşınmazdaki 1/3 payını asaleten, kardeşi ...'ye ait 1/3 payı ise vekaleten oğlu ...'a satış yoluyla devrettiğinin sabit olduğunu, böylelikle çekişme konusu 119 ada 35, 120 ada 120 ile 123 ada 21 ve 23 parsel sayılı taşınmazlarda mirasbırakan tarafından davalı ...'a pay temlikinin olmadığı tespitinin hatalı olduğunu, keşifte belirlenen nispi harç tamamlattırılmadan davalı lehine keşifte belirlenen değer üzerinden vekalet ücreti takdirinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir.
8.2. Davalılar vekili, muvazaa iddiasının ispatlanamadığını, zirai bilirkişinin mirasbırakan ile davalı ... arasında herhangi bir satış olmamasına rağmen Mart 1936 tarih 30 sırada kayıtlı taşınmaz payı yönünden kendi yorumunu katarak hukuki mütalaa verdiğini, taşınmazı tapu siciline güvenerek iyiniyetle edinen kişilerin kazanımının korunması gerektiğini, 104 ada 20 parsel yönünden hüküm tesis edilmediğini, 103 ada 5, 9, 13, 104 ada 6 parsel sayılı taşınmazların ölünceye kadar bakma karşılığında temlik alındığını, ölmeden önce 6- 7 yıl yatalak olan mirasbırakana oğlu ... ve ...'dan torunlarının baktığını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1. 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
9.2.2. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
9.2.3. Hemen belirtilmelidir ki; mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu müessese, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli 21/9 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı).
"Usuli kazanılmış hak" kurumunun bir çok hukuk kuralında olduğu gibi, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile Yargıtay içtihatlarıyla getirilmiş istisnaları bulunmaktadır.
a-) Mahkemenin bozmaya uymasından sonra bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkarsa, bu yeni İçtihadı Birleştirme Kararının mahkemede ve Yargıtayda görülmekte olan bütün işlere uygulanması gerekir. Buna karşı usuli kazanılmış hak iddiasında bulunulamaz. (09.05.1960 ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı).
b-) İçtihadı Birleştirme Kararında olduğu gibi, bozmadan sonra yürürlüğe giren ve geçmişe etkili bir yeni yasa karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla meydana gelen usuli kazanılmış hak, hukukça değer taşımaz.
c-) Benzer şekilde; uygulanması gereken bir yasa hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirse, artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2004 günlü, 2004/10-44 E, 19 K.)
d-) Bu sayılanların dışında ayrıca, görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi, "kamu düzeni" ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-6. Baskı, cilt 5, 2001)
9.3. Değerlendirme
9.3.1. Davanın 30.000,00 TL üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, Mahkemece taşınmazların değerinin keşfen belirlendiği, ancak yargılama sırasında harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle, keşfen belirlenen dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus göz ardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
9.3.2. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1927 doğumlu mirasbırakan ...'ın 28.04.2000 tarihinde öldüğü, geride dava dışı sağ eşi ile davacı kızı ve davalı oğlunun mirasçı olarak kaldıkları, mirasbırakanın tapunun 8.8.1980 tarih ve 10 sıra numarasında kayıtlı taşınmazın tamamı ile 12.03.1936 tarih ve 29, 30, 31, 32 ve 35 sıra numarasında kayıtlı taşınmazlardaki 1/3 paylarını ve 15.07.1930 tarih ve 34 sıra numarasında kayıtlı olan taşınmazın 1/3 payını 8.8.1989 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile 09.01.1976 tarih 10 sıra numarasında kayıtlı taşınmazın 1/3 payını satış suretiyle oğlu davalı ...'a temlik ettiği, 20.03.1996 ve 21.03.1996 tarihlerinde yapılan kadastro tespitleri sonucunda harici ve rızai taksimlerden sözedilerek 103 ada 5, 9 ve13 , 104 ada 6 ve 20, 119 ada 35, 120 ada 120 ile 123 ada 21 ve 23 parsellerin davalı ... adına tespit ve tescil edildiği, davalının ise bu taşınmazlardan 103 ada 5 parsel sayılı taşınmazı 23.07.2004 tarihinde diğer davalı ...'a, 103 ada 9 ve 13, 104 ada 20, 119 ada 35, 123 ada 21 ve 23 parsel sayılı taşınmazları 06.09.2005 tarihinde öteki davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; mirasbırakan tarafından yapılan çekişme konusu taşınmazların temlikinin kız çocuğu olan davacıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, davalı ...’un mirasbırakanın torunu (davalı ...'ın oğlu) olduğu, çekişmeli taşınmazların mirasbırakan tarafından muvazaalı devredildiğini bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu, cevap dilekçesindeki savunmaya göre, diğer davalı ...'in de durumu bildiği ve 4721 sayılı TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı şüphesizdir. Davalılar vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
9.3.3. Tapu Müdürlüğünün 23/02/2010 tarihli yazısı ekinde dosyaya gönderilen ve çekişme konusu 119 ada 35, 120 ada 120 parsel sayılı taşınmazlar ile 123 ada 21 ve 23 parsel sayılı taşınmazların dayanak tapu kayıtlarından biri olan 09.01.1976 tarih ve 10 nolu tapu kaydında; taşınmazın 2/3 payı dava dışı ... oğlu ... adına kayıtlı iken bu payın tamamının davalı ...’a satış suretiyle devredildiği, devir işlemini satıcı ... oğlu ... adına vekaleten mirasbırakan ...’ın gerçekleştirdiği belirtilmekte iken, davacı vekilinin 21/10/2010 tarihli duruşmada, tapu kaydının iktisap sebebinin hatalı olduğunu ileri sürmesi neticesinde Tapu Müdürlüğünün 26/10/2010 tarihli yazısı ekinde dosyaya gönderilen tapu kaydında; mirasbırakan ... ve dava dışı ... oğlu ... taşınmazda 1/3’er paydaş iken, taşınmazdaki paylarını davalı ...’a satış suretiyle devrettikleri, mirasbırakanın kendi adına asaleten, ... oğlu ... adına vekaleten devir işlemini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Dairenin 04/12/2018 tarihli bozma ilamında, mirasbırakanın davalıya pay temlik etmediği gerekçesiyle çekişme konusu 119 ada 35 120 ada 120 ile 123 ada 21 ve 23 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilmiş ise de, maddi hataya dayalı bu hususun kazanılmış hak teşkil etmeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca, mirasbırakan tarafından davalıya temlik edilen çekişme konusu 119 ada 35, 120 ada 120 ile 123 ada 21 ve 23 parsel sayılı taşınmaz payları yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
9.3.4. Dairenin 04/12/2018 tarihli bozma kararı ile kabul kapsamındaki çekişme konusu 104 ada 6 ve 20, 103 ada 5, 9 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalılar vekilinin davanın kabulüne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiş olup, önceki mahkeme hükmü Dairece açıkça onanmadığı halde anılan taşınmazlar bakımından önceki kararın kesinleştiği gerekçesiyle bu konuda yeniden karar verilmemiş olması da isabetsizdir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma kapsamına göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 31/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.