"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair 05/10/2021 tarihli ve 2021/508 Esas, 2021/1457 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, 5943 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki M blok 27 no.lu bağımsız bölümün dava dışı ... ... adına kayıtlı iken, bu kişi aleyhine açtığı tapu iptal ve tescil davası sonunda Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.10.2018 kesinleşme tarihli, 2013/877 E., 2015/175 K. sayılı hükmü uyarınca adına tesciline karar verildiğini, dava dışı ... ... tarafından çekişme konusu taşınmazın bahsi geçen mahkeme hükmü infaz edilmeden davalıya satış suretiyle devredildiğini, davalının ediniminin yolsuz hale geldiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında dava konusu talep ve alacağını 20.12.2019 tarihinde ...’a devretmiştir.
II. CEVAP
Davalı, devir esnasında çekişme konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir şerhin bulunmadığını, bu nedenle bedelini ödemek suretiyle dava dışı ... ...’den dava konusu taşınmazı 300.000 TL bedelle aldığını, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalıya çekişme konusu taşınmazı devreden dava dışı ara malik ... ...’in iktisabının kesinleşmiş mahkeme hükmü uyarınca iptal edildiği, bu nedenle davalının 6100 sayılı HMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ve tanığı İsmet Parlak hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, Mahkemece soruşturma sonucu beklenmeden karar verildiğini, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 01/07/2020 tarihli davaya ilişkin beyan dilekçesinin kendilerine ibraz edilmediğini, Mahkemece verilen hükmün gerekçeli olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 05/10/2021 tarihli 2021/508 Esas 2021/1475 Karar sayılı kararıyla; davacı arsa sahibi ile dava dışı müteahhit ... ... arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin kesinleşmiş mahkeme kararı ile iptal edildiği, dava dışı müteahhit ... ...'in edimini yerine getirmemesi nedeniyle dava konusu taşınmazın mülkiyetini kazanmadığı, böylece onun tarafından davalıya yapılan devrin de dayanaksız kaldığı, yolsuz hale geldiği, müteahhidin kazanamadığı taşınmazı, davalının TMK 1023.maddesindeki iyi niyete dayanarak kazanamayacağı gerekçesiyle, HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ve tanığı İsmet Parmak hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 2020/19961 ve 2020/11633 sayılı dosyaları ile "Nitelikli Dolandırıcılık" suçlamasından dolayı soruşturma yürütüldüğünü, bahse konu soruşturmalar eldeki davanın esasını etkileyeceğinden dolayı bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, Anayasa'nın 141. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine aykırı olarak Mahkeme kararının gerekçe içermediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” 1022/1. maddesinde; “Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.” ve aynı Kanun'un 1025/1 inci maddesi ''Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.'' denilmektedir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur.
3.2.2. TMK’nın 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024/1. maddesinde; “ Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024/2. maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” 1024/3. maddesinde; “ Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
3.3. Temyiz Nedenlerinin Değerlendirilmesi
3.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 5943 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki M blok 27 numaralı bağımsız bölüm dava dışı ... ... adına kayıtlı iken, davacı tarafından Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/877 Esas 2015/175 Karar ve 30/10/2018 kesinleşme tarihli kararı ile ... ... aleyhine iptal tescil istemiyle açılan davanın kabulüne karar verildiği, kesinleşmiş Mahkeme hükmüne rağmen ... ... tarafından üzerinde herhangi bir şerh bulunmayan dava konusu taşınmazın davalı ... ...’a 01/06/2017 tarihinde 176.000 TL bedelle devredildiği, davacı tarafından 20.12.2019 tarihli “temlik sözleşmesi” başlıklı belgede, dava konusu taşınmazdan kaynaklanan tüm hak ve alacakların ferileri ile birlikte ...’a devrinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
3.3.2. Somut olayda, kesinleşmiş Mahkeme hükmüne rağmen dava konusu taşınmazın ... ... tarafından davalı ...’a devredildiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
3.3.3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları sayılmıştır.
HMK'nın 114/1-d maddesi gereğince, tarafların yargılamanın her aşamasında taraf sıfatına sahip olmaları zorunludur.
