"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
..........
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TENKİS
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil-tenkis istekli dava sonunda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 07/12/2021 tarihli ve 2019/1670 Esas – 2021/1774 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakanları ... ...'ın maliki olduğu 578 ada 10 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak önce muris babaları ... ...’a temlik ettiğini, babaları ...’in de çekişme konusu taşınmazın 2/4 payını davalı oğluna devrettiğini, mirasbırakanların satış tarihinde paraya ihtiyaçları olmadığı gibi, davalı tarafından da herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca davalının alım gücünün de bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile 2/4 payının adına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, süresinde açılmayan davanın zamanaşımına uğradığını, 1973 yılından askere gittiği tarih olan 1977 yılına kadar sigortalı olarak çalıştığını, 1979 yılında askerden geldiğini ve KARSAN’ da sigortalı olarak çalışmaya başladığını, aldığı maaşın da dönemin koşullarında oldukça yüksek olduğunu, taşınmazı satın aldığı dönemde babalarının oldukça borçlandığını, borçlarını kapatmak için arsayı satmak isteyince, kendisinin babasının borçlarını kapattığını ve arsayı bedelini ödeyerek satın aldığını, hayatı boyunca çalıştığını ve hem babasını hem de davacıyı maddi olarak desteklediğini, dava konusu taşınmaz üzerindeki evi de kendi geliri ile yaptırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bursa 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/04/2019 tarih ve 2019/1670 E- 2021/1774 K sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın üzerinde iki adet tek katlı bina bulunduğu, bu binaların bir adedinin halen kullanılmadığı, emlak vergi bildirimine göre bu binanın 1960 yılında yapıldığı, muris ... ...'ın söz konusu evin yapımı sırasında maddi durumunun iyi olduğu, söz konusu evi muris ... ...'ın yaptığının dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğu anlaşılmakla, muris ... ...'ın dava konusu taşınmazın 1/2 hissesini tarafların murisi ... ...'a temlikteki amacının mirasçılardan mal kaçırmak değil, dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan avlulu tuğladan yapılma bir katlı evin muris ... ... tarafından yapılması olduğu, bu hususun aksinin yani muris ... ...'ın temlikteki amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğu hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı, bu durumda 01/04/1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının olayda uygulama yeri bulunmadığı gerekçesiyle muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin reddine, muris ... ...'ın yaptığı temlikin mirasçıların saklı payını zedelemek kastı ile yapılmadığının sabit olduğu gerekçesiyle tenkis talebinin de reddine karar verilmiş,
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davacı vekili dilekçesinde özetle; muris tarafından davalıya yapılan satışın değerlendirilmediğini, mahkemenin birçok konuda eksik inceleme yaptığını, bunlardan en önemlisinin davalıya muris ... ... tarafından yapılan satış olduğunu, dava dilekçesinde hem murisler arasında yapılan hem de muris ... ... tarafından davalı ...'a yapılan satışların muvazaalı olduğu belirtilmesine rağmen mahkeme tarafından sadece murisler arasında yapılan satışın değerlendirildiğini, satışın gerçek bir satış olduğunu gösteren ödeme yapıldığına dair herhangi bir belge olmadığını, tanık beyanlarından, yapılan devrin muvazaalı olduğunun ortada olduğunu, her iki satışın da birinci derece kan hısımları arasında yapılmış ve her iki satışta da alıcılara ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir belgenin olmadığını, mahkemenin bu durumu da göz ardı ettiğini, alınan harç ve dolayısıyla hesaplanan vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 07/12/2021 tarihli ve 2019/1670 Esas – 2021/1774 Karar sayılı kararıyla; murisler ... ve ... ...'ın davacı kızlarından mal kaçırmalarını gerektirir somut bir olgunun ortaya konulmadığı, muris ... ...'ın maliki olduğu dava konusu taşınmaz hissesinin tamamı ile yine maliki olduğu diğer taşınmaz hisselerini temlik etme imkanı varken etmeyerek muris ... ...'a dava konusu taşınmazdaki hissesinin yarısını temlik ettiği hususu dikkate alındığında, dava konusu temliklerin davacı mirasçıdan mal kaçırma amacına yönelik olarak muvazaalı olduğunun ispatlanamadığı, ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarıyla dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak devredildiği hususunu ispatladıklarını, bu nedenle iddianın ispatlanamadığına yönelik istinaf mahkemesi kararının yerinde olmadığını, davalının ise bedeli karşılığında taşınmazı aldığı yönünden savunma getirmesine rağmen, ödeme olgusunu ispat edemediğini, taraflara muristen intikal eden bir takım taşınmazların bulunmasının muvazaalı işlem olmadığının delili olamayacağını, tenkis taleplerinin reddine ilişkin gerekçenin de yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun'un 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.3. Temyiz Nedenlerinin Değerlendirilmesi
3.3.1.Somut olaya gelince; 1914 doğumu muris ... ...’ın 20/12/2007 tarihinde, yine 1914 doğumlu muris ... ...’ın ise 07/02/1994 tarihinde öldüğü, mirasbırakanlardan geriye davacı kızları ... ile davalı oğulları ...’in (ve muris ...’in mirasçısı olarak, ilk evliliğinden olma dava dışı kızı ... ile torunları...’nın) kaldıkları, eski 1156 parsel sayılı taşınmazın 697/3960 payı muris ... adına kayıtlı iken 349/3960 payını uhdesinde bırakıp, 348/697 payını 17/12/1976 tarihli satış işlemi ile eşi olan diğer muris ... ...’a devrettiği, daha sonra taşınmazın 5870 ada 10 parsel numarasını aldığı ve ½ şer paylı olarak murisler adlarına kayıtlı hale geldiği, mirasbırakan ...’in adına kayıtlı ½ payını 04/08/1989 tarihinde satış yolu ile davalı oğlu ...’e temlik ettiği, geri kalan ve muris ... adına kayıtlı olan ½ payın ise 10/06/2011 tarihli intikal işlemi ile davacı ve davalıya intikal ettiği, yine muris ... adına kayıtlı dava dışı 13 parça taşınmazın daha davanın taraflarına intikal ettiği, murisler adına aktif taşınmaz kaydı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
3.3.2. Hemen belirtmek gerekir ki, davacının dava dilekçesinde hem murisler arasında yapılan satış işleminin, hem de muris ...’den davalı adına yapılan devir işleminin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki temyize konu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı itibariyle, muris ...’dan devredilen kısım açısından mirastan mal kaçırma olgusunun ispatlanamadığı gözetilerek bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine.
3.3.3. Ancak dosyada yer alan veraset ilamından muris ...’in 3 kız, 1 erkek çocuğunun olduğu, dava konusu taşınmaz dışında başkaca taşınmazının bulunmadığı gözetildiğinde, muris ...'in davalı ... yaptığı devirde amacının kız çocuklarından mal kaçırmak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
3.3.4. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazda muris ...’den davalıya devredilen ½ pay yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin değinilen yönler itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nin 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14/04/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.