"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/34 E., 2021/226 K.
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesinde bulunan 140 ada 25 parsel sayılı taşınmazın keşifte gösterilecek 30 dönümlük kısmının kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit gördüğünü, bu kısma ilişkin elli yılı aşkın süredir zilyetliği bulunduğunu ve taşınmaza ait 05.11.1953 tarihli tapu kaydı olduğunu ileri sürerek taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine cevap dilekçesinde; taşınmazın ham toprak vasfı ile Hazine adına kaydedildiğini, kadastro tespitinden sonra on yıl geçmesi halinde kadastrodan önceki sebeplere dayanarak tapu iptali tescil davası açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, dava konusu taşınmazın evveliyatında 05.11.1953 tarih ve 23 sıra numaralı tescil tapusu ile davacının babası ve davacının amcası adına tapu kaydı verildiği, paylaşım sonucunda taşınmazın davacıya kaldığı, davacının amcasına ait olan kısımları da amcasının mirasçılarından satın aldığı, davacının uzun yıllardır malik sıfatıyla taşınmaz üzerinde zilyet bulunduğu ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil talebi koşullarının oluştuğu gerekçesi ile, davanın kabulü ile dava konusu 140 ada 25 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin 18.11.2015 tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 12.678,35 metrekarelik kısmının Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacıya ait 140 ada 2 parsel sayılı taşınmaza eklenerek davacı adına tapu kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 18.11.2019 tarihli ve 2016/11293 Esas, 2019/7398 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiği, davacının dayandığı Elbistan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.09.1952 tarihli ve 1952/269 Esas, 1952/208 Karar sayılı kararı ile oluşan tapu kaydının tescil krokisi ve ilgili dava dosyası ile davacının dayandığı Kasım 1953 tarih 23 sıra numaralı tapu kaydının revizyon görüp görmediği sorularak, revizyon görmüş ise uygulandığı taşınmazların kadastro tespit tutanakları getirtilerek dosyanın ikmal edilmesi ve bundan sonra mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen ve elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması gerektiği belirlenerek karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 1953 tarihli 23 sıra numaralı tapu kaydına ait tapu krokisinin sınırlarının tam manasıyla tespiti imkanının bulunmaması nedeniyle dava konusu taşınmaz ile çakıştırılmasının mümkün olmadığı, Elbistan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.09.1952 tarihli ve 1952/269 Esas,1952/208 Karar sayılı dosyasının mevcut dosyaya celbinin sağlanamadığı, davada davacının dayanak tapu kaydı dikkate alınmaksızın tespit tarihi olan 2005 yılından geriye doğru belgesizden zilyetlik yoluyla taşınmaz kazanımı şartlarının sağlanıp sağlanamadığı yönünde inceleme yapıldığı ve davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne 140 ada 25 parsel sayılı hali arazi vasfıyla tapuda kayıtlı taşınmazın fen bilirkişi ...'un 12.07.2021 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 12.768,35 metrekarelik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; keşifte belirlenen değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmediğini, Mahkeme kararının harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden bozulmasına veya bu yönlerden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir
Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlik koşullarının davacı lehine gerçekleşmediğini, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının zilyetlik konusunda hüküm kurmaya yeterli olmadığını, bozma kararı doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmadığını, eksikliklerin giderilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 20 inci maddeleri,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 nci maddesi,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2.Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Kadastro sonucu; ... köyü çalışma alanında bulunan 140 ada 1 parsel sayılı 575.041,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, hali arazi vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, taşınmazın 29.09.2010 tarihinde ifrazıyla 140 ada 23 parsel sayılı 209.981,72 metrekare yüzölçümlü, 140 ada 24 parsel sayılı 18.172,43 metrekare yüzölçümlü ve 140 ada 25 parsel sayılı 346.887,23 mertekare yüzölçümlü Hazine adına kayıtlı taşınmazlar oluşmuştur.
Mahkemece, davalının yasal hasım olduğu gerekçesiyle eksik harcın davacıdan alınmasına, yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup davanın niteliği ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326 ncı maddesi gereğince yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmesi gerekirken, davacı üzerinde bırakılmış olması ve dava kabul edildiği halde davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması hatalıdır.
Davalı Hazine aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle bakiye karar ve ilam harcının davalıya yükletilmesi gerekmekte ise de davalı Hazine Harçlar Kanunu uyarınca harçtan muaf bulunmaktadır. Davacı tarafın davası kabul edildiğinden aleyhine harç yükletilmesi mümkün olmadığı gibi peşin alınan harcın dahi iadesi gerekir. Bu durumda, davacı aleyhine harca hükmedilmiş olması da bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
1. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendi hüküm yerinden tamamen çıkartılarak yerine, “Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına; davacı tarafça yatırılan 229,02 TL harcın istek halinde davacıya iadesine,” ibarelerinin yazılmasına,
Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendi hüküm yerinden tamamen çıkartılarak yerine, “Davacı tarafından yapılan posta, tebligat, bilirkişi ücreti ve keşif harcı olmak üzere toplam 1.843,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ” ibarelerinin yazılmasına,
Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendi hüküm yerinden tamamen çıkartılarak yerine “ Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibarelerinin yazılmasına ve kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6100 sayılı HMK'nin geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.