"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
.....
DAVA TÜRÜ : TAP İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, temyiz incelemesi sonucunda Dairece bozulmuş; mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, süresi içinde davalılar vekilince duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 07/06/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakanı ...'ın mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak 160 ada 33 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 4 nolu bağımsız bölümlerini davalı oğlu ...’a, 3 nolu bağımsız bölümünü ise davalı torunu ...’ye satış suretiyle devrettiğini, davalı ...’nin işlem tarihinde 11 yaşında olduğunu ileri sürerek dava konusu 4 adet bağımsız bölümün davalılar adına olan tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölmesi üzerine davayı mirasçıları sürdürmüşlerdir.
II. CEVAP
Davalılar, mirasbırakanın ölümünden sonra davacı ve dava dışı diğer mirasçı ...’in dava konusu 160 ada 33 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki hak ve alacaklarından feragat ettiklerini ve karşılığında bedel aldıklarını, buna ilişkin olarak aralarında feragatname düzenlendiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAKEMESİ KARARI
Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 22.01.2015 tarih 2011/298E., 2015/24K. Sayılı kararıyla, sûbut bulan davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 01.03.2018 tarihli 2015/5787 Esas, 2018/1301 Karar sayılı kararıyla; “...Ne var ki, mahkemece ihtilafın çözümüne yönelik olarak bahsi geçen belgedeki parmak izinin davacı ...’ye ait olup olmadığı yönünde herhangi bir araştırma yapılmadan sonuca gidilmiştir. Hal böyle olunca; davacı ...’nin resmi ve özel kurumlarda bulunan parmak izini havi mukayese belgeler temin edilerek Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilip 7.1.2003 tarihli "feragatnamedir" başlıklı belge aslındaki parmak izinin yargılama sırasında ölen davacı ...’ye ait olup olmadığı yönünde rapor alınması ve sonucuna göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm verilmesi isabetsizdir...” gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 25.06.2021 tarihli ve 2018/379E., 2021/404K. sayılı kararla; “feragatnamedir” başlıklı belgenin usulüne uygun düzenlenmediği, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı, davalıların alım gücü bulunmadığı, taşınmazların gerçek değerleri ve temlikte belirtilen değerler arasında fahiş fark bulunduğu, devirlerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4.Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; “Fergatnamedir” başlıklı belgenin ...’nin elinin ürünü olduğunu tespit edildiği, geçerli bir belge olduğunu, bozma ilamında geçerliliğinin değil, davacının elinin ürünü olup olmadığının araştırılması gerektiğinin belirtildiğini, belgenin davacının gerçek iradesini yansıttığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1.Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
9.2.2.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 297. maddesi “Mühür veya bir alet vasıtasiyle vazolunan imza veya cüzdan ile muamele icrasını itiyat etmiş olan müesseselerde muamelenin iptidasında tayin olunup bir sureti hesap defterine veya cüzdana mevzu bulunan mühür veya imza ile yapılacak muamele muteberdir. Bundan başka imza vaz'ına muktedir olamıyan veya yazı bilmiyen şahsın heyeti ihtiyariye ve mahallince maruf iki şahıs tarafından tasdik edilmiş ve el ile yapılmış bir işaret veya mühür istimal etmesi caizdir.” hükmünü içermektedir.
9.3. Değerlendirme
Kararın (IV/3.) numaralı paragrafında yer verilen gerekçelerle ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı davalı ...’dan 3.878,21 TL, davalı ...’den 1.694,45 TL bakiye onama harcının alınmasına, 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen dahili davacılar vekili için 3.815,00TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
-MUHALEFET ŞERHİ-
Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedene dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu edilen 33 parselde bulunan 1, 2 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin davalı ...’a, 3 no.lu bağımsız bölümün ise murisin torunu davalı ...’ye satışının bedelsiz, kızlardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu hususunda sayın çoğunlukla aramızda görüş ayrılığı yoktur.
Ancak dosya kapsamından muris ...’ın 20.03.2001 tarihinde ölümünden sonra mirasçıların bir araya gelip terekeyi paylaştığı, bu kapsamda davacı ...’nin 07.01.2003 tarihinde kardeşi ... ile birlikte bir kısım taşınmazlardaki haklarını davalı ...’a tapuda resmi olarak devrettiği, aynı gün düzenlenen “FERAGATNAMEDİR” başlıklı sözleşmeyle dava konusu edilen 33 parseldeki haklarının karşılığı olarak on milyar (10.000 YTL) TL para aldığına, bu haklarla ilgili olarak tenkis ve muvazaa davası açmayacağına ilişkin parmak basmak suretiyle taahhütte bulunduğu, Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvarının raporuna göre sözleşmedeki parmak izinin davacıya ait olduğu, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HMUK’nın 297. maddesi gereğince okuma yazma bilmeyen davacının parmak izi basarak düzenlediği belgenin geçersiz olduğu düşünülse dahi, davacının bu belgedeki bahsi geçen bazı taşınmazlardaki hakları aynı gün davali ...’a devrini sağlamış olması yani sözleşme gereğince resmi işlem yapılmış olmasının sözleşmenin davacının iradesine uygun olduğunu gösterdiği gibi, tanıklar ... ve ...’un beyanlarına göre davacının 10.000 YTL (eski para ile on milyar tl) parayı aldığı, tarafların helalleşip ayrıldıkları, böylece davalı ...’ın geçersiz de olsa sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirdiği, ayrıca bu sözleşmenin yapıldığı 07.01.2003 tarihinden itibaren 20.09.2011 tarihine kadar dava açılmamış olması, taşınmazların dava (2011) tarihindeki toplam değeri 326.379,49 TL, davacının miras payına düşen miktar ise 105.518,95 TL olduğundan 07.01.2003 tarihinde davacıya 10.000 YTL ödenmesinin makul düzeyde olması birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... tarafından murisin ölümünden sonra muvazaalı temliklerin karşılığı olarak davacıya para ödenmesi muvazaalı işlemi geçerli hale getirmez ise de; davacının karşılığını aldığı hak için sözleşmenin geçersiz yapılmış olmasından istifade ile muvazaa nedeniyle tapu iptali – tescil davası açmasının Medeni Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiği kanaatine vardığımdan, sayın çoğunluğun feragat sözleşmesinin geçersiz olarak yapılmış olması nedeniyle davanın kabulüne dair verilen kararın onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.