Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ

İLK DERECE MAHKEMESİ : ÇARŞAMBA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, mirasbırakan annesi ...’ın 110 ada 60 parsel sayılı taşınmazını mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiğini, mirasbırakanın maddi durumunun iyi olup, taşınmazı satmaya ihtiyacının olmadığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras haklarından feragat eden mirasçı Meliha dışındaki mirasçılar adına payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı, temlikin mal kaçırma amacıyla yapılmadığını, mirasbırakana kendisinin baktığını, tedavi sürecinde yanında olduğunu, temlikin minnet duygusuyla yapıldığını, mirasbırakanın başka taşınmazlarının da bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, temlikin mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı iddiasının davacı tarafça ispata edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.İstinaf Nedenleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mirasbırakan ile davacı arasında herhangi bir husumet olmadığını, ancak davacı ile davalı arasında husumet bulunduğunu, mirasbırakanın da davalı ile birlikte yaşadığını,davalının baskısı ile temliki gerçekleştirdiğini,mirasbırakanın eşi Kadir’in de davalıya taşınmaz devrettiğini, yine mirasbırakanın davalıdan olma torunlarına ve davalının eşine taşınmazlar devrettiğini,bu temlikler nedeniyle de davacı tarafça muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalar açıldığını, her iki mirasbırakanın amacının davacıdan mal kaçırmak olduğunu, davalının maddi olarak tüm mal varlığını mirasbırakanına borçlu olduğunu, temlikin mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığının ispatlandığını, Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20/04/2022 tarihli ve 2022/674 Esas 2022/970 Karar sayılı kararıyla;dosya içeriğine, toplanan delillere, muvazaa iddiasının HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesi gereği davacı tarafça ispatlanamamasına, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarına ek olarak, mirasbırakanın geriye kalan taşınmazlarının kıymetsiz ve birçok kişinin hissedar olduğu taşınmazlar olduğunu, mirasbırakanın en değerli taşınmazını davalıya devrettiğini, mahkemece sadece davalı tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3.2.1. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.3.2.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

3.2.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.", hükümlerine yer verilmiştir.

3.3. Değerlendirme

Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde oluşuna, özelikle; temlikin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı iddiasının TMK 6. ve HMK'nın 190. maddeleri gereğince ispatlanamadığı gözetilerek, (IV./3.) no.lu paragrafta yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

VI. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, onama harcı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 02/11/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

***