Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Karakoçan ilçesi Karayazı Mahallesi çalışma alanında bulunan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek Hazine adına tespit ve tescil edilen 159 ada 7 parsel sayılı 5402,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine temsilcisi, taşınmazın Hazineye ait olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemece, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu, gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 159 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş.

IV. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Davalı Hazine temsilcisi, taşınmazın zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, davacı lehine tescil koşullarının da oluşmadığını belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3.2.1. 6100 sayılı HMK’nın 26.maddesinde, “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”

3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”

3.2.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesinde, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”

3.2.4. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesinde, “Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur.” hükümleri düzenlenmiştir.

3.3. Değerlendirme

3.3.1. Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.

3.3.2. Davacı, tescil ilamı ile oluşan tapu kaydına dayalı satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Tescil ilamının oluşumuna esas dava dosyası getirtilip krokisi mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmamış, zilyetlik araştırması yapılırken taşınmazın niteliğinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğrafları getirtilmemiş, soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık anlatımları ile taşınmazın kullanım durumunu ve toprak yapısını açıklama bakımından yetersiz, denetime elverişli olmayan zirai bilirkişi raporuna dayanarak karar verilmiştir.

3.3.3. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesi en az üç ayrı zaman dilimine ait stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenmeli, davacının tutunduğu tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri, revizyon gördüğü taşınmazların tutanak örnekleri, haritaları ve dayanağı olan belgeler ile tapu kaydının tesisine esas alınan ilamın dava dosyasının mahkemesinden getirtilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tutanak örnekleri oluşumundan itibaren dayanakları olan kayıtlar getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra; yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; taraf tanıkları, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

3.3.4. Yapılacak keşifte; davacının dayandığı tapu kaydı ve haritası uygulanıp kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi gereğince haritasına göre belirlenmeli, tapu kaydının haritasının uygulama kabiliyetinin bulunmaması durumunda ise sınırlarının yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için davacı tarafa tanık dinletme imkanı sağlanmalı, tapu kaydı dava dışı taşınmazlara revizyon görmüş ise, kaydın, revizyon gördüğü taşınmazları bir arada kapsayıp kapsamadığı hususu yöntemince açıklığa kavuşturulmalı, tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının tespiti halinde ise usulünce zilyetlik araştırması yapılmalı, bu kapsamda, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle jeodezi ve fotogrametri mühendisine inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmaz hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı, imar-ihyaya muhtaç olup olmadığı ve zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kime ait olduğu, öncesinde kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, ziraat bilirkişi kurulundan da, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili komşu taşınmazlarla mukayeseli olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

3.3.5. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

3.3.6. Kabule göre de; fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1258,41 metrekare yüzölçümündeki bölümün davacının tasarrufunda bulunduğunun belirtildiği, davacı dava dilekçesinde de açıkça taşınmazın yaklaşık 3000 metrekarelik bölümünün adına tescilini istediği halde, HMK'nın 26. maddesine aykırı şekilde talep aşılmak suretiyle 5402 metrekare yüzölçümüne sahip taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmesi dahi isabetsizdir.

V. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.04.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***