"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli dava sonunda verilen davanın reddine ilişkin karar tereke temsilcisi tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 22/03/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edilen davalılar ... v.d. vekili Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davacılar vekili ve davalı ... v.d. gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar, çekişmeli 141 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 2835/21771 oranında paydaşı olan davalı ...’ya karşı mirasbırakanları ... ... tarafından Kadastro Mahkemesinde açılan tespite itiraz davasının yargılaması devam ederken, davalının 21/05/1997 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini ancak Kadastro Mahkemesince hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğini; davalının, kabul beyanına rağmen edimini yerine getirmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı adına kayıtlı payının iptali ile ... ... mirasçıları adına tesciline; olmadığı takdirde dava konusu taşınmazdaki payın rayiç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişler, aşamada ... ... terekesine Kumluca Sulh Hukuk Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli, 2019/189 E., 2019/334 K. sayılı kararı ile davacılardan ... temsilci olarak atanmıştır.
II. CEVAP
Davalı, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, dava konusu taşınmaz ile ilgili kesin hüküm bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuş, aşamada ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin, 24/02/2014 tarihli, 2008/7 E. 2014/105 K. sayılı kararı ile; hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10/05/2018 tarihli, 2015/14299 E. 2018/3179 K. sayılı kararı ile; ''...çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının davacıların murisi ... (...) ... bakımından 30.01.2004 tarihinde kesinleşmiş olduğunun kabulü zorunlu olup, Mahkemenin hak düşürücü süre nedeniyle red kararı doğru değildir. Ancak davacı tarafın istemi; çekişmeli taşınmazın tapuda davalıya ait payının; murisleri ... ... mirasçıları adına tescili istemine ilişkin olup murisin dosya içerisinde bulunan veraset ilamından davacılar ..., ... ve ... dışında da mirasçılarının bulunduğunun anlaşılmasına göre; öncelikle dava dışı diğer mirasçıların davaya katılımı veya muvafakatlarının alınması ya da terekeye temsilci tayin ettirilmesi için süre ve imkan tanınmalı, aktif dava ehliyetinin sağlanması halinde; davalı ...’nın hüküm tarihinden sonra 12.09.2014 tarihinde öldüğü dikkate alınarak onun mirasçılarını davaya dahil etmek üzere davacı tarafa süre ve imkan tanınmalı; Kadastro Mahkemesinin temyiz edilmeyerek 30.01.2004 tarihinde kesinleşen 17.12.1999 tarih ve 1990/97 Esas, 1999/358 Karar sayılı ilamının taraflar arasında kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği düşünülmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır..'' gerekçesi ile bozulmuştur.
3. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 02/07/2020 tarihli, 2018/329 E. 2020/156 K. sayılı kararıyla; "Usul ve yasaya uygun, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi bozma ilamı" gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tereke temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Tereke temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; kararın gerekçesiz olduğunu, bozma ilamındaki hususlar değerlendirilmeden karar verildiğini, Kadastro Mahkemesi kararının taraflar arasında kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği ve davalının kabul beyanı hususlarına değinilmediğini, Kadastro Mahkemesi dosyasında davalı ... ... tarafından davanın kabulüne ilişkin dilekçe sunulduğunu, Kadastro Mahkemesi dosyasında ... ... ve ... ...'dan başka taraf bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. 6100 sayılı HMK’nın 114/1-i maddesinde “Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.” dava şartları arasında düzenlenmiştir.
6.2.2. Kesin hüküm adli gerçeği ifade eder. Kesin hükümle amaçlanan ise; aynı kişiler arasında, aynı dava konusu uyuşmazlık hakkında mahkemelerin sınırsız şekilde meşgul edilmesini engellemektir. Bu şekilde hem kişiler, hem de devlet için hukuki güvenlik sağlanmaktadır.
6.2.3. HMK'nın 303. maddesine göre kesin hüküm hakkında; "1- Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. 2- Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder,..." şeklindeki düzenlemeyle, şekli anlamda kesinlik (yani o hükme karşı artık başvurulabilecek bir olağan kanun yolunun kalmaması ya da baştan beri hiç olmaması), maddi anlamda kesinliğin ön şartı olarak kabul edilmiştir. Maddenin devamında ise; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesini, her iki davanın da taraflarının, dava sebeplerinin ve son olarak dava konularının aynı olması şeklinde belirlenen üç şarta bağlamıştır. Kesin hüküm, öncelikle hükmü veren mahkeme de dahil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Bir hüküm maddi anlamda kesinleştikten ve hangi tarafın ne yönde haklı olduğu tespiti yapıldıktan sonra artık tüm mahkemeler, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak, aynı dava konusu hakkında verilmiş bulunan kesin hüküm ile bağlıdırlar.
7.3. Değerlendirme
7.3.1. Somut olaya gelince, 1989 yılında yapılan kadastro sonucu Kumluca/Sarıcasu köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 141 ada 5 parsel sayılı 21.771,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, vergi kaydı ve miras yoluyla gelen hakka dayanılarak davalı ..., davacıların mirasbırakanı ... ... (...) ve müşterekleri adına tespit edildiği; anılan parsel hakkında dava dışı ... ve mirasbırakan ... ...’nın askı ilan süresi içerisinde ayrı ayrı tespite itiraz davası açtıkları, ...’un açtığı ve Kumluca Kadastro Mahkemesinin 1990/92 Esas sayılı dosyasında görülen dava sonucu verilen çekişmeli taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline dair hükmün, temyiz incelemesinden geçerek 10/03/1994 tarihinde kesinleştiği, mirasbırakan ... ... tarafından açılan tespite itiraz davasının yargılaması sırasında davalı ... ...’nın 21/05/1997 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiği, ancak Kumluca Kadastro Mahkemesinin 17/12/1999 tarihli, 1990/97 E. 1999/358 K. sayılı kararı ile; keşif avansının verilen kesin süre içinde yatırılmadığı ve davacının keşif delilinden vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine; anılan parselin daha önce (Kadastro Mahkemesinin 21/01/1992 tarihli, 1990/92 E. 1990/23 K. sayılı ilamı ile) tapuya tescil edildiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeksizin 30/01/2004 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta olup şu halde, şeklî anlamda kesinleşmiş olan yukarıda bahsi geçen hükmün, eldeki dava yönünden maddi anlamda da kesin hüküm teşkil edeceği, bir başka ifade ile Kumluca Kadastro Mahkemesinin 17/12/1999 tarihli, 1990/97 E. 1999/358 K. sayılı kararı temyiz edilmediğinden anılan davadaki davalının kabul beyanına itibar edilemeyeceği kuşkusuzdur.
7.3.2. Hal böyle olunca, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm yönünden değerlendirme yapılmaması doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, Kumluca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/07/2020 tarihli, 2018/329 E. 2020/156 K. sayılı kararının gerekçesi bu şekilde değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiştir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; tereke temsilcisinin temyiz itirazlarının reddine, re'sen yapılan inceleme sonucu (IV/7.3.1. ve IV/7.3.2.) numaralı paragrafta belirtilen gerekçelerle, kararın gerekçesi değiştirilmek suretiyle 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.