3.3.4. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri uyarınca tapulu taşınmazların satışının resmi şekilde yapılması zorunludur. Bu nedenle harici satışlara mülkiyetin devri anlamında hukuksal bir değer verilemez.
3.3.5. Taraflar arasında düzenlenen 20/12/2019 tarihli adi yazılı sözleşmenin kanunun aradığı anlamda mülkiyetin naklini doğuracak bir akit olmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, sonuç doğurmayan temlik sözleşmesi ile davacı ... yerine, davada taraf sıfatı bulunmayan temlik alan sıfatı ile ... lehine yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının değinilen yönlerden kabulü ile
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesinin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 saylılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 09/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
- MUHALEFET ŞERHİ -
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Yargılama sırasında davacı, HMK'nın 125/2. maddesi gereğince dava konusuna ilişkin hakkını temlik etmiş, temlik alan tarafından yargılamaya devam olunmuş, yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de başvuru esastan reddedilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan ihtilaf; davacının yargılama sırasında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin dava konusunu devredip edemeyeceğine ilişkindir. Dosya kapsamı ile sair hususlarda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK’nın 125.maddesi dava konusunun devrini düzenlemiş, 2. fıkra ile de davacının dava konusunu devri hüküm altına alınmıştır. Bu maddenin başlığı “Dava konusunun devri” olup, 2.fıkra ile “Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.” şeklinde düzenlenmiştir.
Dava konusunun ne olduğuna gelince; en basit tanımı ile, davacı tarafından davaya konu yapılarak mahkemeden hüküm altına alınması istenen hak veya alacaktır. Bu tariften de anlaşılacağı üzere dava konusu sadece alacak olarak sınırlandırılmamıştır. Eğer öyle olsaydı Yasa Koyucu HMK’nın 125. maddesini düzenlerken sadece alacağın temlikini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu 183 v.d. maddelerini göz önüne alarak, sadece “dava konusu alacağın devrinden” bahseder,” dava konusu” ibaresini kullanmazdı.
Gayrimenkulün devrinin nasıl yapılacağını düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 706, Türk Borçlar Kanunu’nun 237 ve Tapu Kanunu’nun 26. maddeler nazara alındığında, taşınmazların devrine ilişkin temliklerin tapu memuru huzurunda yapılması şart ise de, taşınmaz devir borcu doğuran sözleşmelerin noterde veya mahkeme huzurunda yapılması yeterli olup, somut davada davacı temliknameyi Mahkemeye ibraz ederek temlikte bulunmuştur. Davalı tarafından buna itiraz edilmemiş olup temliklerin mahkeme huzurunda yapılmış olması nedeniyle bu sözleşmelerin geçerli olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. Noterde yapılan sözleşmeyi kabul edip, mahkeme huzurunda yapılan sözleşmenin kabul edilmemesi mümkün değildir. Aksinin kabulü halinde noterde yapılan gayrımenkul satış vaadi sözleşmelerine dayalı olarak açılan cebri tescil davalarının görülmesi de mümkün olmayacaktır. Diğer yandan davacıların dayandığı sözleşme mülkiyeti nakletmeyip, TMK’nın 706.m. gereğince mülkiyetin devir borcunu doğurmakta, mülkiyetin nakli mahkeme kararı ile gerçekleşmektedir.
Sonuç itibariyle, HMK’nın 125. maddesi ile dava konusunun davacı tarafından da devri düzenlenip, bu hususta taraflar arasında düzenlenen 20.12.2019 tarihli dilekçe mahkemeye ibraz edilip, gerek devreden gerekse devralanın vekili aynı olmakla temlik hususunda devreden ve devralan arasında bir uyuşmazlık da bulunmadığına göre temlikname hususunda bir şüphe bulunmamaktadır. Diğer yandan dava konusu sadece alacak hakkından ibaret olmayıp, gayrimenkuller açısından bir istisna getirilmediğine, temlikin mahkeme huzurunda yapılması karşında söz konusu temlike değer verilerek yapılan yargılama sonucu verilen hüküm esas bakımından da doğru bulunmakla kararın onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyoruz.